Kızlar, babalarından kardeşlerini doğuruyor

Kızlar, babalarından kardeşlerini doğuruyor

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü'nün geçtiğimiz Nisan ayında Türkiye Ensest Atlası hakkında verdiği röportajda kurduğu bir cümleydi bu: “Kızlar, babalarından kardeşlerini doğuruyor.” Aklımdan hiç çıkmadı bu cümle.Babasından hamile kalan kızlar, çoğu zaman hastaneye bile götürülmeden, babasından olan çocuklarını doğurmak zorunda kalıyorlar. Kendi daha çocuk, bir de artık hem bir bebeği, hem de kardeşi var.

Dilara GÜRCÜ

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü'nün geçtiğimiz Nisan ayında Türkiye Ensest Atlası hakkında verdiği röportajda kurduğu bir cümleydi bu: “Kızlar, babalarından kardeşlerini doğuruyor.” Aklımdan hiç çıkmadı bu cümle.
Babasından hamile kalan kızlar, çoğu zaman hastaneye bile götürülmeden, babasından olan çocuklarını doğurmak zorunda kalıyorlar. Kendi daha çocuk, bir de artık hem bir bebeği, hem de kardeşi var.
Nasıl olabiliyor bu? Çünkü ensest çocukların cinsel istismarında en zor tepsit edilen istismarlardan biri. Çocuk taciz veya tecavüz eden kişiyi birebir tanıyor, güven duyuyor ve o kişi çocuk için bir otorite figürü. Çocuğun utanması, korkması ve daha birçok farklı sebepten ötürü bu vakalar çoğu zaman bildirilmiyor. Çocukluğunda cinsel saldırıya uğramış, travmatik birçok insanla beraber yaşıyoruz. Birçok arkadaşımın başına gelmiş bir olay bu. Belki siz de yaşadınız, ya da yaşayanları tanıyorsunuz, ya da şu an ailenizde, komşularınızdan birinde böyle bir vakanın yaşandığına inanıyorsunuz.
İşte hepimizin bildiği; ama bir türlü konuşamadığı ensest konusunda, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) dört yıldır çalışıyor. Finlandiya'dan aldıkları fon sayesinde Nisan-Aralık 2014 döneminde Türkiye Ensest Atlası projesini gerçekleştirdiler. Bu proje elbette Türkiye haritası üzerindeki ensest vakalarını tek tek iğneleyerek konuyu istatistik verilerle anlatamıyor. Bu henüz bir hayal. Çünkü konuşulmayan, bildirilmeyen bir ensest hikayesini vakalaştırmak olası değil. TKDF'nin bu proje ile amacı ensest vakalarının belirlenmesi, yardım süreçleri ve sonrasında yürütülecek çalışmaları tanımlamak.
TKDF üyeleri ensest vakaların araştırılması talebiyle Aile Bakanlığı'na gittiklerinde şu cevabı almışlar: “Burası Müslüman ülke, burada ensest olmaz.” Bunu söyleyen Aile Bakanlığı geçtiğimiz ay bir babanın kızına 9 yaşından büyük ise şehvet duyabileceğini fetva veren Diyanet Bakanlığı'na neden aynı cevabı vermedi? Hani Müslümanlıkta ensest olmuyordu? Madem olmuyordu Diyanet nasıl böyle bir fetva verebiliyor?

OLABİLİR, YAPABİLİR...
Söz konusu aile içi taciz veya tecavüz olduğu zaman tam olarak da bu sorunla karşılaşıyoruz: “Bizde olmaz!” sorunuyla. Bu öyle utanılacak bir durum ki, aileler, komşular, akrabalar bu durumu görmezden geliyorlar. Oysa ki aile içi cinsel şiddetin dini, dili, ırkı, sosyo-ekonomik sınıfı yoktur. Zengin olsun fakir olsun, dindar olsun inançsız olsun, şehirde yaşıyor olsun, köyde yaşıyor olsun hiç fark etmez!
“Bizim ailede olmaz.” - Hayır, olabilir!
“Benim komşum yapmaz.” - Hayır, yapabilir!
“Ama o aslında iyi biridir.” - Hayır, o aslında iyi biri değil, sahip olduğu gücü kendi bedenini koruyamayan biri üzerinde kullanıyor!
Suçlu ile ne kadar yakın bir duygusal bağımız olursa olsun, onun suçunu örtbas etmesine destek olarak biz de suça ortak oluyoruz! Bu suçu görmezden gelerek, bir kız ya da oğlanın hayatını tamamen değiştirebilecekken, onun bu şiddete maruz kalmasına göz yumuyoruz.
Gelelim bu suçtan haberdar olan ama ses çıkaramayan annelere. Bu konuda Psikiyatrist Aynil Yenel bu kadınların öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olduğunu açıklıyor. Çoğu toplumdan dışlanmış, ekonomik özgürlüğü elinde olmayan bu kadınlar, ensest durumunu bildirirlerse sırf şiddete uğramaktan değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığı olmadığı için zor durumda kalmaktan da korkuyorlar. Bu noktada sistematik bir şiddetin parçası olan kadının da bir mağdur olduğunu unutmamak gerekiyor.
 

BABA, ABİ, DEDE... 
Bir yandan da oğluna “Ne var sanki biraz daha dayansan, yoksa hepimize zarar verecek” diyen kadınlar, ya da kızına “Abin evlenene kadar sabredeceksin” diyen kadınlar olduğunu bilmek, bu ataerkil sistemde kadınların da erkek baskısını taşıyanlar olduğunu görmek insanı gerçekten çaresiz hissettiriyor.
Aile içi cinsel şiddet vakalarında veriler kız çocuklarının oğlan çocuklarından daha çok tacize ve tecavüze uğradığını gösteriyor. Taciz veya tecavüz eden bireyler arasında kadınlara da rastlıyoruz; ancak çoğunlukla baba, ağabey ve en sıklıkla da dedeler ve kayınpederler bu suçu işliyorlar.
TKDF üyeleri yaptıkları görüşmelerden birinde şu cümleyi işitmişler: “Kayınpederin elinden geçmeyen kadın var mıdır?” Öyle yaygınmış ki bu durum! 13-14 yaşında kız çocukları evlendiriliyor, eşlerinin aileleri ile birlikte yaşadığı eve taşınıyorlar, eşleri askere gittiğinde de kayınpederleri tarafından tecavüze uğruyorlar! Hamile kaldıklarında, hastanede doktorlar tehdit edildikleri için kızların yaşları büyütülerek kayıtlar yaptırılıyor. Kızlar sırf kendi babalarının değil, eşlerinin babalarının çocuklarını, eşlerinin kardeşlerini de doğuruyorlar!


BİR ADIM ATIN, GÜVEN HATTINA ULAŞIN!
Ensest Atlası Projesi TKDF'nin gelecek yıllarda yapacağı çalışmalar için bir alt yapı oluşturuyor. Ensestin net olarak tanımında uzlaşma ilk adım. Şu an yasalarda ensest için ayrı bir ceza bulunmuyor, bir çocuğa tecavüz eden babası, çocuğa tecavüz eden herhangi bir erkekle durumu eş görülerek yargılanıyor. Sağlık merkezlerinin bu vakaları raporlaması, sosyal hizmetler tarafından takibinin yapılması, cezaların netleşmesi, mağdur çocuklara psikolojik destek sağlanması, sorunun çözümünde esas adımlar.
Eğer ki aile içi cinsel şiddete maruz kalıyorsanız ya da bir yakınınızın maruz kaldığını düşünüyorsanız, lütfen utanmayın, bu şiddete karşı adım atmaktan çekinmeyin. TKDF'nin bu konu hakkında bir güven hattı var. (0216) 656 96 96 telefon numarasından bu güven hattına ulaşabilir ve destek alabilirsiniz. Ensest, cinsel şiddete maruz kalanın ya da o ailenin utancı değildir, utanılması gereken tek şey, bunu bilmenize rağmen önlem almayarak sessiz kalmanızdır.

www.evrensel.net