Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü: Üniversiteye Sığmayan Kulüp

Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü: Üniversiteye Sığmayan Kulüp

Cansu CEYLAN
Ekinsu Devrim DANIŞ
Boğaziçi Üniversitesi

Boğaziçi’nin de dışına taşan bir kulüp onlar: Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü. Taşıyorlar, çünkü Ankara için, Cizre için, Sur için barış türküleri söylüyorlar. Tutuklu arkadaşları Hakan Demir için ve diğer tutuklular için okulun bütün bileşenleriyle “Zahid Bizi Tan Eyleme” türküsünü söylüyorlar. Diyorlar ki  barış ortamı sağlanana kadar biz bu uzun erimli projeye devam edeceğiz. Biz de BÜFK ile barış türküleri, akademisyenlerin bildirgesi, okuldaki forum geleneği ve daha birçok konuya dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kısaca BÜFK nedir? BÜFK nasıl bir topluluktur, nasıl etkinlikler yapar?
BÜFK aslında 1958 yılında kurulmuş bir kulüp. Yıllar boyunca çok değişim geçirmiş. En son 1980 sonu 1990 başlarında şimdiki halinin referanslarını verebilecek noktaya gelmiş. 80 darbesinden sonra kültür sanat ortamında birçok üniversitede herhangi bir şey yapabilmek çok zorken Boğaziçi Üniversitesi’nde bir grup farklı çalışmalar yapmaya çalışıyor. İçerisinde BÜFK’ten de insanlar var. Dans alanında da müzik alanında da alternatif bir sanat üretimi yapmaya çalışıyorlar.

Alternatif derken ne kastediliyor?
Alışılageldik folklor çalışmaları, folklor ekipleri daha milliyetçi, daha devlete yakın; daha tektipleştirici dans ve müzik derlemeleri var. Onun karşısında bir folklor anlayışı olan ya da folklor tanımının kendisini tartışan bir grup. Mesela folklor literatüründe Gramsci tartışılmazken ilk Gramsci çevirilerinin yapılması gibi bir tarihi var o kuşağın. O kuşak, sonra Kardeş Türküleri kuran grup aslında. Sonra oradaki grup, dansçılar, bir grup oyuncu Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nu kuruyor, bizim de mezunlarımız orada. Sanatta örgütlenmek çok zorken, Türkiye’de ve dünyada örgütlü bir sanat üretimi çok azken bunun karşısında duran, üniversite öğrencilerine alternatif bir alan açan, örgütlü bir sanat üretimi yapan, kendi içinde bir okullaşma perspektifi olan bir şey yapmaya çalışıyoruz. Ben 5 yıl önce BÜFK’e katıldım. Şimdi perküsyon çalıştırıcısıyım. Böyle bir bir okullaşma perspektifi var alternatif sanat anlayışının devam ettirilmesi açısından.

Ne yapar başka BÜFK?
Farklı bölgelerden Anadolu ve çevresinden farklı dans ve müzikleri, aslında birbirine karışmış dans ve müzikleri araştırıp inceleyip bunu nasıl sahneye taşırız, farklı hikayeler nasıl bir araya geliyor, güncel hikayelerle o geçmiş hikayeler nasıl birleştirilebilir gibi tartışmalar yapmaya çalışıyoruz.

KULÜPLER ARASI İLETİŞİMİN ÖNEMİ

Etkinlik  ve eylemliliklerinizde diğer kulüplerle ilişkiniz ne? Mesela Kulüplerarası Kurul var...
Evet KAK var; Boğaziçi’nde bütün kulüplerin yer aldığı resmi bir yapı. Normalde bir araya gelmenizin mümkün olmadığı bir kulüple bir tartışma açabiliyorsunuz. Boğaziçi’nde herkes sanat kulüplerine gelemiyor ya da herkes sosyal bilimler tartışması yapmak istemiyor. Başka bir öğrencilik devrindeyiz. Mesela insanların kariyer dertleri var vs. Bu dertleri olan öğrencilerle de bir araya geliyor olmak önemli. Bu anlamda KAK bir şeydir. Mesela Barış İçin Bir Aradayız, Ankara Katliamı’ndan sonra Boğaziçi’nden birkaç kulüp ve topluluğun kurduğu bir ağ. Orayı da çok önemsiyoruz. Sadece resmi yapılar değil de gayrıresmi yapılar da kritik.

Siz kendi kulübünüze nasıl bir misyon biçiyorsunuz? Sadece sanatsal etkinliklerde bulunan bir kulüpten başka bir zemine de oturuyor sanki.
Evet, alternatif sanat tartışması birçok şeyi kapsıyor, aynı zamanda farklı bir öğrencilik algısını da kapsıyor. Örnek veriyorum bundan önceki yıllarda Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları ile de prodüksiyonlar çıkarılmış. Hala da çıkarmayı düşünüyoruz. Mesela orada çıkan gösterilerde öğrencilik yaşamını, mezun olduktan sonraki kariyer dertlerini ele alan gösteriler de çıkarılmış. Buna da bakarsanız politik bir tartışma aslında.


GÖZARDI EDİLEMEYECEK OLANLAR


Peki ya yaşadığımız günler?
Çok yakıcı bir barış gündemi var ülkede. “Anadolu’da bir halkı inceliyoruz.” derseniz çok üstten bir tavır olur. Zaten o halkın kendisi biziz, içindeyiz. Diyarbakır müziklerini inceleyen BÜFK’ün Diyarbakır’da Sur’da şu anda yaşananları göz ardı etmesi çok saçma olurdu. Biz bugün BÜFK olarak Diyarbakır çalışması yapmıyoruz belki ama bakınca oraya gitmiş bir kulübüz, bugün Diyarbakır’la ilgili bir şey söylememek kulübün çalışmalarına da ters aslında. Mesela orada Ermeni kültürünü inceliyorsunuz, ama orada önceleri yaşayan Ermeni kültürü yok edilmiş durumda. Neden? Çünkü bunun politik, tarihi, sosyolojik bir sebebi var. Bunu araştırmamız lazım.

Peki Boğaziçi’nde sizin kulübünüz etkileri nasıl yankı buluyor, mesela olumlu tepki alıyor musunuz? ‘Ben de bu kulübe girmek isterim’ diyenlerle karşılaşıyor musunuz?
Boğaziçi’nde BÜFK’ün bir duruşu vardır. Bilirler genelde. Bu tabi olumlu da olabiliyor, olumsuz da. Bizi takip eden sabit bir kitle de var. Gösterilerde de bu kitleyle tekrar buluşmak iyi oluyor. O anlamda olumlu şeyler var. Boğaziçi’nde ben BÜFK’ün bilindiğini ve olumlu ya da olumsuz ‘bunlar bir şeyler yapıyorlar’ diye tanındığını düşünüyorum. Ama artık en son “Barış İçin Bir Aradayız” ve “Barış İçin Söylüyoruz” videoları çok yaygınlaştı.


BOĞAZİÇİ TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDEN AZADE DEĞİL


Boğaziçi’nde öğrencilerin demokratik, eşitlikçi bir ortama sahip olduğu gibi yaygın bir kabul var. Ülkenin genel gidişatından Boğaziçi o kadar da azade mi?
Boğaziçi’nin diğer üniversitelerden ayrışan bir yönetim anlayışı var. Farklı siyasi tartışmalara açık bir ortamı var. Fakat Boğaziçi’nin genel durumu da ülkenin genel gidişatından o kadar ayrı değil. “Bu ateş batıyı da yakacak deniyor” ya tam olarak o noktadayız.  Üniversitemiz öğrencisi Hakan Demir’in tutuklanması bu ateşin bizim en liberal gördüğümüz yerlere bile sıçradığının işareti. Biraz Kürt meselesiyle ilgilenenler ya da barış sözünü söyleyenlerin herhangi bir yerde tehlike arz ettiklerinin bir örneği aslında Hakan. Şimdi dördüncü sınıf olduğu için belki üniversiteye yeni gelenler tanımıyor olabilir Hakan’ı. Ama Boğaziçi’nde muhalefet eden insanların tanıdığı bir insandı. Hakan Demir videosunu hazırlarken tutuklu öğrencilerle dayanışma ağı gibi bir platformla iletişime geçtik. Öğrencilerin isimlerine ve kaldıkları hapishanelere ulaşmaya çalıştık. Her yerden tutuklu öğrenciler var. Kesin bilgiler yok ama videonun sonunda ki liste bile çok fazla.


‘NEYİ YAPABİLDİĞİMİZİ KONUŞALIM’
 

Toplumsal olaylara dikkat çekmek için alternatif sanatı, müziği, folkloru kullanmanız diğer eylem çeşitlerinin yapamadığı neyi yapmanızı sağlıyor?
İnanılmaz bir polis şiddeti var, çok baskı altındayız. Her türlü kötü şey olabilir. Biz bir anda buluşup şarkı söyleyince insanlar kendine geldiler. Videoda bulunan insanlar için de aynısı geçerli. Sanatın güçlendirme etkisi var ve bu gibi baskıcı ortamlarda ben sanatın birleştirici gücünün arttığını düşünüyorum. Onun aracılığıyla ifade ettiğin sözler insanlarda daha güçlendirici bir etki yaratıyor. Neyi beceremediğimizi konuşmaktansa neyi yapabildiğimizi ortaya koyabilmek açısından da önemli. Özellikle bu kadar baskı altındayken muhalefetin de bir araya gelememesi olumsuz bir durum. Hep böyle oluyor diye yakınmaktansa nerelerde buluşabiliyoruz, nasıl birlikte hareket edebildiğimizi gösterebilmek gerek. İttifaklar çok kritik özellikle bu kadar baskı mekanizmalarının arttığı bir dönemde yani.  


İç işleyiniz nasıl? Etkinlik kararlarını nasıl alıyorsunuz?
BÜFK’te katılımcı demokrasi yürütmeye çalışıyoruz. Deneyimli üyeler var, daha yeni katılanlar var. Ben 5 yıldır kulüpteyim mesela, o açıdan kulüpte öğrendiklerim çok farklı olabiliyor. Bir hiyerarşi kurmamaya çalışıyoruz. Kulübün açık ve net tavrının belli olduğu şeyleri hep birlikte konuşuyoruz, Barış İçin Bir Aradayız gibi. Mesela BÜFK Barış İçin Söylüyor videolarının hepsinin üretim süreci farklı. Bireyler önerebiliyor ama topluluk olarak da tartışılıyor.


MÜCADELE ÖĞRENCİNİN GÜNDEMİNE DEĞMELİ


Boğaziçindeki forum geleneğiyle ilgili bu sürecin nasıl geliştiğini anlatabilir misiniz? Hala işlevsel mi forumlar?
Aslında forum Starbucks işgalinde denenmeye başlanmıştı. Sonra Gezi bunun geniş yankı bulduğu dönem oldu. Boğaziçi forumu ilk konularını farklı farklı konulardan almıştı. Özellikle yemekhane sorunları gibi içerden öğrencilerin tartışabileceği konular. Sonra, forumun tartışmaları daha iç tartışmalara döndü. Okuldaki sorunları tartışırken, gündem daha teknik meseleler olmaya başladı. Öğrencinin gündemine değmeyen tartışmalar yapıldıkça katılımda azalma oldu. Forum nasıl yapılır tartışması hiçbir Boğaziçilinin tartışacağı bir konu değil. O yüzden bizim katılımımız da BÜFK olarak değil ama bireysel katılımdı. Bu durumlardan kaynaklı biz de katılımcıları daha belli, tartışmaları daha belli bir yapı, zeminden ilerleyelim dedik. İşte “Barış İçin Biraradayız” öyle bir şey. Şu süreçte müttefikler çok önemli… Normalde hiç buluşulmayacak kulüpler nasıl bir araya gelebilir önemli bir tartışma konusu. Öyle bir şey kurmaya çalışıyoruz.


YAPICI VE KURUCU BİR ZEMİN GEREKLİ

Akademisyenler hedef haline getirildi. Üniversitelerine, hocalarına sahip çıkmak için akabinde üniversite klüp ve toplulukları da bir metin yazıp onu imzaya açtı. BÜFK de imzacı...


O süreçte keşke okul tatil olmasaydı; orada olsaydık çok daha etkili bir şeyler yapabilirdik diye düşündük. Tam bu konuda açıklama yapmamız gerekiyor diye düşünürken “Üniversiteler Barış İstiyor” dan bize de imzacı olmamız soruldu. Akademisyenler kadar birçok öğrenci topluluğu, Türkiye’nin birçok üniversitesinden öğrenci topluluğu imzalamış. Bakınca bir hayli güçlendirici geldi bana. Akademisyenler kadar öğrencilerden de etkili, iyi bir destek geldi. Biz böyle barış mücadelesi veren insanlar, hep savaşın karşısında bir şey söylüyoruz ama barış ne demek meselesi çok da tartışılmıyor. Hep başımıza bir felaket geliyor ve onun karşısında bir şey yapıyoruz. Ama yapıcı ve kurucu bir muhalefet tartışma zeminini umarım uzun dönemli kurabiliriz. Daha çok topluluk olabilir, farklı platformlar olabilir. Mesela önceden barış için sanat girişimi vardı. 2015’te yaşananlar 2016’da unutulursa daha kötüsünün 2017’de olmayacağının garantisi yok. Duraksamadan o barış savunuculuğunu devam ettirmek gerekiyor.


SANATIN GÜÇLENDİRİCİ ETKİSİ

‘BÜFK Barış İçin Söylüyor’ etki uyandırdı. Gündem de çok sıcak şu anda.Kulüplerin bu gibi etkinlikleri çok etkili oluyor ve BÜFK de tepkisini bu yolla ortaya koyuyor...


Biz bu tarz video çalışmasını ilk önce Soma’da yaptık. O gün bizim gösterimiz vardı, iptal ettik zaten. Buna bir şey söylemek gerekiyor diye düşündük, videoyu çektik. Daha sonra bu bizim kendimizi ifade etme biçimlerimizden biri oldu. Türkiye’deki fiziki ve siyasi olaylardan sonra biz bile gösterileri artık yapmak istemeyeceğimiz bir noktaya geldik. 10 Ekim’de Ankara’dan sonra “Durun, biz gösteri yapacağız.” demek zor oluyor, insan bir nefes almak istiyor. Böyle olunca derdimizi anlattığımız tek yer gösteriler değil artık diye düşündük. Bir gösteriyle 500 kişiye ulaşabiliyorken bir video çekiyoruz 800.000 kişi izliyor. O zaman biz bu yolu daha derinlikli kullanalım dedik. Suruç’ta çektik. Arada da olaylar oldu. Asıl 10 Ekim’den sonra bunun bizim için bir ifade biçimi olduğuna karar verdik. Bu ülkede barış sözü söylemek çok önemli. Barış diyenler öldürülüyor, hapse atılıyor, büyük bir baskı var. Bir yandan Kürdistan’da çok büyük baskılar var. Her taraf çok sıkılmışken bir şekilde sanatsal bir ifade bulmak gerekiyordu. Bu bir anda bitecek, refleksif bir şey değil artık. Çünkü bu ülkede barış bir anda gelmeyecek. O zaman biz her ay bir şey söylemeye karar verdik. Hem ülke koşulları bunu belirliyor hem de biz belirliyoruz diyebilirim

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Şubat 2016 15:44
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.