02.01.2016 17:47

Suratımız mahkeme duvarı ama, bir sor neden?

Herhangi bir şekilde adliyelere işiniz düştüğünde “Aman mahkeme kapılarında sürünmeyelim” diye tedirginlik duyarız. Halkın büyük kısmında adliyeler hak arama yeri değil de korkulan, tedirginlik veren ve mutlaka “başına bir iş getirecek yer” olarak algılanır.

Suratımız mahkeme duvarı ama, bir sor neden?

Özlem ÜNAL

Herhangi bir şekilde adliyelere işiniz düştüğünde “Aman mahkeme kapılarında sürünmeyelim” diye  tedirginlik duyarız. Halkın büyük kısmında adliyeler hak arama yeri değil de korkulan, tedirginlik veren ve mutlaka “başına bir iş getirecek yer” olarak algılanır. Ülkemizde yargının işleyişini düşündüğümüzde bu tedirginlik haksız da değildir. Diğer taraftan yargı hizmetlerini üretmeye çalışan yargı emekçileri için de “Suratları mahkeme duvarı gibi” deyimi sıkça kullanılır. Evet, yargı emekçileri genellikle mutsuz ve sert görünümlüdürler. Çünkü sabahtan akşama kadar toplumun her kesiminde yaşanan, akla gelebilecek her türlü olumsuz olayla karşılaşırlar. Bunun üzerine iş yoğunluğu, ağır çalışma koşulları ve geçim sıkıntısı eklenir. Böylece istemese de yüzü mahkeme duvarına döner!

BİRER ROBOT GİBİ ÇALIŞIYORUZ
İşyerinden bir arkadaşım bir yargı çalışanı olarak yeni bir yıla girmenin buruk sevincini yaşadığını dile getiriyor. “İşlerin yoğunluğu, çalışma koşullarımızın gittikçe zorlaşması karşısında hem anne hem eş hem de bir birey olarak zamanla yarışıyorum. Çalışma koşullarımızdaki adaletsizlik işi tek önceliğimiz haline getirmiş durumda. Mesainin başlangıcından bitimine kadar birer robot gibi çalışıyoruz. İşin yoğunluğundan ve günlük olarak yapmamız gerektiğinden birlikte çalıştığımız yanı başımızdaki arkadaşımızla bile insanca bir ilişki kuramıyoruz” diye sürdürüor sözlerini. Tek düşündüğü şeyin duruşmaya çıkmak, kararları yazmak, dosyaların işlemlerini günlük olarak yetiştirmek, bir taraftan da bu işleri yaparken diğer taraftan gelen vatandaşa, avukata bilgi vermek olduğunu söylüyor. “Bildiğiniz bir makine gibi sürekli çalışmak... Eğer bir makine gibi çalışmıyorsanız yer değişikliğinden tutun da disiplin soruşturmasına kadar birçok yaptırıma tabi tutuluyorsunuz” diyor.

ÇOCUK HASTALANSA DA İZİN İSTEYEMİYORUZ
En kötüsünün bir anne olarak çocuklarına zaman ayıramamak ve maddi olarak onları rahat ettirememek olduğunu belirterek, yarı yıl tatilinde çocukları nereye bırakacağının sorun olduğunu anlatıyor. Çocuklar hasta olduğunda dahi işin yoğunluğundan dolayı izin isteyemediğini belirterek, duruşmaları hızlı ve eksiksiz yazmanın çok önemli olduğunu, birçok adliyede işin durumuna göre sabah başlayan duruşmaların öğleye kadar sürdüğünü, yıl sonunda veya adli tatil öncesinde ise akşama kadar devam ettiğini belirtiyor. “Yorulsanız da, dikkatiniz dağılsa da veya hamilesiniz sık sık ihtiyaçlarınızı gidermeniz gerekse de yerinize duruşmaya çıkacak birisi yoksa duruşmayı yapmak zorundasınız. Aldığımız ücretler ise yaptığımız işi asla karşılayacak düzeyde değil” diye de ekliyor.
Yorucu bir yılı geride bıraktık, ama yeni yıla dair umutlarımız var. Arkadaşım, yeni yılda çalışma koşullarının iyileştirilmesini, ücretlerin insanca yaşayabilecek bir seviyeye yükseltilmesini, iş yükünü azaltacak düzenlemelerin olmasını, ülkedeki savaşın son bulmasını ve çocukların artık ölmemesini, herkesin gönlünde barış tomurcukları yeşermesini diliyor.

‘HADİ DEVLETE SIRTINI DAYADIN’ TESELLİSİ
Bir başka arkadaşım da aslında tarih öğretmeni. Çeşitli okullarda ücretli öğretmenlik yaptıktan sonra KPSS mağduru olarak bir süre işsiz kalmış. Adliyede zabıt katipliği alımı için ilana başvurarak sınavı kazanmış ama pek mutlu değil bu işten. “Dört yıl boyunca üniversite okuyorsunuz, öğretmenlik yapacağınızı hayal ediyorsunuz, sonuç olarak işsizlik korkusuyla hiçbir ilginizin olmadığı bir işe başlıyorsunuz. Bu durum zaten yaşamınızda başlı başına bir sorun oluyor. İşe başladığımda çevremde herkes ‘devlete sırtını dayadın!’ diyerek teselli etti beni” diye anlatıyor yaşadıklarını.

TOZLU DOSYALAR, KALIN EVRAKLAR...
Uzun mesai saatlerine, merdivene tırmanıp en olmadık yerlerden ağır dosyalar çıkarmak zorunda kaldıklarına, arşive kaldırılacak koca koca dosyaları taşıdıklarına, bütün gün böcekli dosyaların dosya tozunu yutarak çalıştıklarına dikkat çekerek, yorucu olmasının yanı sıra hijyen yoksunu koşullarda çalıştıklarını belirtiyor. Mübaşir olarak çalışan bir kadın arkadaştan, mahkeme kalemine koltuk gerektiğinde, “Sen mübaşirsin senin görevin” diyerek depodan beşinci kata kadar koltuk taşıması beklendiğini anlatıyor.
“Adliye, farklı bir kurum, demişti sevdiğim bir arkadaşım, diğer kurumlarla hiçbir benzerliği yok. Çalıştıkça ne demek istediğini daha iyi anladım. Üstelik çalışma şartları bu kadar ağır bir kurumda en alt düzey memur olarak çalışıyorsunuz ve kimsenin sesi çıkmıyor” diye devam ediyor. Yeni yıldan beklentisini soruyorum; adaletsizliklerin son bulduğu yoksulluğun ve savaşın olmadığı bir dünya diliyor o da.

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!