Düşünün bir hamamda altı kadın, ellerinde Ekmek ve Gül!

Düşünün bir hamamda altı kadın, ellerinde Ekmek ve Gül!

Uzun zamandır Sincan Organize’de çalışan işçi kadınlar olarak birçok sıkıntımızı sizinle paylaştık. Bu ay sıkıntılarımızı değil, nasıl birleştiğimiz, birlikte neler yaptığımızı anlatmak istedik.

Ayşe ÖZ
Uzun zamandır Sincan Organize’de çalışan işçi kadınlar olarak birçok sıkıntımızı sizinle paylaştık. Bu ay sıkıntılarımızı değil, nasıl birleştiğimiz, birlikte neler yaptığımızı anlatmak istedik. Çünkü biz ‘fabrikadaki dayanışmayı nasıl öreriz’ işini düşünürken, baktık ki artık sadece bir fabrikadaki üç kadın olmaktan daha öteye gitmişiz ve yaptığımız her buluşmada diğer fabrikalardan kız kardeşlerimiz de bize katılmaya başlamış.
Böylece sadece kendi fabrikasında dayanışma örgütlemenin ötesine geçip, çıtayı biraz daha yükselterek Sincan Organize’de çalışan kadın işçilere ve başka fabrikalara ulaşmak fikri ortaya çıktı. Ve biz bu işi nasıl yaptık, üçken nasıl beş, oradan nasıl daha fazla oluruz, sizinle paylaşmak, deneyimlerimizi aktarmak istedik.
Tabii ki işe, iş çıkışı yemekler yiyerek; birlikte alışverişe çıkmak, birlikte kuaföre gitmek, birlikte parasız kalmak, parklarda birlikte ağlamak gibi yakın dostluklar kurarak; birbirimize güvenerek başladık. Ama en güzeli en son yaptığımız ve üç fabrikadan kadınların katıldığı hamam sefamız. Bilirsiniz şimdilerde pek yapılmıyor ama grup halinde hamama gitmek toplumumuzda geçmişi olan bir şey. Hatta Yeşilçam filmlerine bile sahne olmuş çalgılı, çengili çok eğlenceli bir ortam.
Tabii amacımız sadece eğlenmek değil, önceden fikir birliği yapıp yeni gelen arkadaşlara Ekmek ve Gül dergisi vermek ve buradan yola çıkarak uzun sohbetler yapmak. Çoğu zaman fabrikadaki dedikodular bu sohbetlerin önüne geçse de birçok konuda sohbet imkânı bulduk.
Hamamda çok kalınca gazoz içilir, serinletsin diye. Gazoz içerken verdik Ekmek ve Gül’leri kadın arkadaşlarımıza, tabii yazılarımızın çıkmasının da özgüveniyle... Düşünün, hamamda altı kadın, ellerinde Ekmek ve Gül, bir masada gazoz içiyorlar; muhteşem bir görüntü… Sessiz sedasız bir göz gezdirmece, okuma, ilgi çekici yerlerde “vay beee” tepkileri ...
Kimi hızlıca geçti sayfaları, kimi daha uzun kaldı. Sonra da hamamın sıcak yerine geri döndük. Keseciye para vermemek için birbirimize kese yaparken yine konuştuk tabi.
Aramıza ilk defa gelen Asiye’ye sorduk;
“Beğendin mi dergiyi?”
“Çok şaşırdım böyle bir dergi olmasına, özellikle işçi kadınların yazmasına.”
“Sen de yazarsın.”
“Gerçekten mi?”
“Evet, biz yazıyoruz, yayınlıyorlar, seninkini neden yayınlamasınlar!”
Pınar ise SeraPool işçilerinin yazılarına dikkat kesilmiş, tepkisi çok güzeldi; “Kızlar bu işçiler nasıl yapmışlar, bu işi biz de mi denesek ne” diyerek ekliyor: “Çok inat etmişler, bunlar patrona sendikayı kabul ettirir.”
Ve sohbetlerimiz düşük ücretler, iş kazaları üzerinden devam ediyor. Arada hep birlikte şarkı söyleyip iki göbek atıyoruz. Eğleniyoruz, konuşuyoruz, kısaca hayatı paylaşıyoruz...
Bu arada Sincanlı kadın işçiler olarak, geçen ay Ekmek ve Gül’e mektup, yazı yollayan işçi kadınlara dirençlerinden dolayı selam yolluyoruz. Takip ediyoruz ve sizden çok şey öğreniyoruz...

www.evrensel.net