'Bıktık Usandık'

'Bıktık Usandık'

Srilanka’da temizlik işçisi kadınlar şiddete karşı alarmda. Srilanka Ev Temizlik İşçileri Sendikası diğer işçi sendikaları ve kadın örgütleri temmuz ayının başında Colombo Mahkemesi’nin önünde eylem yaptılar.

Müslime KARABATAK
İrem KARABATAK

Srilanka’da temizlik işçisi kadınlar şiddete karşı alarmda. Srilanka Ev Temizlik İşçileri Sendikası diğer işçi sendikaları ve kadın örgütleri temmuz ayının başında Colombo Mahkemesi’nin önünde eylem yaptılar. Bu eylemin nedeni, Yargıç Sarath Abrew’in evinde çalışan temizlik işçisi kadına tecavüz etmesi ve kadına kafatası kırılacak boyutta şiddet uygulaması. Haber sitelerine göre, yargıç daha önce de bir başka temizlik işçisi kadına aynısını yapmış ve üç polisi yaralamış. Böyle bir adamın yargıç olabildiği bir ülkede kadına yönelik şiddeti önleyebilecek ne olabilir ki diye düşünebilirsiniz. Tek bir şey varsa bu olayda umut veren, o da hala kadın örgütleri ve meslek örgütlerinin bir araya gelerek bir eylem koyabilmeleri ve bunu da ulusal ve uluslararası boyutta yaygınlaştırabilmeleri. Kadınlar, ülkenin başkanını da bu konuda acilen adım atmaya çağırıyor.
Srilanka’da ev temizlik işçilerinin neredeyse hepsi kadın. Yeterli eğitime erişimi olmayan bu kadınların yaptığı bu iş, “gerçek bir iş” olarak görülmüyor. Yasal haklara sahip değiller ve yazılı bir sözleşmeleri de olmuyor işçilerle patronlar arasında. Mart ayında yayınlanan “Temizlik İşçilerine İnsana Yaraşır İş” adlı raporda, Srilanka’daki temizlik işçilerinin haklarını korumak ve geliştirmek için ne gibi yasalar, uygulamalar konulması gerektiği belirtilmiş: Var olan yasaların geniş bir biçimde ele alınması, geçerliliği olmayan yasaların değiştirilmesi ve yeni yasaların getirilmesi.

ETEK: AHLAKA AYKIRI?
Fas’ta 20’li yaşlarda iki kadın, mini etek giydikleri için çarşıda bir esnafla tartışma yaşadı. Polis tarafından olay yerinden uzaklaştırılarak gözaltına alınan kadınlar, “mini etek giyerek ahlaka aykırı davrandıkları” gerekçesiyle yargılandı.
Olayın ardından kişisel özgürlüklere yönelik saldırıyı durdurmak adına çağrı yapan bir internet dilekçesinde binlerce imza toplandı. Ayrıca, dilediklerini giymekte özgür olmaları gerektiğini söyleyen kadınlar, ülkede birtakım protestolar gerçekleştirdi. Sosyal medyada da birçok kişi mini etekli fotoğraflarını paylaşarak kadınlara destek verdi. Yapılan eylemlerin ve olayın kamuoyuna yansımasının ardından, iki yıla kadar hapsi istenen genç kadınlar beraat etti.
Daha öncesinde de Jennifer Lopez’in Fas’ta verdiği konser, “cinsel açıdan tahrik edici” olarak görüldüğünden tartışmaya sebep olmuştu.

NE YAPMALI?
Şiddet gördüğü eski eşini öldüren Çilem Doğan hakkında yazılan haberleri okumayan kalmamıştır. Tişörtünde yazanlar, “Hep kadınlar mı ölecek, biraz da erkekler ölsün” sözleri çokça tartışıldı. Çilem Doğan’ın haberi sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok yazıldı. Çoğu Türkiye’de yapılan haberlerin çevirisi olsa da aralarından birkaçı dikkat çekti.
Bunlardan biri, Avustralya’da kadınlar için online olarak yayınlanan Daily Life gazetesi yazarı Clementine Ford’a ait. Ford, Çilem Doğan’ın bir sosyal medya ikonu haline geldiğini açıklıyor. 2007’den beri yılda 1000’den fazla kadının öldüğü Türkiye’de Çilem Doğan’ın kendisine şiddet uygulan eşini öldürmesi üzerine hiç pişmanlık duymadığını aktaran Ford, daha önce de Nevin Yıldırım’ın defalarca tecavüze uğradığı adamı kendini savunmak adına öldürdüğünü anlatıyor. Şiddete şiddetle karşılık vermenin mükemmel bir çözüm olmadığının altını çiziyor, ama bu kadınların mecbur kalarak kendi yasalarını ellerine aldıklarını ifade ediyor. Bu durum Avustralya’da da böyleymiş. Şiddet uygulayan erkekleri cezalandırmakta yasalar eksik kaldığında, kadınlar kendilerini savunmak için şiddete başvurmaya mecbur kalıyor. Clementine Ford’un yazısını diğer yazılanlardan ayıran en kritik nokta şu soru oluyor; “Kadınlar ne yapmalı?”
Kadınlar sadece çekip gitmeli mi? Okuduğumuz kadın cinayetleri haberlerinden de çok iyi bildiğimiz gibi, şiddet uygulayan eşten ayrılmaya çalışmak, kadının şiddete daha fazla uğramasına neden olabiliyor. Şiddet uygulayan eşe dava açmak ise soruşturma açıldıktan sonra aynı eve döndüğünden, kadını tekrar hedefe koyuyor. O zaman artık soruları değiştirmek gerektiğini savunuyor Ford. Sorunun “Erkeklerin kadına ve çocuklara uyguladığı şiddeti nasıl sonlandırabiliriz?” olması gerektiğini belirtiyor. Ford’a göre kadına “ya dayan ya ölümü göze alarak çek git ya da öz savunmanı kullan” diyen bakış açısını bırakıp, toplumun o kadın için nasıl güvenli bir yer olması gerektiğini sorgulamamız gerekiyor.
Çilem Doğan’ın “Hep kadınlar mı ölecek, biraz da erkekler ölsün” sözlerinin dünyadaki kadınlar için neden önemli olduğu da Ford’a göre burada yatıyor: Kadınlar kendilerine yönelik şiddetin son bulmasını beklemekten bıktı. Eğer toplum sorumluğu üstlenmeyip kadının kendi savunmasını kendisinin yapmasını söylüyorsa, o zaman kadın bunu yaptığında da şaşırmamak gerekir.

www.evrensel.net