Kadınlar artık birleşmeli

Kadınlar artık birleşmeli

Çekmeköylü kadınların hikâyesi, ülkemizin diğer işçi, emekçi kadınların yaşamlarında olduğu gibi var olma mücadelesini içinde barındırıyor. Evde kocaya, babaya, işyerinde patrona, aklınıza gelen her türlü erke karşı yaşam kavgasını içeriyor.

Kübra YETER
Çekmeköylü kadınların hikâyesi, ülkemizin diğer işçi, emekçi kadınların yaşamlarında olduğu gibi var olma mücadelesini içinde barındırıyor. Evde kocaya, babaya, işyerinde patrona, aklınıza gelen her türlü erke karşı yaşam kavgasını içeriyor. Çekmeköylü kadınlar hikâyelerinin içine örgütlenmeyi ve birlikte hareket etmenin güzelliğini katmak istiyorlar. İçinde kendilerine yer bulabilecekleri, seslerini duyurabilecekleri bir dernek kurmak istiyorlar ve bunun için bir çalışma yürütüyorlar.
Çekmeköy’de kadınların dernekleşme çabasını, Benan Uymaz ile konuştuk. Kendisini “1967 Ardahan doğumlu emekçi bir Benan’ım” diyerek tanımlıyor. Sınıf Öğretmenliği mezunu Benan, bir süre öğretmenlik yapmış fakat darbe iktidarlarının baskıcı uygulamaları nedeniyle öğretmenliği bırakmak zorunda kalmış. Bu süreçten sonra hayatının en zor ve mücadeleci dönemi başlamış. Bu zamana kadar ücretli öğretmenlikten tutun da, estetisyenliğe kadar birçok işte çalışmış. Şimdilerde gelinlik dükkânı işleten Benan ile derneğin yanısıra kadınlar ve ülke gündemiyle ilgili de sohbet ettik.

Çekmeköy’de kadınlar nicedir bir araya gelebilecekleri bir dernekleri olsun istiyor. Sen de bu çalışmanın içerisindesin. Ne söylemek istersin bize bu konuda?
Yalnız hisseden bir kadın kendisinin sömürülmesine ister istemez izin verir. Hem de herkes tarafından... Bu sömürü altında da kendisini istediği gibi ifade edemez. Yalnızlaştığını düşünür ve çekinmeye başlar. İçinde “Acaba arkamdan bana kim ne der?” kaygısı oluşmaya başlar. Örgütlü bir kadın ise kendinden emin ve bir önceki halinden güçlü hareket eder. Biz kadınlar kendi yaşam alanlarımızda örgütlenmeliyiz… Omuz omuza verilirse kadının alamayacağı hiçbir hak yoktur.
Ben kesinlikle kadın derneğinin oluşmasından yanayım. Kadınların bir araya gelebildiği, sohbet edebildiği, kendilerine alanlar yaratabildiği bir çatı olmalı. Bana göre kadın mücadelenin tam ortasındadır. Bu yüzden diyorum ki kadın derneği olduğu zaman, kadın kendini burada daha rahat ifade eder, daha rahat dertlerini döker, birileri tarafından dinlendiğini fark eder. Dernek kurulduğu zaman sadece bizler değil, evde oturan kadınlar da bize eşlik edecekler ve sosyalleşecekler diye düşünüyorum. Kadınlar hayatın zorluklarını biliyorlar fakat bu zorlukları nasıl aşacaklarını fark edemiyorlar.
Ülkedeki durum seni ekonomik olarak, siyasal olarak nasıl etkiliyor?
Ben öncelikle ticaret yapan bir kadınım ve herkes ne kadar etkileniyorsa ben de o kadar etkileniyorum. Özellikle son 5 yıldır bir sonraki sene bir önceki seneyi aratır olmaya başladı. Bence ekonomi artık çöküş noktasında. İşsizlik arttı. Esnaf kredisini mi ödesin, kirasını mı ödesin, yuva mı geçindirsin, dükkânın ticaretini mi yönetsin? Her şey altüst olmuş durumda. Bankalara mahkûm olduk. Bankalar artık modern tefeci oldu. Bizler borcu borçla kapatır olduk. Ayakta kalıyorsan şükret mantığı işleniyor ama artık ayakta da kalamıyoruz.
Ülkemizin barış sevdalısı gençleri hain bir bombalı saldırıyla katledildi. Hepimiz birer yoldaşımızı, kardeşimizi, dostumuzu kaybettik. Sen bu konuda bir şeyler söylemek ister misin? AKP’nin politikasını nasıl değerlendiriyorsun?
Öncelikle biz baharlarımızı kaybettik. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Hem kendimi hem hayatı sorguluyorum ve artık tüm siyasi partilerin de kendilerini sorgulamaları gerektiğini düşünüyorum.  AKP’den önce bu politika tüm dünya devletlerinin politikasıdır bence. AKP son 5 yıldır daha çok saldırganlaşarak, kimseyi dinlemeyerek bir hâkimiyet kurmuş. Senelerdir gençlerimiz ölüyor ve kimse buna dur diyemiyor. Kimlikler üzerinden insanlar vuruluyor. Bu Kürt Türk meselesi değil. O gençlerimiz yalnız Kürt müydü? Egelisinden tut da Karadenizlisi, İç Anadolulusu birçok gencimiz vardı. Baharda buluşmak için ne kadar güzel bir araya gelebildiler. Sonuç ne oldu? Bu durum devletin bu gençleri görmek istememesinden yaşandı. Devlet gençlerini koruyamadı. Eğer korusalardı bu gençlerin hepsi hayattaydı. Birileri birileriyle silah ticareti yapıyor, gelir elde ediyor. Bu insanlar sanki tüm gençlerimizin yok olmalarını istiyorlar. Sen bu gençleri bile bile nasıl katlettin? Bu hangi insanlığa, hangi Müslümanlığa sığar?
Peki, kadın cephesinden bu politikalara karşı nasıl cevap verilmeli?
Kadınların üzerine düşen görev; bilinçlenmeleri ve örgütlenmeleridir. Kadın sessiz kalmakla değil de her alanda mücadele ederek bu politikalara cevap vermeliler. Bütün kadınların birleşmesi lazım! Bu gidişatın önüne bir tek kadınlar geçebilir. Kimler bu savaşı yönetiyor; artık yeter! Kadın istese her şeyi başarır.

www.evrensel.net