TCDD’de yolsuzluğun üstü örtüldü

TCDD’de yolsuzluğun üstü örtüldü

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

TCDD’deki özelleştirmelerle ilgili Evrensel’e değerlendirmelerde bulunan Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Sekreteri İshak Kocabıyık, AKP’nin özelleştirmeler kanalıyla birilerine kaynak aktardığını söyledi. Kurumda birçok yolsuzluk yapıldığını belirten Kocabıyık, “17-25 Aralık operasyonunun en önemli ayaklarından biri TCCD’deydi. Ama bu operasyon bir türlü başlamadı ve sadece Sayıştay raporlarında kaldı” dedi.
AKP’nin TCDD’de özelleştirme uygulamalarını son süreçte hızlandırdığını ve bunun da demir yollarında kazalara yol açtığını anlatan Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Sekreteri İshak Kocabıyık, özelleştirme adı altında nasıl yolsuzluk yapıldığını şöyle anlattı: “Özelleştire ihalelerinde bir kaynak ve sermaye transferi yapılıyor. Adı geçen 10-15 şirket Türkiye’nin kamusal kaynaklarına siyasi iktidar aracılığıyla el koyuyor. Bunu liman, hava meydanı özelleştirmelerinde gördük şimdi de bunu demir yollarında yaşayacağız. Resmi olarak başlamadı ama duyuyoruz, siyasi iktidara yakın Kolin İnşaat bütün hazırlıklarını tamamlamış ihale hazırlıklarının bitmesini bekliyor. Neden Kolin hazırlıklarını tamamlayıp bekler durumda da diğer şirketler değil. Çünkü devlet eliyle sadece ona kaynak transferi yapılacak.”

‘OPERASYON SAYIŞTAY RAPORLARINDA KALDI’
“Kamusal ihtiyaç olmayan yerlere havaalanı yapıyor, tren hattı döşüyorlar. Ben yaptım oldu anlayışını yürütüyorlar. Bütün demir yolu yatırımları plansız programsız yatırımlar. Ankara-İstanbul arası hızlı tren olmasını anlayabiliriz. Ancak kamusal ihtiyaç olmayan yerler hızlı tren yapılmasının bir mantığı yoktur. Bunun tek mantığı olabilir, buralarda yandaşa kaynak transferi yapmaktır. Bu kaynak transferi de yolsuzluklar üstünden yapılabiliyor. Dahası KİT’ler üstündeki denetleme hafifletildi. KİT’ler kamu ihale kanunu açısından, Sayıştay, Meclis denetimi açısından oldukça sıkıntılı. Buralarda yolsuzluk, rüşvet, ihalelerdeki haksızlık söyleniyor. Bunları soruşturacak bir merci ve bunları ortaya çıkaracak çalışma yok. 17-25 Aralık operasyonunun en önemli ayaklarından biri TCCD’ydi. Ama bu operasyon bir türlü başlamadı ve sadece Sayıştay raporlarında kaldı.”

‘8 MİLYON GİTTİ’
Kocabıyık’ın sözünü ettiği durum Sayıştayın 2013 yılı raporuna da yansımıştı. Raporun 10. sayfasından bir örnek şöyle: “2006 yılında yapım sözleşmesi imzalanan ve 2011 yılında kesin hak edişi onaylanan Eskişehir- İnönü kesimi altyapı işinde; ariyet ocağı kazısı pozu ile ariyet ocağı kazısı nakli pozu için, sözleşmede yer almayan işler çerçevesinde özel birim fiyat analizi düzenlenmek suretiyle yapılan ödemeler konusunda,  Sayıştayın 2011 ve 2012 yılı denetim raporlarında yer alan öneriler üzerine, TCDD Teftiş Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda tespit edilen ve yasal faiziyle birlikte 8 milyon TL’yi bulan fazla ödemenin yüklenici firmadan tahsili için açılan davanın titizlikle takibi yapılarak, bu ödemeden kaynaklanan Kurum zararının tazmini için gerekli işlemlerin yürütülmesi; yapım işleri ile ilgili ihaleye çıkılmadan önce, ihale dokümanlarındaki metraj cetvelleri ve birim fiyat tariflerinin herhangi bir eksikliğe ve tereddüde mahal bırakmayacak açıklıkta düzenlenmeli.”

‘ÖZELDE VARILACAK NOKTA KAZALAR’
Demir yollarının özelleştirilmesinin önünün 2 yıl önce çıkarılan bir yasayla başladığını hatırlatan Kocabıyık, “Yasaya göre alt yapı ve işletmecilik ayrılacaktı. İşletmecilik özel şirketlere bırakılacaktı. Trenlerin trafik emniyeti ve iş güvenliği açısından sıkıntılı olacağını söyledik. Siyasi iktidar ve TCDD’de bunu dikkate almadı. Kara yoluna göre demir yolunun daha güvenli olmasının temel özelliği onun kamusal olarak yürütülmesiydi. Ancak siz bu kamusal işletmeyi özele devir ederseniz, varacağınız en iyi nokta kazalar olur. Trenlerin trafik emniyeti bütün ülkeyi ilgilendiriyor” dedi.

MAKİNİST Mİ, MAKASÇI MI?
Demir yollarında sürekli irili ufaklı kazalar olduğunun ve bunu toplumun dikkatinden kaçtığının altını çizen Kocabıyık şunları söyledi: “Yeniden yapılanma ve özelleştirme denildiğinde siyasi iktidarın ilk aklına gelen personel tasarrufu oluyor. Personel sayısını azaltarak giderlerini azaltmayı ve böylece zararı azaltacağını düşünüyor. Personel sayısını azaltmakla tren trafiğini emniyetini azaltıyorlar. Bunun sonucu sadece 2 makinistin kullandığı tren geçenlerde bir yük treniyle çarpıştı ve bir makinist arkadaşımızın hayatına mal oldu. Şimdi trenlerden tren şefi garden tren gibi unvanlarda olan çalışanlara tasfiye edildi ve onların yaptığı görevler de makinistlere yaptırılmaya başlandı. Makinistler artık tren sürmüyor. Trenin emniyetiyle ilgili görevler de yapıyor. Hatta kimi istasyonlarda makasçılık, hareket memurluğu yapıyor. Asıl işi tren sürmek olan makinistte görevi olmadığı halde pek çok görev yükleniyor. Kazaların temel nedeni fazla iş yükü oluyor.”

KAZANIN SUÇU İŞÇİYE YIKILIYOR
Demir yollarında gerçekleşen taşeron firmalar kaynaklı kazaların sorumluluğunun işçiye yıkıldığını ifade eden Kocabıyık bir örnek veriyor: “Adana’da bir hemzemin geçit kazası oldu. İşçi minibüsüne çarptı ve 12 kişi öldü. Dava açıldı dava sonucunda bu hemzemin geçitte çalışan personele ceza verildi. Mahkeme kararını tartışmıyorum ama burada çalışan personelin taşeronda ne koşullarda çalıştığını ne kadar ücret aldığını hesaba katmadan onun suçlu olup olmadığını söyleyemezsiniz. 8 saat çalışması gereken bir işçiyi 12 saat ve daha fazla çalıştırıyorsan kazanın sorumlusu işçi değildir. Onu kim çalıştırıyorsa suç ondadır. Bütün bu kazalar özelleştirme ve taşeronlaştırmaların sonucu.”

TAŞERON, İŞÇİYE HAKKINI VERMİYOR
Kocabıyık’ın örneğini doğrulayan bir tespiti 2013 yılı denetim raporunun 6. sayfasında  Sayıştay da yapmış: “İhale yoluyla hizmet alımı yapılan yüklenici firmaların çalıştırdığı işçilerin, ücret, izin, fazla mesai, ihbar ve kıdem tazminatı gibi özlük haklarını yüklenici firmalardan alamadıkları iddiasıyla TCDD aleyhine açtıkları alacak ve tazminat davalarının önemli boyutlara ulaştığı ve talep edilen toplam miktarın 7 milyon TL’nin üzerinde bulunduğu, bunlardan TCDD aleyhine sonuçlanan davalar sonucu toplam 2.1 milyon TL’ye hükmedildiği, halen 296 davanın derdest durumda olduğu dikkate alınarak; bu konuda ortaya çıkan sorunların taşeron işçilerinin mali ve sosyal haklarını güvence altına alacak şekilde kalıcı bir çözüme kavuşturulmasını teminen ilgili merciler nezdinde girişimlerde bulunulmalı.”

HIZLI TREN HIZLI DEĞİL
Hatlarda çalışmaya başlayan “Hızlı Tren”lerin ileride kazalara yol açabileceği uyarısında bulunan Kocabıyık’ın, bu trenler hakkındaki düşünceleri şöyle: “Bu kazaları hızlı tren sefer sayılarını az tutarak önlemeye çalışıyorlar. Kaza olmasından korktukları için seferleri az tutuyorlar, trenler de yavaş gidiyor. Türkiye’de yüksek hızlı tren dedikleri trenler Dünya standartlarına göre hızlı tren statüsüne giriyor. Hızlı trenlerin hızı 250 kilometre. ve üstü hızlar için kullanılır. Türkiye’de hızlı tren denilen trenler bırakın 250 kilometre. bazı yerlerde 60 kilometre hızla gitmek zorunda kalıyor. Treni sadece kendisi hızlı tren ancak hatlar değil. Hatlarda da sıkıntı var. Bunlardan biri Bozüyük hattı. Orada bir tünel çöktü açamadılar. Açamadıkları için Dünyada görüşmemiş derecede kavisli bir hat döşediler trenler oradan geçiyor. Trenin kedisi hatlardan ziyade projeler sıkıntılı.”

SAYIŞTAY: TEFTİŞ YAPILMALI
Sayıştay 2013 yılı raporunun 170. sayfasında şu ifadelere yer veriyor: “Ankara - İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında yer alan 36 kilometre uzunluğundaki Kayaş-Ankara- Sincan Başkentray Projesi yapım ihalesinin, ihale işlem dosyasının eksik ve belirsizlikler içerecek şekilde hazırlanması nedeniyle ihale tarihinden itibaren 2 yıl geçtiği halde ihale kararı kesinleştirip sözleşmesi imzalanmamıştır. Bu durum, Ankara merkez olmak üzere oluşturulacak hızlı tren ağının yatırım programı hedeflerini olumsuz yönde etkilemiştir.”

www.evrensel.net