Bu fabrika Charlie'nin Çikolata Fabrikası gibi değil!

Bu fabrika Charlie'nin Çikolata Fabrikası gibi değil!

Peki sevgili Genç Hayat okurları gerçekler böyle mi? İstanbul'un güzide semtlerinden Esenyurt'un göbeğindeki Elit Çikolata Fabrikası için söylemek gerekirse o Charlie'ninkinin yanınına yaklaşamaz bile. Satan mutlu da şu çikolatayı üreten bizler var ya hiç mutlu değiliz!

Çalışan bir üniversite öğrencisi
Esenyurt
İstanbul

Çikolatanın hepiniz için ayrı bir yeri vardır eminim. Gerçeği söylemek gerekirse benim için de ayrı bir yeri var. "Charlie'nin Çikolata Fabrikası" kitabını duymuş, filmini de izlemiş olanlarınız vardır. İnsanı büyüleyen bir çikolata fabrikasında geçer hikaye. O filmden beri benim kuşağım için çikolata fabrikası lafı nerde geçse akla fabrikada Johhny Depp'in çocukları gezdirdiği bizim de o çocukların yerinde olmak istediğimiz anlar gelir. Bu yüzdendir ki heyecanlandırır insanı.
Arkadaşlarım çalıştığımı öğrendiklerinde ilk sorulan soru nerede çalışıyorsun oluyor. Cevap olarak çikolata fabrikası dediğimde çoğunun aklına Charlie'ninki gelir herhalde. İkinci soru olarak da 'çikolata yiyor musun çalışırken?' sorusu geliyor. Ona da evet deyince kime söylesem buna özenir hale geliyor.
Peki sevgili Genç Hayat okurları gerçekler böyle mi? İstanbul'un güzide semtlerinden Esenyurt'un göbeğindeki Elit Çikolata Fabrikası için söylemek gerekirse o Charlie'ninkinin yanınına yaklaşamaz bile. Satan mutlu da şu çikolatayı üreten bizler var ya hiç mutlu değiliz!
FABRİKA GÜNLERİ BAŞLARKEN...
Bir günümüzü anlatarak başlayayım önce. İşe gitmek için servis beklemek en zor dakikalarından günün. Çünkü kafanda nasıl bir güne başlayacağını düşünürsün ve ezbere bildiğin için de ayakların seni servise götürmez. Servise binersin, servisçinin müzik zevki o gün ne arzu ederse onu dinler ve fabrikana gelirsin. Önce soyunma odasına gitmek gerek;  malum kimi şairlerin umudu giydirdiği tulumu giymek lazım. Soyunma odaları gülümsersem, günaydın dersem, günüm daha iyi geçer umuduyla giyinen, sohbet eden işçilerle doludur. Gözün hep saattedir. İşe 1 dk bile geç başlamak, kaç yaşında olursan ol iş arkadaşlarının yanında çocuklar gibi azarlanmak demektir çünkü. İnanın bana benden yaşça çok büyük insanların, çocuğu yaşında bir ustabaşının ona bağırırkenki halini görmek çok da kolay değil. Önemli bir kısmı da atladım. Ben gündüz çalışıyordum. Bir de gece çalışan arkadaşlarımız var. Tabi biz işe başlamak için içeri girerken onların 12 saatlik bir çalışmanın ardından nasıl çıktıklarını görünce insanın geri geri koşası geliyor. Çoğu kişinin yüzünü güldüren, ailelerin biraraya gelip şeker,çikolata yedikleri bayramların bizim için bir de perde arkası var fabrikada.
'BAYRAMLARIN PERDE ARKASI BURADA'
Fabrikalarda bayrama hazırlık demek daha çok çalışmak demek. Fabrikada bayram demek patronların gözündeki dolar işaretleri daha hızlı dönerken, bizlerin insanlıktan daha hızlı uzaklaşması demek. Artan siparişler patronun yüzünü güldürür; ustabaşını baskılar, bize de iki katı yansır. İşini çok hızlı ve hatasız yapman gerekir. Yoksa bu işyerinde sana yer yok denir. Hasta mısın? Çocuğunun bir etkinliği mi var? Acil bir işin mi var? Sana burada yer  yok kardeşim! Eğer insansan bu iş yerinde sana yer yok! Üretim bölümünde çalışan arkadaşlarımızın uykusuzluktan, yorgunluktan bayılma hikayesini dinlemek zorunda kalırdık. Hasta olup eve gitmesi gereken arkadaşlarımızın iş yeri doktoru tarafından işe geri gönderildiğini de gördükten sonra insan bu nasıl doktor diye düşünmeden edemiyor hani.
YORGUN AMA ÖFKELİ
İşçilerin,emekçilerin hayattan bıkmışlığını her yerde görülüyor. Ancak bir yandan da görmezlikten gelinemeyecek büyük bir öfke var bu koşullara. Çocuklarını göremeden çalışan patronun cebine trilyonlar girsin diye insanlıktan uzak çalışan işçilerin öfkesi! İş verenlerin koltuk değnekleri olan siyasi partilerin korkması gereken bir öfkedir bahsettiğim. Okumak için çalışan inşaattan düşen gençlerin, Somada ki 30 madencinin, Torunlarda ölen işçilerin hesabını soracak olduğuna inandığım öfkedir bu. Tüm bu yaşananların ışığında bir kez daha söylemek lazım bence elleri kanlı katillerle el sıkışan patronların sonunu, alnının teriyle çalışan, emeğinin karşılığını aldığı güzel günler için mücadele eden işçiler getirecek!


DENETLİYORMUŞUM GİBİ ÇEK

Bir de denetim meselesi var atlamamak  gerek. Siz de çok iyi biliyorsunuzki bizim ülkemizde ne Soma ne Torunlar ne de Ermenek yaşandı! Hiç iş cinayeti görmeyiz biz! Patron da devlet de işçiyi çok düşündüğünden onun kılına zarar gelsin istemez; denetimini iyi yapar! İşe ilk alındığımız gün bir iş  güvenliği uzmanı bizlere bir şeyler anlattı işte. Bize diyor ki 'ağır kasa kaldırmayın yardım isteyin' Ama gel gör ki ustabaşı sana 'hızlı ol işi yetiştir' derken kimse  kasa ağırdır diye düşünemiyor bile. Daha geçtiğimiz günlerde bize 2 kitapçık verip 'bunu okuyun yarın denetim var dediler' üstüne bir de ders almışız gibi yoklama imzalattılar. Ancak sizlere denetimin nasıl geçtiğini anlatamayacağım. Çünkü akşamında gelen telefonla işten çıkarıldığımı öğrendim. Hep haberlerini, röportajlarını okuduğum çalışma yaşamına ve koşullarına dair az da olsa bir deneyim edinme fırsatım oldu böylece.

 

www.evrensel.net