26.02.2007 06:00

Türkiye geçmişiyle hesaplaşabilir mi?

Geçmişte yaşananları, kimi zaman mutlu hatıralar kimi zaman ise silinip yok edilmek istenen gerçekler olarak hatırlarız. Belleğimize kazınan bazı anılar vardır ki bizi yarınlara bağlar ve geleceğimize ışık tutar.


Geçmişte yaşananları, kimi zaman mutlu hatıralar kimi zaman ise silinip yok edilmek istenen gerçekler olarak hatırlarız. Belleğimize kazınan bazı anılar vardır ki bizi yarınlara bağlar ve geleceğimize ışık tutar. Bazıları ise ya halının altına süpürülür ya da hiç çıkarılmamak üzere buzdolabına saklanır. Bu durum insanlar için olduğu kadar devletler için de geçerli.
Türkiye, hatırlamak ve de kabul etmek istemediği sorunlarını halının altına süpürdü. Bilgi Üniversitesi’nde Heinricn Böll Stifung Derneği’nin düzenlediği “Uluslararası Geçmişle Hesaplaşma Konferansı” halının altındakilerin çıkarılmasını, geçmişle hesaplaşma çabalarına katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Yanıtını arayan sorular
Konferansın açış konuşmasını yapan Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Bürosu Temsilcisi Ulrike Dufner’in yönelttiği sorular tartışmaların da çerçevesini belirledi:
  • Geçmişte sömürge olanlar, şiddete ve haksızlıklara uğrayanlara yönelik, maddi manevi anlamda nasıl bir tazminat, adalet mekanizması önerilebilir?
  • Bu halkların çocukları atalarına karşı uygulanan haksızlıkları nasıl karşılamalıdır?
  • Bugün bu haksızlıklardan kaynaklanan hangi sorunlar yaşanıyor?
  • Tarihte yaşanan yanlış uygulamaların sorumluluğunu kim taşıyacak?
    Dufner, sorularını “Tarihin kara sayfalarıyla hesaplaşmadan demokrasiye geçmek mümkün değildir” cümlesiyle tamamladı.
    Kolektif travma ve hatırlama
    “Hafıza Konjonktürü: Ulusaldan Toplumsala, Yerelden Küresele” başlıklı oturumunun başkanı Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Murat Belge, “Daha insanca, daha özgürce bir yaşam kurmak istiyorsak, bunun yolu geçmişle yüzleşmek, geçmişle hesaplaşmaktan geçer” dedikten sonra sözü konuşmacılara bıraktı. Konstanz Üniversitesi öğretim üyesi Aleida Assmann, “kültürel hafıza” ve “unutma” konularına dikkat çekti. Assmann, “kolektif travmayı” düzeltecek tek hususun gerçeğin ortaya çıkması olduğunu ifade ederek “hatırlama”nın ülke ve toplum imajını yenileyeceğini, değerlerdeki değişimin toplumu da dönüştüreceğini söyledi. Ancak, geçmişle hesaplaşabilmek için baskı yapan bir gücün olması gerektiğini de dile getirdi.
    Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Mithat Sancar ise, geçmişte yaşanan bir suçu bugünün politikalarına alet etmenin “hatırlama kültürü”nün yozlaşmasına yol açtığına vurgu yaptı. Sancar, bunu da İsrail’in yaptığını söyleyerek “İsrail biz tehdit altında bir halkız, istediğimiz yaparız diyor” dedi. Türkiye’de de aynı şekilde “mağduriyet psikolojisi”nin öne çıkarıldığını, ancak bunun yararı olmayacağına işaret etti. Türkiye’nin dünyadaki birikimi dikkate alarak, kamusal alanda bir tartışma yapmasının önünde görev olarak durduğunu belirten Sancar, “Böyle bir hesaplaşma olmadığı sürece geçmişin karanlığı üstümüze çökecektir” diye konuştu. Hür Üniversitesi (Brüksel) öğretim üyesi Pieter Lagrou, “1914 sonrası uluslar ve toplumlar karşılaştırmalı tarih araştırmaları”nda kürsüsünde görevli. Lagrou, geçmişle hesaplaşmanın boğaza dayatılan bıçakla gerçekleşmeyeceğini kaydederek, “Ama güç kesinlikle bu işin bir parçası” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
    Geçmişle hesaplaşmanın üç kriteri

    “Küresel intikam mı, küresel adalet mi?” adlı kitabı Türkçeye çevrilen Avusturya Innsbruck Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Hans Köchler, doğru ve kapsamlı bir geçmişle yüzleşme için bilimsel çalışmanın şart olduğunu söyledi. Köcher hesaplaşma için üç kriterler sıraladı:
  • Doğru ve kapsamlı tarihi kayıtların gerçekleştirilmesi,
  • Geriye döndürücü bireyler ve etnik gruplar üzerinde tedaviler devlet sorumluluğunda gerçekleştirilmeli, daha sonra yasamaya başvurulur.
  • Suça karşı adalet terimi intikam olmamalı ve intikam olarak kullanılmamalı
    Yanlış gerçekler üzerine gelecek kurulamaz

    Konferansta en merakla beklenen kişi Alexander Boraine’ydi. Güney Afrika Hakikatleri Araştırma Komisyon üyesi olan Boraine, New York Üniversitesi’nin hukuk profesörü ve Onarıcı Adalet Uluslar arası Merkezi’nin de başkanı. Boraine konferansta, “Geçmişle hesaplaşmak sadece bir tedavi değildir. Sorular ortaya atılacak. Örneğin insan hakları ihlallerine nasıl bakılır? Yüzleşmede ne kadar geri gidilmeli? Emir verenle emri yerine getiren arasındaki çizgi nedir? Eski aktörler yeni kamusal düzende görev alacak mı? Geçmişle hesaplaşmak çok zor. Ama yanlış gerçekler üzerine bir gelecek inşaa edemeyiz” diye konuştu. Boraine, “Yeni, doğru-dürüst, adil bir toplum yaratmak için geçmişle hesaplaşmak gerekir” dedi.
    Şahin Bayar

    Evrensel seninle güçlü!

    31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

    📰
    E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
    🔊
    Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
    🚫
    Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
    ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

    Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

    İndir, Oku, Dinle...

    📰
    E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
    🔊
    Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
    🔑
    Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
  • Bildirimleri aç

    Bildirimler

    Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

    ✓ Bildirimler başarıyla açıldı!