301 değişikliği yetersiz bulundu

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK), 301. maddesinde yapılan ve TBMM Adalet Komisyonu’nda önceki gün kabul edilen değişiklik tasarısı, hukukçular ve 301 mağdurları tarafından yetersiz bulundu


Türk Ceza Kanunu’nun (TCK), 301. maddesinde yapılan ve TBMM Adalet Komisyonu’nda önceki gün kabul edilen değişiklik tasarısı, hukukçular ve 301 mağdurları tarafından yetersiz bulundu.
“Türklüğü” ifadesini “Türk milleti”, “Cumhuriyet” ifadesini de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak değiştiren, 3 yıllık ceza üst sınırını 2 yıla indiren ve soruşturma açma yetkisini Adalet Bakanlığı’na veren değişliği hukukçulara ve 301 mağdurlarına sorduk.
Sayman: Değişiklik göstermelik
İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Doç. Dr. Yücel Sayman, “Bu değişikliği öngören milletvekilleri, kendilerini demokrasiden yana görüyorlarsa öncelikle yapmaları gereken şey bu maddeyi yürürlükten kaldırmaktır” dedi. Değişikliği üç noktada değerlendiren Sayman, “Birincisi, Türklük yerine Türk milletini koyduğunuzda uygulama açısından bir şey değişmeyecek. Ancak mantık açısından daha da anlaşılması zor bir değişiklik. Çünkü Türklük hiç olmazsa biyolojik olarak bir soyu ifade ediyor, ‘Türk milleti’ ise sosyolojik bir kurgu” dedi. Sayman, ikinci nokta olarak da soruşturma açma izninin Adalet Bakanlığı’na verilmesini değerlendirdi. Bunun, düşünce özgürlüğüne ve ceza hukukuna vesayet ilişkisi getirdiğini dile getiren Sayman, bunun asla kabul edilemeyeceğini söyledi.
Sayman, bir örnek olarak da bugüne kadar avukatlarla ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın kendisinde olan vesayet yetkisini hep soruşturma izni verme yönünde kullandığını da hatırlattı.
Sayman, değişikliğe dair üçüncü nokta olarak ise şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni aşağılamadan kast edilen, aslında doğrudan yazan, çizen ya da televizyonlarda yorumda bulunan kişilerdir. İnsanlar bir şeye kızabilir ve bu konuda kolaylıkla bu maddenin kapsamı içine sokulabilecek şeyler söyleyebilir. Ona bakarsanız, bu ülkedeki kahvelerde, evlerde bu madde her gün kim bilir kaç kez ihlal ediliyor. Hatta bu değişikliği öngören ve onaylayan milletvekillerinin kendi yakınları bile aile sohbetlerinde bunu yapıyor olabilirler. O zaman ne olacak? Her eve, kahveye bir savcı, bir polis mi yerleştirilecek?”
301. maddenin tamamen kaldırılmamasına gerekçe olarak dile getirilen “Başka ülkelerde de benzer maddeler var” görüşünü de eleştiren Sayman, “Bu karşılaştırmalar çarpıtma yoluyla yapılıyor. Kaldı ki, herhangi bir ülkede böyle gerici bir madde varsa, biz niye onu örnek alalım? Örnek alacaksak iyi şeyleri alalım” dedi.
Prof. Dr. Mithat Sancar: 301 siyasal bir sorun
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar ise 301’in esas itibariyle siyasal bir sorun olduğunun anlaşılması gerektiğini belirterek, “301 ile ilgili tartışmaların temelinde resmi ideoloji ve ona göre biçimlenmiş, siyasal ve toplumsal düzenin sürdürülmesi veya değiştirilmesi meselesi yatıyor” değerlendirmesinde bulundu.
TCK’nın 301’inci maddesi ile Müslüman olarak Sünni etnik olarak da Türk unsurlarının kültürel siyasal hegemonyasının hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Mithat Sancar, şöyle devam etti: “Kuşkusuz bunun dışında en geniş anlamında muhalefetin baskı altında tutulması gibi bir işlev de görüyor. Bu siyasal sorunun bu değişiklikle çözülebileceğini düşünmek gerçekçi değil. Yine de bu değişiklik belli açılardan 301’in arkasına sığınarak ya da 301’i kalkan yaparak milliyetçi ırkçı saldırılarını sürdürenlere karşı bir fren işlevi görebilir. Ama değişikliklerin etkili olabilmesi için toplumsal muhalefetin bilhassa da sol demokratik özgürlükçü muhalefetin göstereceği tutum önemli olacaktır.”
Prof. Dr. Mithat Sancar, soruşturma yetkisinin Adalet Bakanlığı’na verilmesinin ise prensip olarak savunulacak bir şey olmadığına vurgu yaparak, bunun CHP ile MHP’nin yarın kendi iktidarlarında bu konudaki denetleme yetkisini ellerinde bulundurma hesabından kaynaklanmış olabileceğini söyledi.
Hrant Dink’in avukatı Erdal Doğan: Yapılan bir aldatmaca
301. maddeden mahkum edilerek hedef gösterilen ve ardından da katledilen Hrant Dink’in avukatı Erdal Doğan ise yapılan değişikliğin Hrant Dink’in yargılama sürecini başlatan 159’uncu maddeden hiçbir farkı olmadığını söyledi. Doğan, “Mevcut 301’in bir makyajla eski hale dönüştürülmüş halidir. Bu madde ve buna benzer 305 ve diğerlerinin ceza yasamızdan toptan çıkarılması gerekirken, yapılan bu değişiklik. kamuoyunu ve AB sürecine muhatap kesimleri aldatmaktan başka bir şey değildir” dedi.
Öndül: 301 tamamen kalkmalı HD Genel Başkanı Hüsnü Öndül de şu değerlendirmede bulundu: “Hem İnsan Hakları Derneği hem de İnsan Hakları Ortak Platformu olarak 301. maddenin tamamen kaldırılması gerektiğini savunuyoruz. O nedenle 301 üzerinde yapılan değişiklik veya genel kurulda yapılacak değişiklikler meselenin özünü değiştirmeyecektir. Biz yurttaşların ifade özgürlüğü haklarının hukuk tarafından koruma altına alınmasını istiyoruz. Düşünceye özgürlük istiyoruz.” (İstanbul/EVRENSEL)

‘Bakan izin verirse devam edecek’
301. maddede yapılan değişikliği, bu maddeden halen yargılanmaya devam eden Belge Yayınları’nın sahibi Ragıp Zarakolu’ya da sorduk. George Jerjian’ın “Gerçek Bizi Özgür Kılacak” kitabını Türkçe yayımladığı için hakkında 2003 yılı sonunda soruşturma başlatılan ve 2004 başından itibaren de yargılanmaya devam eden Zarakolu’nun 7.5 yıla kadar hapsi isteniyor.
Zarakolu, kendisi hakkındaki davanın 159’uncu maddeden açıldığını ve zaman içinde yapılan değişikliklerle 301. maddeden devam ettiğini hatırlattı. 301. madde üzerinde yapılan ve önceki gün TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen değişiklik sonucunda, ilgili maddeden dava açma yetkisinin Adalet Bakanı’na verilmesi nedeniyle kendisi hakkındaki davanın da Adalet Bakanlığı’na gideceğini belirten yayıncı ve yazar Zarakolu, “Eğer Bakan izin verirse dava devam edecek” diye konuştu.
Zarakolu, yapılan değişikliğin AB baskısı sonucu gerçekleştiği ve günü kurtarma tutumunun dışında köklü bir değişim içermediğini söyledi.
Fatih Polat
www.evrensel.net