30.01.2009 06:00
Kürt dili konusundaki gelişmeler
40 yıl önce Vanda iki yıl yaşadım. Vanın (Gürpınarın) okullu en uzak bir köyüydü çalıştığım köy Put. Köylüler sadece kendi ana dilleri Kürtçeyi konuşurlardı kendi aralarında. Kadınlar başka bir dili bilmezlerdi. Benimle Türkçe konuşan köylülere diğer köylüler bak hele bak,adam olmuş da hocayla Türkçe konuşuyor der, küçümserlerdi.
40 yıl önce Vanda iki yıl yaşadım. Vanın (Gürpınarın) okullu en uzak bir köyüydü çalıştığım köy Put. Köylüler sadece kendi ana dilleri Kürtçeyi konuşurlardı kendi aralarında. Kadınlar başka bir dili bilmezlerdi. Benimle Türkçe konuşan köylülere diğer köylüler bak hele bak,adam olmuş da hocayla Türkçe konuşuyor der, küçümserlerdi.
12 Eylül 1980 sonrasında, Kürtlerin üzerinde dil üzerine baskılar oldukça arttı. Kürtçe konuşma, yayın çıkarma, şarkı-türkü çalıp söyleme vb. etkinlikler üzerindeki yasaklar ve baskılar artarak devam etti. 1984 sonrası yaşanan süreçte Kürtler üzerindeki baskılar iyice yoğunlaştı. 60 yaşını geçmiş bir öğretmen olarak yaşadıklarım, okuduklarım, duyduklarım ve gözlediklerimle, baskıların tanığıyım da aynı zamanda. Örneğin:Ülkede Kürt bulunmadığı karda yürürken çıkarılan kart-kurt sesleri nedeniyle o insanlara Dağ Türklerine Kürt denildiği iddia ediliyordu. Kısacası, Kürt diye bir halk yoktu. Kürtçe diye bir dil de yoktu. O konuşulan dil Arapça, Farsça karışımı uydurma bir dildi. Ama ne var ki o halk, yaşadığı yerlerde, o, dil olmayan dil ile konuşuyordu yüz yıllarca.
Kürtlerin yurt dışından yayın yaptıkları Kürtçe TVleri ülke içinde alacak ikinci çanaklar bazı bölgelerde söktürülüp, yayınları izlemelerinin engellendiğini, medyayı izleyenler unutmadı. TBMMde ana dillerinde yemin eden milletvekillerinin yaşadıkları hâlâ gözlerimizin önünde. Konuştukları dile anlaşılmayan dil vb. nitelemeleri de unutmadık. Çok dilli belediyecilik yapmaya kalkan bir belediye başkanının görevden alınmasını, ana diliyle şarkı söyleyeceğini söyledikten sonra yurt dışına gitmek zorunda kalıp, yurt özlemiyle ölen sanatçıları da unutmadık. Çocuklarına isim vermekte bile özgür olamadılar.
1970 nüfus sayımında Gürpınarın Yedisalkım köyü ve mezrası Berkişi ben saydım. Sayım bittiğinde yapılan kontrollerde, insanların resmi dilini Türkçe, ana dilini Kürtçe yazdığımız görüldü. Bunun üzerine hemen temin edilen silgilerle ana dili karşısındaki Kürtçe sözcüğünü silip, Türkçe sözcüğünü yazdığımızı da unutmadık. Biz değiştirdik kâğıt üzerinde insanların ana dillerini de, o dili kullananlar değiştirdi mi peki?
Şimdi: Kürt yok diyen, Kürtçeye ne olduğu anlaşılamayan dil diyenler, 2009un ilk gününden itibaren TRTnin bir kanalını Kürtçeye tahsis ettiler. Nereden nereye! Yapılacak da ne olacak? O yayınlarla halka ne götürülecek? Kürt halkı; kendi dilinde eğitim almak istiyor. Bu eğitimin devlet okullarında, üniversitelerde verilmesini istiyor. Bu ve benzer taleplerin, insan haklarıyla da direkt olarak ilgili olduğunu düşünüyorum. Talepleri için mücadele edenlerin er geç haklarını alacaklarına olan inancımı belirtiyorum. Haklarına ulaşanların mücadele edenler olduklarını biliyorum.
Salim Yalçın (Susurluk-BALIKESİR)
Evrensel'i Takip Et