KRİZ VE ÇORLU 1

KRİZ VE ÇORLU 1

70’li yıllarda tarıma dayalı ekonomisi ile öne çıkan Trakya Bölgesi’nin en büyük yerleşim yeri Çorlu, 80’li yıllarda devlet desteği ile hızla sanayileşmeye başladı.


Tarım kentinden sanayi merkezine: ÇORLU
70’li yıllarda tarıma dayalı ekonomisi ile öne çıkan Trakya Bölgesi’nin en büyük yerleşim yeri Çorlu, 80’li yıllarda devlet desteği ile hızla sanayileşmeye başladı. Ulaşım kolaylığı, pazarlara yakınlığı, zengin yer altı su kaynakları ve fabrika kurmaya müsait geniş düz arazileri nedeniyle kısa sürede önemli bir üretim merkezi oldu. Sanayileşmeyle birlikte gerek Balkanlar’dan gerekse Anadolu’nun dört bir yanından aldığı göçlerle nüfusu hızla artan Çorlu, aynı zamanda bir kültür zenginliğini de barındırıyor.
Çorlu’da 70’li yıllarda tarıma dayalı sınırlı sayıda ayçiçeği ve margarin yağ fabrikası ile birkaç tekstil işletmesi ve tabakhaneler bölgesinde ilkel yöntemlerle deri işleyen küçük atölyeler bulunuyordu. Bugün ise her işkolundan 600 civarında fabrika var. Çevre köylerde dahi tarımın çözüldüğü Çorlu’da nüfus hızla işçileşti, göçün de etkisiyle Trakya’nın en büyük kent merkezi haline geldi.
DAĞ TAŞ FABRİKA
130 hektar arazi üzerinde kurulu Çorlu Organize Deri Sanayi Bölgesi’nde 126 fabrika bulunuyor. Burası 25milyon adet küçük baş, 50 bin ton büyük baş hayvan derisi işleme kapasitesine sahip. Şahinler Holding tarafından kurulan Avrupa Serbest Bölgesi ise 2 milyon metre kare üzerinde kurulu ve yıllık ticaret hacmi iki milyar lira. Çorlu’yu Lüleburgaz, İstanbul, Tekirdağ ve Çerkezköy’e bağlayan bütün yol kenarları da irili ufaklı fabrikalarla dolu.
Bu fabrikalarda ülkenin tekstil üretiminin yüzde 6’sı, işlenmiş deri üretiminin yüzde 26’sı, margarin yağ üretiminin yüzde 41’i, ayçiçeği yağ üretiminin yüzde 26’sı, ambalaj kağıdı üretiminin yüzde 28’i gerçekleştiriliyor. Ayrıca plastik, gıda ve kimya fabrikaları ile otomotiv ve elektronik fabrikalarına tedarikçi firma olarak faaliyet gösteren işletmeler de bulunuyor. Tüm ihracatımızın yüzde 27,3’nün Tekirdağ’dan yapıldığını düşünürsek, Çorlu’nun sadece bölge için değil tüm ülke önemini daha iyi anlatabiliriz.
DEVLET TEŞVİKİ VE ÖRGÜTSÜZ İŞÇİ
Çorlu’nun tarıma dayalı bir üretim yaparken kısa zamanda sanayi merkezi haline gelmesinin en önemli nedeni, devletin bu yöndeki politikaları oldu. Sanayinin İstanbul’dan bu bölgeye kaydırılması planları doğrultusunda önemli oranda sanayici Çorlu’yu tercih etti. Özellikle bol su kullanan tekstil ve deri sektöründe faaliyet gösteren fabrikalar Çorlu’ya akın etti. Yüzeye yakın yeraltı su kaynaklarının bolluğuna devlet teşviki de eklenince Çorlu tekstil merkezi haline geldi. Tekirdağ, 1990-96 döneminde, toplam teşvikli yatırım içindeki yüzde 9,1 oranındaki payı ile ülke genelinde üçüncü sırada yer almıştır.
Çorlu’ya gelen patronlar kısa sürede ucuz elektrik ve su, kredi kolaylığı, vergi muafiyeti gibi olanaklarla düşük giderlerle çalışırken, bir yandan da ucuz işçilik sayesinde karlarını katlayarak yeni yatırımlarla büyüdüler. Dosyamızı hazırlarken konuştuğumuz birçok işçi, “Ben işe başlarken çalıştığım yer atölyeydi, şimdi koskoca fabrika oldu” diyor. Sadece bu bile, Çorlu’da sermayenin ne kadar hızlı büyüdüğünü gösteriyor.
NORMAL MESAİ GÜNDE 12 SAAT
Devlet teşvikinin yanı sıra işçi maliyetleri nedeniyle de İstanbul’dan kaçan patronlar, karşılarında örgütsüz ve mücadele deneyimi olmayan işçiler buldular ve bu işçileri sudan ucuza çalıştırarak kendilerine bir cennet kurmaya başladılar.
1995, 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizler, Çorlu işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını daha da kötüleştirdi. 1995’ten sonra başlayan mesaili çalışma 2001’den sonra günde 12 saat çalışmaya dönüşürken birçok fabrikada işçilerin ücretleri 12 saat üzerinden belirlenmeye başladı. Artık 12 saatlik çalışma normal çalışma süresi haline geldi. İşçiler, bugün, o dönemi bile arar hale geldiklerini ifade ediyorlar.
ESKİDEN DAHA MI İYİYDİ?
Has Örme fabrikasında çalışan bir işçi şunları söylüyor: “90’lı yıllarda ücretler azdı ama işçinin de bir değeri vardı. Müdürler köy kahvelerine gelip işçi ararlardı. İyi operatörlere müdürlerin kendi fabrikalarında çalışsınlar diye transfer parası dahi verdiğini biliyorum.”
Başka bir işçi ise kriz öncesindeki durumu şöyle anlatıyor: “Ben birçok fabrikada çalıştım, para yetmediği için hep iş değiştirdim. Sürekli 12 saatlik iş arıyordum. Çünkü aldığım para bana yetmiyordu. Son zamanlarda artık eşim de çalışmaya başladı. Çünkü tek maaşla geçinmenin mümkünatı yoktu.”
İstisnasız bütün işçiler “eskiden daha iyiydi” ifadesini kullanıyor. Çünkü her geçen yıl işçiler için daha uzun süre çalışıp daha az ücret almakla sonuçlandı. Aynı dönemde fabrikalar, özellikle 2000’li yıllardan sonra, ek binalar ve teknolojik yatırımlarla büyüdükçe büyüdüler, patronların karı da sürekli arttı.


SUNU
Devlet teşviki, bol yeraltı kaynakları, ulaşım kolaylığı, ucuz işgücü ve örgütsüz işçiler... Bütün bunlar ‘80’li yıllardan önce bir tarım kenti olan Çorlu’yu şimdi gelişmiş bir sanayi merkezine dönüştürmekle kalmadı, aynı zamanda patronlar için bir cennet haline getirdi.
Bugün tekstil, deri, gıda, metal ve petrokimya işkollarında yüzlerce fabrikanın faaliyet yürüttüğü Çorlu’da, sermaye büyüdükçe işçilerin hakları ve ücretleri küçüldü. 1995, 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan krizlerden sonra daha kötü koşullarda çalışan Çorlu işçileri, son krizin yıkıcı etkilerini de derinden yaşadılar.
2008’in Eylül ayından beri Çorlu’da onlarca fabrika kapandı, 20 bin civarında işçi işten atıldı. Atılan işçilerden daha da fazlası ücretsiz izne çıkarılarak hiçbir geliri olmadan yaşamak zorunda bırakıldı. Geçen eylül ayından bu yana krizle geçen bir yıl içinde Başbakan’dan, TOBB ve TÜSİAD gibi patron örgütlerine, IMF ve Dünya Bankası gibi emperyalist kurumlardan burjuva iktisatçılarına, köşe yazarlarından sendikacılara kadar herkes bir şeyler söyledi ve yaptı.
Hükümetin patronlar için açtığı paketlerle, aldığı önlemlerle bu krizin faturası da yine işçilere, emekçilere kesildi. Dosyamız, krizin Çorlu’daki işçiler üzerinde yarattığı tahribatı gözler önüne sermeyi; işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında nelerin değiştiğine, kaybettiklerine ayna tutmayı amaçlıyor. Dosyayı hazırlarken görüştüğümüz pek çok işçi, işten atılma kaygısıyla isimlerinin yazılmamasını özellikle istedi. Biz de, işsizliğin rekorlar kırdığı böyle bir dönemde, bu kaygıyı anlayarak dikkate aldık.
www.evrensel.net