06 Ocak 2010 00:00

Djivan Gasparyan: Müziğin sınırları yok

Peter Gabriel, Lionel Ritchie, Michael Brook, Erkan Oğur gibi tanınmış müzisyenlerle çalıştı. Avrupa ve Amerika’da pek çok albümü yayımlandı.

Paylaş

Peter Gabriel, Lionel Ritchie, Michael Brook, Erkan Oğur gibi tanınmış müzisyenlerle çalıştı. Avrupa ve Amerika’da pek çok albümü yayımlandı. Ronin ve Gladyatör filmlerinde müzikleri ile yer aldı.
Erivanlı Djivan Gasparyan, boyu 30 cm, sesi topu topu bir oktavlık bu primitif çalgıyla, 30 yıldır dünyanın dört bir yanında konserler veriyor. Ermeni ezgilerini dünyaya dinletiyor.
Müzisyen 70 yaşında. Erivan Devlet Konservatuarı’nda profesör. Ülkesinde de el üstünde tutuluyor.
1973’te Ermenistan’ın ilk ve tek halk sanatçısı unvanıyla ödüllendirilmiş. UNESCO, kültüre yaptığı katkılardan dolayı 1959-1980 arasında 4 altın madalya vermiş Gasparyan’a.
Duduk’u dünyaya dinletiyorsunuz. Çalgınız hakkında bize bilgi verebilir misiniz?
Esasında duduk bir Ermeni değil, Rus çalgısı. Rusçadaki dutka’dan geliyor, dutka da flüt demek. Gerçek adı tiranapo’dur ve kayısı ağacından yapılma bir çalgı anlamında. Çok eski bir alet. Efsaneye göre iki Rus çoban kardeş koyun güderken bulmuşlar duduğu ve ilk duduk taştan yapılmaymış. Sonraki zamanlarda kayısı ağacından yapılmaya başlanmış. iki üç bin yıllık bir hikayesi var.
Geleneksel bir enstrüman çalıyorsunuz ama dudukla modern işlere imza attınız?
İnsanın kendi hakkında konuşması zor. Halkın müziğinizi nasıl algıladığı önemli. En kolayı, konsere gelip, insanın kendi fikrini edinmesi sanıyorum ki. Ben hayatımda bir sürü farklı orkestrayla çalıştım. Caz olsun, rock olsun... Hepsiyle tecrübem var. Normalde duduk tek sesli bir aletti. Ben onu polifonık hale getirdim. 4 farklı tonda duduk çalacağız konserde.
Müziğinizi bütün dünya zevkle dinliyor, kendi ülkenizde yeterince destek görüyor musunuz?
Yıllardır çalıyorum. O kadar çok başkan gelip geçti ki... Politikayla pek aram yok. Açıkçası pek ilgilenmiyorum da. Çok çeşitli müzisyenlerle, dünyanın her yerinde çalıyorum. Müzisyenlerin tek bir devleti ve tanrısı vardır. O da müzik devleti ve tanrısı. Önemli olan müziği insanlara ulaştırmaktır. Politikanın ve politikacıların ne düşündüğü pek mühim değil. Politika kirli bir iş sadece.
Eskiden Sovyetler Birliği zamanında müziğim devlet tarafından destekleniyor ve bana çeşitli imkanlar sağlanıyordu. Sovyetler yıkıldıktan sonra durum değişti. Ama sonuç olarak ben özgür bir insanım. Ayrıca hiçbir devlet başkanından gidip de müziğimin desteklemesini temenni edemem. İstediğim yere gider çalarım, istediğim adamı severim. Ama sonuç olarak bildiğim kadarıyla müziğimi seviyorlar.
Dudukun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Müziğimi kimin devam ettireceğinden bahsediyorsak, torunum da benim gibi duduk çalıyor. Onun da adı Djivan Gasparyan. Bana dediğine göre, onun da bir oğlu olursa, adı Djıvan olacak ve müziği devam ettirecek. Kimse olmazsa, ailem sürdürür. İlgisi olan herkes sürdürür.
Türkiye ve Ermenistan arasında son dönemde karşılıklı olarak çeşitli girişimlerle ilişkilerde bir yumuşamaya-esnekliğe gidiliyor. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu soruyu soracağınıza emindim. Tüm halkların birlikte yaşayabileceklerini, yaşamaları gerektiğini düşünüyorum. Ermeniler ve Türkler de bunun dışında değil. Benim atalarım Muş’tan gelme. İstiyorum ki tüm halklar, özellikle de komşular birbirleriyle iyi geçinsinler. Sorun zaten halklarda değil ki, yönetimlerde. Halkların birbirlerine ne düşmanlığı olabilir ki? Yönetimler katliamlara sebep oldular.
Aradaki sorunun bir an önce çözülmesi taraftarıyım. Neresi kimin toprağı, kim nereden gelmiş... Bir anlaşmanın sağlanması gerekiyor. Ben bir müzisyen ruhuyla konuşuyorum. Bence tüm halklar eşit ve ben tüm halklar için barış istiyorum.
Sizce Türk ve Ermeni sanatçılar halklar arasındaki kardeşliğin sağlanması için yeterli çabayı gösteriyor mu?
Daha önce de dediğim gibi, ben herkesle çalıyorum. Tüm dünyada kimlerle çaldığım her yerden takip edilebilir. Biz birlikte çalarak, birlikteliğin vurgusunu yapıyor ve ortak noktalarımıza dikkat çekiyoruz. Tek bir tanrı var ve bunun adının şöyle ya da böyle olması mühim değil. Buradan bakıldığında hepimiz kardeşiz. Azarbaycan, İran ve Türkiye gibi ülkelerde de birlikte çaldığımız çok insan var. Biz sınırların olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.
Yapılanların daha da güçlendirilmesi için her şeyi yaparım. Fırsatları buldukça birlikte çalışmaktan geri durmuyoruz.
Türkiye halkına ne söylemek isterdiniz?
Halkların hepsi benim gözümde bir. Savaş isteyenler halklar değil. Halk eğlenmeyi, barışı, güzel kadınları sever. Bizim yüzde doksanımız bu yönden birbirine benzer. İstisnalar illa ki vardır, olabilir. Türkiye’de yaptığım konserlerde yola çıkış noktamız da halkların kardeşliğiydi. Her yerde kötü insanlar vardır; ama bunu bir halka mal edemezsiniz. Barış, özgürlük ve hayat...Bunlar esas olanlar. (Berlin/EVRENSEL)
Sinan Balta
ÖNCEKİ HABER

GÖZLEMEVİ

SONRAKİ HABER

"Ali Babacan, Erdoğan’a partiden ayrılacağını söyledi" iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa