10.07.2006 03:00
Tiyatro sanatçısı
Mehmet Akan'ı yitirdik
Televizyonda yayınlanan "Bizimkiler" dizisiyle birlikte bütün Türkiye'nin tanıdığı oyuncu, yönetmen, koreograf Mehmet Akan, uzun bir süredir boğuştuğu hastalığına karşı verdiği yaşam savaşını kaybetti. Ameliyat sonrası vücut direncini toparlayamayan sanatçı tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Televizyonda yayınlanan "Bizimkiler" dizisiyle birlikte bütün Türkiye'nin tanıdığı oyuncu, yönetmen, koreograf Mehmet Akan, uzun bir süredir boğuştuğu hastalığına karşı verdiği yaşam savaşını kaybetti. Ameliyat sonrası vücut direncini toparlayamayan sanatçı tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Bizimkiler dizisinde ki apartman yöneticisi "Sabri Bey" karakteriyle birlikte sevilen sanatçı, Mehmet Akan (67), geçen hafta karnındaki kitle nedeniyle rahatsızlanarak Okmeydanı Eğitim Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Hastanede kitlenin alınması amacıyla ameliyat edildikten sonra kanama geçiren Akan, önceki gün gece saatlerinde hayatını kaybetti. 67 yaşında olan Akan, geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan Bizimkiler dışında pek çok televizyon yapımı, dizi, film ve tiyatroda rol aldı. Geçen yıl Dünya Tiyatro Günü bildirisini yazan sanatçı, bu bildiri de tiyatro sanatı için "Aslolan amatörlüktür" demişti.
Tiyatroya adanmış bir ömür 1939 Urfa-Birecik doğumlu olan sanatçı, Ortaokulu Birecik'te liseyi Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. Çocukluğundan beri tiyatroya ilgi duyan Akan, ailesinin ve özellikle babasının itirazlarına rağmen tiyatroya atıldı. Babasının ölümüne kadar profesyonel tiyatrocu olduğunu 3-4 sene sakladı. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Sanat Bölümü'nde tiyatroya başlayan sanatçı, "Genç Oyuncular"la tanıştı. 1960 sonrası Türk tiyatrosunu etkileyen bir akım yaratan "Genç Oyuncular", geleneksel Türk Tiyatrosu ile çağdaş tiyatroyu birleştirmeye çalışmıştı. Bir ulusal Türk tiyatrosu oluşumu konusunda önemli katkıları olan Genç Oyuncular'da Ortaoyunu, Karagöz ve Seyirlik oyunları üzerinde çalışan Akan, teknik üniversiteyi bıraktı. Tiyatrocu kimliği bu toplulukta oluştu. Çalışmalarını "Gülriz Sururi ve Engin Cezzar" ve "Ulvi Uraz" tiyatrolarında sürdürdü. 1969 da beş arkadaşı ile birlikte "Dostlar Tiyatrosu"nu kurdu. Uzun yıllar bu toplulukta çalıştı. Ayrıca Ankara Sanat Tiyatrosu ve İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda konuk oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. 80'li yıllardan bu yana oyunculuğunu sinema ve televizyonda sürdürüyor. Yönetmen de olan Akan, ''Kadının Adı Yok'', ''Bir İstanbul Masalı'', ''Gramofon Avrat'', ''Bez Bebek'', ''Yazlıkçılar'', ''Yıldızların Altında'', ''Yeter Anne'', ''Büyük Umutlar'' ve ''Aşk Oyunu'' gibi bir çok dizi ve filmde de rol aldı. Sanatçı irili ufaklı pek çok dizide rol aldı. Şeyh Bedreddin Destanı'nı sahneye taşıyan sanatçı, Brecht'en esinlenerek Analık Davası bir oyun da yazmıştı.
'Analık davası' Anadolu'da var olan meddah ve saz şairliği geleneğinden faydalanılarak, halk danslarının da sergilendiği bu halk masalı havasında geçen oyunda Akan, Osmanlı'da üretim ilişkilerinin irdeler. "Analık Davası"nın ön oyununda, ova köylülerin ve dağ köylülerin yeşil vadi üzerindeki uzlaşmazlıkları ele alınıyor. Kime ait olmalıdır vadi? Yasal sahibi olarak görünenlere mi? Yoksa ona sahip çıkarak, ona emek vererek verimli hale getirenlere mi? Buradan yola çıkarak Feleknaz Hatun ile Gülizar kızın analık davası işleniyor. Çocuk kime verilmeli? Onu doğurup kaçmak zorunda kaldığında ise, ölüme terk eden anneye mi, yoksa hiç bir çıkar beklemeden besleyip, eğitip büyütene mi?
Yarın Taksim'de Mehmet Akan'ın cenaze töreni yarın saat 10.30 da Devlet Tiyatroları Taksim Sahnesi'nde yapılacak törenden sonra, öğlen vakti Şişli camiinden Zincirlikuyu mezarlığında defnedilecek.
ASLOLAN AMATÖRLÜKTÜR! Mehmet Akan'ın 2005 yılında 21 Mart Dünya Tiyatrolar Günü için yazdığı bildiri : Henüz kırmızı kadife perdeler, çok katlı düğün pastası misali yaldızlı salonlar, tanrılar, tanrıçalar, denli erişilmez yıldızlar yoktu. Ama tiyatro hep vardı. İnsanlar henüz okumayı, yazmayı bilmiyorlardı. Ama oynamayı biliyorlardı. Yurdumuz özelinde, insanımız, yüzyıllar boyu, ahi toplantılarında, yaren sohbetlerinde, kış yarısı, koç katımı, hıdırellez törenlerinde oyunlar oynadı, deyim yerindeyse, daha iyi yaşamanın provasını yaptı. Günümüzde o gelenekler yok artık. Teknolojik gelişme insanları yalnızlaştırdı, evlerine kapattı. Artık büyük sermayenin elindeki medyanın tutsağıyız. Onun gizli ya da açık yönlendirmesiyle kararlar alıyor, yaşamımızı öyle sürdürüyoruz. Geldiğimiz bu aşamada tiyatro öldü, artık tiyatro yapılamaz deniyor. Hayır İşte tam bu aşamada tiyatroya gerek var. Çünkü tiyatro insanla yapılır. Para olmayabilir, teknik olanaklar olmayabilir. Bir park, bir meydan, bir hangar, bir derneğe ya da bir sendikaya ait herhangibir mekan tiyatro yapmak için yeterli. Yeter ki insanlar bu amaçla bir araya gelsinler. Yeter ki insanlar sermayenin köleliğinden kurtulmayı istesinler. Ne demiştik vaktiyle: Her yer tiyatrodur ve tiyatroya amatörlük yaraşır. Tiyatro günümüz kutlu olsun. MEHMET AKAN
Tiyatroya adanmış bir ömür 1939 Urfa-Birecik doğumlu olan sanatçı, Ortaokulu Birecik'te liseyi Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. Çocukluğundan beri tiyatroya ilgi duyan Akan, ailesinin ve özellikle babasının itirazlarına rağmen tiyatroya atıldı. Babasının ölümüne kadar profesyonel tiyatrocu olduğunu 3-4 sene sakladı. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Sanat Bölümü'nde tiyatroya başlayan sanatçı, "Genç Oyuncular"la tanıştı. 1960 sonrası Türk tiyatrosunu etkileyen bir akım yaratan "Genç Oyuncular", geleneksel Türk Tiyatrosu ile çağdaş tiyatroyu birleştirmeye çalışmıştı. Bir ulusal Türk tiyatrosu oluşumu konusunda önemli katkıları olan Genç Oyuncular'da Ortaoyunu, Karagöz ve Seyirlik oyunları üzerinde çalışan Akan, teknik üniversiteyi bıraktı. Tiyatrocu kimliği bu toplulukta oluştu. Çalışmalarını "Gülriz Sururi ve Engin Cezzar" ve "Ulvi Uraz" tiyatrolarında sürdürdü. 1969 da beş arkadaşı ile birlikte "Dostlar Tiyatrosu"nu kurdu. Uzun yıllar bu toplulukta çalıştı. Ayrıca Ankara Sanat Tiyatrosu ve İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda konuk oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. 80'li yıllardan bu yana oyunculuğunu sinema ve televizyonda sürdürüyor. Yönetmen de olan Akan, ''Kadının Adı Yok'', ''Bir İstanbul Masalı'', ''Gramofon Avrat'', ''Bez Bebek'', ''Yazlıkçılar'', ''Yıldızların Altında'', ''Yeter Anne'', ''Büyük Umutlar'' ve ''Aşk Oyunu'' gibi bir çok dizi ve filmde de rol aldı. Sanatçı irili ufaklı pek çok dizide rol aldı. Şeyh Bedreddin Destanı'nı sahneye taşıyan sanatçı, Brecht'en esinlenerek Analık Davası bir oyun da yazmıştı.
'Analık davası' Anadolu'da var olan meddah ve saz şairliği geleneğinden faydalanılarak, halk danslarının da sergilendiği bu halk masalı havasında geçen oyunda Akan, Osmanlı'da üretim ilişkilerinin irdeler. "Analık Davası"nın ön oyununda, ova köylülerin ve dağ köylülerin yeşil vadi üzerindeki uzlaşmazlıkları ele alınıyor. Kime ait olmalıdır vadi? Yasal sahibi olarak görünenlere mi? Yoksa ona sahip çıkarak, ona emek vererek verimli hale getirenlere mi? Buradan yola çıkarak Feleknaz Hatun ile Gülizar kızın analık davası işleniyor. Çocuk kime verilmeli? Onu doğurup kaçmak zorunda kaldığında ise, ölüme terk eden anneye mi, yoksa hiç bir çıkar beklemeden besleyip, eğitip büyütene mi?
Yarın Taksim'de Mehmet Akan'ın cenaze töreni yarın saat 10.30 da Devlet Tiyatroları Taksim Sahnesi'nde yapılacak törenden sonra, öğlen vakti Şişli camiinden Zincirlikuyu mezarlığında defnedilecek.
ASLOLAN AMATÖRLÜKTÜR! Mehmet Akan'ın 2005 yılında 21 Mart Dünya Tiyatrolar Günü için yazdığı bildiri : Henüz kırmızı kadife perdeler, çok katlı düğün pastası misali yaldızlı salonlar, tanrılar, tanrıçalar, denli erişilmez yıldızlar yoktu. Ama tiyatro hep vardı. İnsanlar henüz okumayı, yazmayı bilmiyorlardı. Ama oynamayı biliyorlardı. Yurdumuz özelinde, insanımız, yüzyıllar boyu, ahi toplantılarında, yaren sohbetlerinde, kış yarısı, koç katımı, hıdırellez törenlerinde oyunlar oynadı, deyim yerindeyse, daha iyi yaşamanın provasını yaptı. Günümüzde o gelenekler yok artık. Teknolojik gelişme insanları yalnızlaştırdı, evlerine kapattı. Artık büyük sermayenin elindeki medyanın tutsağıyız. Onun gizli ya da açık yönlendirmesiyle kararlar alıyor, yaşamımızı öyle sürdürüyoruz. Geldiğimiz bu aşamada tiyatro öldü, artık tiyatro yapılamaz deniyor. Hayır İşte tam bu aşamada tiyatroya gerek var. Çünkü tiyatro insanla yapılır. Para olmayabilir, teknik olanaklar olmayabilir. Bir park, bir meydan, bir hangar, bir derneğe ya da bir sendikaya ait herhangibir mekan tiyatro yapmak için yeterli. Yeter ki insanlar bu amaçla bir araya gelsinler. Yeter ki insanlar sermayenin köleliğinden kurtulmayı istesinler. Ne demiştik vaktiyle: Her yer tiyatrodur ve tiyatroya amatörlük yaraşır. Tiyatro günümüz kutlu olsun. MEHMET AKAN
Evrensel'i Takip Et