01 Ocak 2005 03:00

Yılbaşı mönüsü; tandır ekmeği

Gülbahçesi'nin kadınları, eve ekmek yetiştirmek için önce yanan darı tarlalarında, ardından tandır başında ter akıtıyorlar. Göçlerle kurulan Gülbahçesi'nde, yılbaşı yemeği çoktan belirlenmiş; tandır ekmeği...

Paylaş
Adını güllerden alan Gülbahçesi Mahallesi'nde, gül bahçelerinin hemen karşısında göçün ardından, yoksulluk ve işsizlik yaşanıyor. Topraklarından koparılan Kürt aileleri, yoksulluğun her boyutunu aşmaya çalışıyorlar. Asıl yemeğin yanında katık olarak tandır ekmeği yapan Gülbahçesi kadınlarının elleri; yürekleri gibi yanık... Gülbahçesi'nin hemen her sokağında birkaç tandır var. Tandırı olmayanlar, komşularından rica ediyorlar, birkaç ekmek yapabilmek için. Bir aile iki üç günde bir tandırın başını dolduruyor. Etrafını çocuklar çevreleyen kadınlar, belki de bir haftalık "temel besinlerini" saklamaya çalışıyorlar, çocuklardan. Büyük bir küpe benzeyen tandır, çoğu zaman bahçeye veya sokak kenarına kuruluyor. Yakacak olarak darı sapı (mısır kozağı) kullanılıyor. Yakacağı temin için ise temmuz sıcağında kadınlar tarlalara gidiyor. Tarla sahibi, araziyi ateşe verince, kadınlar kıvılcımların içinden korlaşmış sapları kurtarmaya çalışıyorlar. İçleri yanıyor, buz yiyorlar, kâr etmiyor. Kadınların elleri önce burada yanıyor... Çok nüfuslu ailelere başkaca çareleri olmadığı için ancak tandır ekmekleri yetiyor. Henüz küçük bir kız çocuğuyken öğrenmek zorundalar bu işi.

'Ez çi zanım' Un, sıcak su ve maya katılan hamur uzun süre yoğurulduktan sonra bir saat kadar dinlenmeye bırakılıyor. Sonra da tandırın başına geçiliyor. Gerisini Yıldız Savucu'dan dinliyoruz: "Elimiz ile biraz açıyoruz hamuru. Sonra tandırın kenarına yapıştırıyoruz. Birkaç dakikada pişiyor zaten". Savucu, 12 yaşından beri tandır ekmeğini yapabildiğini anlatıyor. Evlendikten sonra Mardin'den Adana'ya geldiklerini belirten Savucu, 40 yaşında ve 6 çocuğu var. Eşi İncirlik'te bir şirkette çalışıyor, ancak yılbaşından sonra işine son verilecek. "İşten çıkarılınca ne yapacaksınız?" diye sorduğumuzda artık Türkçesi yetmiyor anlatmaya; "Ez çi zanım"... "Para olsa..." diyor. Para olsa, ne ellerini yakacak, ne boncuk boncuk terler akıtacak saatlerce tandır başında. "Ama günde 20 ekmek gidiyor. Nasıl yetiştireceksin? Bunun yanına ancak bir çorba kaynatabiliyoruz. O çorbayı üç gün yiyoruz" dedikten sonra sesini incelterek devam ediyor: "Bazen o bile olmuyor." Bugün yılbaşı... Yeni yıl... Savucuların evinde 6 çocuk, bir baba, bir de ananın sofrasında yine tandır ekmeği var; "Fakirlere kutlama yok. Yılbaşında yine tandır var, her zaman tandır var..."

ÖNCEKİ HABER

Sözleşmeli zammı

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa