Gerçek yüzleri bu!

Gerçek yüzleri bu!

AB süreciyle birlikte, "demokratik açılım" ve "ilerleme" gibi söylemleri dilinden düşürmeyen hükümet ve medya, verdikleri ilanla hak talep eden Kürtlere karşi linç kampanyasi başlatti.

DEP eski milletvekillerinin de aralarinda bulundugu 200 Kürt'ün iki Avrupa gazetesine verdiği ilan üzerinden fırtına koparılarak, Kürtler linç edilmek isteniyor. Gazeteler, özellikle Leyla Zana ve arkadaşlarını hedefe koyarken; yazarlarda köşelerinden 'kalem kırdı.' AB süreciyle birlikte "demokratik açılım", "ilerleme" ve "uyum paketleri" gibi kavramları dilinden düşürmeyen Başbakan Erdoğan ise "Hangi vicdanla bu aziz milleti, bu coğrafyanın ruhuna, hamuruna, birikimine yedi kat yabancı olan örneklerle mukayese etmeye kalkıyorlar. Bu, yenilir yutulur bir şey değil" sözleriyle linç kampanyasının başına geçti. 17 Aralık'taki AB Zirvesi'nden önce Herald Tribune ve Le Monde gazetelerine, "Türkiye'deki Kürtler ne istiyor?" başlikli ilan vererek Kürtlerin taleplerine dikkat çeken Leyla Zana ve arkadaşlarina yönelik karalama kampanyasi genişleyerek sürüyor. Brüksel dönüşünde gazetecilerin sorularina yanitlayan Başbakan Recep Tayyip Erdogan, "Türkiye'nin içinden geçtiği demokratik açılım sürecini, AB sürecini, yakalanan huzur ve istikrarı baltalamak isteyen bazı odakların, özellikle yabancı basın üzerinden çirkin bir oyun tezgâhlamaya niyetlendiklerini" savundu.

Erdoğan kükredi Erdoğan, "Bu tezgâh için seçilen zaman ve zeminde nasıl bir oyun oynanmak istendiği çok açık net zaten ortada gözüküyor. 17 Aralık'ı adeta Türkiye'den bir şeyler tirtiklama gayreti için son firsat gibi gören bazi şebekelerin arasina karişip, bu hengamede biz de kendimize bir post kapabilir miyiz veya bir post uydurabilir miyiz, vitrine dizilenlerin asil hesabi bu...Biz bu oyuna gelmeyiz. Bu tezgâha gelmeyiz" diye devam etti. "Türkiye'de et ve tırnak gibi birbiriyle kaynaşmış, kaderde bir, tasada bir, kıvançta bir bu aziz milleti, hangi tarihi, hangi sosyolojik, hangi coğrafya, hangi iktisat, hangi siyaset kriteriyle birbirinden ayırmaya gayret ediyorlar, bunu anlamak mümkün değil" diyen Erdoğan, şöyle devam etti: "Tabii şimdi diger yara, burada ister istemez ben de vicdanimin sesiyle şunu haykirmak istiyorum; Hangi vicdanla bu aziz milleti, bu cografyanin ruhuna, hamuruna, birikimine yedi kat yabanci olan örneklerle mukayese etmeye kalkiyorlar. Bu, yenilir yutulur bir şey degil."

Karayalçın'da katıldı 28 Mart'taki yerel seçimlerde Kürtlerle ittifak kuran SHP Genel Başkani Murat Karayalçin'da linç kampanyasına katıldı. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Karayalçın, "Türkiye AB ile zaten uyum, hoşgörü ve diyalogun kurumlaşacagi bir sürece girerken, ülkemizde yaşanan sorunlarin çözümünü daha da güçleştirecek bu gibi açiklamalar dogru karşilanamaz" dedi.


BİNLERCE KÜRT BRÜKSEL'DE TOPLANDI Belçika'nın başkenti Brüksel'de toplanan binlerce Kürt, "Kürt halkı diyalog ve çözüm istiyor", "AB'ye giriş Kürt sorununun çözümünden geçer" sloganları atarak taleplerini dile getirdi. Belçika, Almanya, Hollanda ve Fransa'dan binlerce kişi yürüyüşe katilmak için sabah saatlerinden itibaren Pacheco Bulvari'nda bir araya gelerek, saat 10.00'da yürüyüşe geçti. "Biji Serok Apo", sloganınIN öne çıktığı yürüyüşün en önünde Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar ve Başkan Yardımcısı Ali Yiğit, Liberal gruptan Belçikalı Senatör Lionel Vanbenberge, Brüksel Parlemantosu Milletvekili Jan Beghin ile birlikte yer aldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Mahmut Şakar'ın yanısıra çok sayıda KNK üyesi de yürüyüşte hazır bulundu. Birkaç hafta önce 'terörist' diye evinin önünde babasıyla birlikte öldürülen Uğur Kaymaz'ın posterlerinin de dikkat çektiği yürüşte adaleti simgeleyen bir terazi maketi taşındı. Maketin üzerinde "Biz adalet istiyoruz" sloganı yer aldı.


KÖŞEDEN KALEM KIRDILAR İnsaf be Zana!

Güngör Mengi/Vatan Leylâ Zana ve arkadaşlarının da aralarında bulunduğu, Türkiye ve Avrupa'da yaşayan 200 Kürt'ün Herald Tribüne ve Le Monde gazetelerinde çıkan ilanı kamuoyunda şok yaratmış, ihanete uğramışlık duygusu uyandırmıştır. Çünkü ilân Türkiye'nin tarihi mirasını inkâr eden bölücü bir çağrı niteliği taşıyor ve "Kıbrıslı Türkler için istediği hakların tümünü Ankara Kürtlere tanımalıdır" talebini seslendiriyor. Türkiye'nin kader çizgisinde tarihi bir dönemeç olacak 17 Aralık zirvesi öncesinde bundan daha tahripkâr bir sabotaj yapılamazdı!


Demek ki Kürtlere indirim yapmışlar

Ertuğrul Özkök/Hürriyet Neresinden bakarsanız bakın bu bildiri, Türkiye'de son günlerde oluşan bariş ortamina zarar verecek samimiyetsiz bir girişimdir. Zana ve arkadaşlari, dün en siradan bir siyasetçinin yapacagini yaptilar. Hemen medyayi suçlamaya başladilar. Herhalde cezaevindeki günlerinde ve çikişindan sonra bu medyanin onlara gösterdigi olumlu yaklaşimi çabuk unuttular.
Kim kimle oynuyor?

Oktay Ekşi/Hürriyet Zana ve arkadaşları altına imza attıkları -veya imza atmaya söz verdikleri- metni ortaya çıkartıp, 'İşte bizim görüşümüzü bu yansıtıyor' demedikçe, kusura bakmasınlar ama bu ilan metni ile ortaklıklarının olmadığına kimseyi inandıramazlar. O zaman da başkalarının kendilerini bu gerçek ışığında değerlendirmesine itiraz edemezler. Zana ve arkadaşları sadece 'federatif çözüm' konusundaki taleplerle ilgileri olmadığını söylüyorlar. Peki öteki talepler? Örneğin 'Kürt halkının varlığını kabul eden ve kendi okullarını açmasına, kendi yapılanmasını gerçekleştirmesine, kendi siyasi özlemlerini gerçekleştirmek amacıyla kendi parti ve örgütlerini kurmasına olanak veren yeni ve demokratik(?) bir anayasa' isteğine katılıyorlar mı, katılmıyorlar mı? Bilsek iyi olacak... Hiç değilse kiminle dans ettiğimizi öğreniriz...


Kürtler ve Türkler

Taha Akyol/Milliyet Leyla Zana ve arkadaşlarının malum 'ilan' eylemi... AB süreci bakımından zamanlamasını, içeriğindeki etnik milliyetçi taleplerin aşırılığını iyi niyetli saymak mümkün değildir. Açıkça 'tahrik'tir bu.


LİNÇ KAMPANYASINA TEPKİ

DEHAP: Provokasyon DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Veli Büyükşahin, gazetelerde çıkan haberlerin provokasyona yönelik olduğunu söyledi. İlanda yer alan talepleri yıllardır savunduklarını belirten Büyükşahin, "Kürtlerin haklarının anayasal güvence altına alınması, evrensel hukuk çerçevesinde çözülmesini hep söylüyoruz. Basında çıkan haberler, 17 Aralık öncesinde birileri bir şeyleri kurcalamak istiyor. Olayları abartıyorlar" dedi.

EMEP: Tesadüf değil EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek ise Kürtlerin ilanda yer alan istekleri dile getirmesinin çok doğal olduğunu ifade ederek, "Kaldı ki orada ifade edilen talepler bile Kürtlerden esirgenirse, Kürt sorunu nasıl çözülebilir?" diye sordu. İmrek şöyle devam etti; "Sermaye basını ve Başbakan Erdoğan'ın; Kürtlerin hak isteklerini, Kürtlerin linç edilmesi için kullanması ise bir rastlantı değildir. Tersine onların gerçek niyetlerinin, baskıcı, asimilasyoncu tutumlarının ifadesidir. Türkiye'nin ilericileri demokratları elbette ki; Kürtlerin, onların temsilcilerinin ve mücadelelerinin linç edilmesine izin veremezler."

ÖDP: Bizde savunuyoruz ÖDP Genel Başkan Yardimcisi Hakan Tahmaz da ilanda yer alan talepleri, yillardir kendilerinin savunduklarini söyledi. Tahmaz, "Barış için ateşkesin ilan edilmesi, silahların durması gerekiyor. İlanda bunlar dile getiriliyor. Bunların özellikle Kürtler tarafından dile getirilmesi önemli. Bunlar görülmeyip de bir linç kampanyasının başlatılmasını doğru bulmuyorum" dedi.

SDP: Kasımpaşalı oldu Konuyla ilgili Başbakan'ın açıklamalarını dinlediklerini ifade eden SDP Genel Başkan Yardımcısı Veysi Sarısözen, şöyle devam etti; "Avrupacı görünen Başbakan birden Kasımpaşalı edasına bürünerek, 200 Kürt aydın ve siyasetçisinin verdiği ilanı tezgâh olarak yorumladı. Türkiye demokrasi güçleri bunu boşa çıkaracaktır."

www.evrensel.net