Diyarbakır'ın başka yüzü Hançepek
Mardin Ömerya'dan, Nusaybin'den, Batman'dan, Muş'tan, Lice, Hazro, Bingöl, Tunceli'den gelenlere kucağını açmış Hançepek. Sokaklarını gezerken oyun oynayan çocukların yüzlerine baktığınızda savaşın izlerini bütün çıplaklığıyla görüyorsunuz. Bir de yoksulluğun. 4-5 aile bir evde kalmak ve yoksulluğu paylaşmak zorunda bırakılmış. Ancak onlar yine de bu paylaşımdan şikayetçi değiller.
Mücadele ediyorlar Bir taraftan kimlik bir taraftan da işsizlik sorununa karşı mücadele ediyorlar. Sur içinde kalan ve Diyarbakır'in ilk yerleşim yerlerinden olan Hançepek, tarihi mekânların da olduğu bir yer aslında. Ama bugün o tarihi dokusuyla değil, sınırları içinde barındırdığı insanların yoksulluklarıyla öne çıkıyor. Hançepek'te insanların yoksullukları sura yakınlık ile uzaklık ölçü olmuş. Sura evleri yakın olanlar geçimini kıt kanaat sağlarken, sura uzak olanlar ise evlerine bir ekmek dahi götüremeyecek durumda olanlar. Bu ayrımı sura yakın olanlar söylüyor bize. Köyleri zorla boşaltılan bu insanlar şimdi daracık sokakların olduğu ve birkaç ailenin birlikte kalmaya mecbur bırakıldığı yerde yaşıyorlar. Gerçi olanlar paylaşmayı seviyor. Ama paylaştıkları evler ise tek ailenin kalabileceği evler olmaktan çoktan çıkmış durumda. Kimi derme çatma evlerde kalırken, kimi, kiliseleri kendilerine ev yapmış. Paylaşmak zorundalar, başka şans bırakılmamış kendilerine, ekonomik şartları tek başlarına ayrı bir evde oturmalarına izin vermiyor Hançepek'te... Yaşamlarıyla oynanan bu insanlar adeta "kaderleriyle" baş başa bırakılmış durumda. Ama onların gözlerindeki umut ışığı hâlâ sönmemiş. Belki yaşı ilerlemiş olanlar kendi yaşamlarından bir şeyler beklemiyorlar ama en azından çocuklarının geleceğinden bir şeyler umut ediyorlar ve sabırsızlıkla bekliyorlar.
Ekmek için göçüyorlar Havaların ısınmasıyla birlikte Hançepek'in nüfusunda da azalma yaşanıyor. Ekmek parası için göç etmeye başlıyor bu kez Hançepekliler... Adapazarı, Manisa, Ordu, Rize, İzmir gibi birçok ile, yani batıya göç etmek zorunda kalıyorlar. Çünkü, sığınmak zorunda kaldıkları kentte ne iş imkânı var, ne de kendilerine uzanan bir yardım eli. Düzenli yaşamlarından zorla kopartılan insanlar, ekmek parası için gittikleri yerlerde ise insan yerine koyulamamanın sıkıntısını yaşıyorlar. Kimileri ilin kapısını onlara kapatırken, kimileri de onların barındığı yerlere, "köpek ve eşek" meydanları diyebilecek kadar insanlıktan çıkmışlar. Halbuki onlar köylerinden yurtlarından zorla kopartılmışlardı. Irgatlık için gidenler de "çavuş" denilen aracının aracılığıyla gidiyorlar. Kendilerini götüren çavuşlarda kendi çıkarlarına göre hareket ediyorlar. Ve ekmek parasını için gittikleri yerlerde az bir kazançla gelebiliyorlar savaş mağdurları. Beş aya yakın bir süre nüfus yoğunluğunun azaldığı Hançepek, ekim ayından itibaren o eski yoğunluğuna tekrar kavuşuyor. Yine daracık sokaklarda çocuklardan geçilmeyecek günlere dönüyor. Evlerin önünde oturup sohbet eden kadınlar, ve borçla gidilen kahvelerde tüttürülen sigarlardan çıkan dumanlar daha da çoğalıyor. Ta ki havaların ısınmasına kadar.
Umutları var Ama yoksulluklarına ve onca acılarına rağmen yüzlerindeki umut hiç sönmemiş. Taşlardan yapılmış yollar ve Diyarbakır kadar eski evlerin arasından geçiyoruz. İlk uğradığımız evde beş aile yaşıyor. Ve her bir aileye bir oda düşüyor. Hepsi kardeş olan aile. 1992 yılında köyleri zorla boşaltılınca Ömerya'dan Diyarbakır'a gelmişler. Ömerya, Mardin'de 70'ten fazla köyü içine alan bölgeye verilen ad. Evin girişi sonradan mutfak yapılmak zorunda kalmış. Zaten mutfak görüntüsünden uzak. 35 kişinin başını soktuğu evde Sevitek ailesinden insanlar oturuyor.
İş olanağı yok Kocalarının iş imkânı olmadığını, boş boş gezdiklerini Türkçe bilmedikleri için Zazaca konuşarak anlatan kadınlar, geçimlerini zar zor sağladıklarını söylüyorlar bize. Adları Sabiha, Hasibe, Emine, Kozak, Kadriye ve en yaşlıları nene Sıdıka Sevitek. Kadriye'ye çocukların geleceğine ilişkin düşüncelerini sorduk. Çocukları için barış istediğini söyledi. Öbürleri de bu görüşü paylaştılar. Sevitek ailesi Ağustos'un 5'inde Adapazarı'na gidecek. Ama 5 kişi. Yaşı 16 olan genç kız, babası ve üç kız kardeşiyle birlikte gideceğini söylüyor. Evde erkek çocuk olmadığından babalarına kızlar yardımcı oluyor. Geçen yıl da Ankara'da soğan toplamaya gittiklerini anlatıyor genç kız. Okula gitmemesine karşın güzel bir Türkçe ile ifade etmek istediklerini gayet düzgün anlatıyor bize. Çavuşların parayı kazandıklarını, kendilerinin ise ellerine çok bir şey geçmediğini söylüyor. Geçen yıl soğan toplamanın günlüğünün 4.5-5 milyon lira arasında olduğunu anlatıyor. Onlar da köylerine dönmeyi istiyorlar istemesine, ama devlet yardım eder ve zararlarını öderse ancak dönebileceklerini ifade ediyorlar.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et