Fotoğraf: Evrensel

Peşkeşe karşı ortak direniş çağrısı

Yıllar önce THY, Türkiye'nin dışarıya açılan penceresi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bayrağını semalarda taşıyan tek kuruluş şeklinde tanımlanırdı.

Peşkeşe karşı ortak direniş çağrısı
Sinan İmrek
IMF gibi uluslararası emperyalist kuruluşların direktifleri ve buralara verilen sözler gereği özelleştirme ilanı yapılan Türk Hava Yolları'nda örgütlü Hava-İş Sendikası, 13 bin üyesiyle sonuna kadar mücadele etme kararı aldı. THY'nin "altın çağını yaşadığı bir dönemde" sermayeye peşkeş çekilmesini, "vatan hainliği, işçi ve emekçilere düşmanlık, ülkenin satışa çıkarılması" olarak değerlendiren Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin, özelleştirme saldırısını püskürtmenin yolunun tüm emekçilerin birlikte hareket etmesinden geçtiğini belirtti. Ayçin, başta Türk-İş olmak üzere işçi konfederasyonlarını sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.
Peşkeşe zarar kılıfı
Özelleştirmenin çalışanların kazanılmış ve geleceğe dönük tüm haklarını ortadan kaldırdığını belirten Ayçin, THY'nin bir hizmet kuruluşu olduğunu ve burada çalışan işçilerin hepsinin kalifiye eleman olduğunu söyledi. THY'nin iştah kabarttığını belirten Atilay Ayçin, "İşçilik maliyeti açısından, tecrübe, ağırlıklı lisan ve ön bilgi gerektiren bir kuruluştur. Yani kurumlarda ve kuruluşlarda çalışan insanların belli bir yetkinlik seviyesine gelmesi için birtakım eğitimlerden geçmesi, uzmanlaşması için bir süreçten geçmesi lazım. Dışardan aldığın vatandaşı getirip THY'nin başına koyma şansın yok. Şimdi bunca emek, bunca çaba ve bunca maliyeti bir çırpıda, bu şirketin bugünkü noktalara gelişine katkısı olmayan ama ekonomik gücü veya mevcut sermayesi ile ortağı veya sahibi olacak insanlara teslim etmek hiç de adaletli bir uygulama değil" dedi.
Kamuoyunun desteğini almak için, THY'nin zarar ettiği propagandasının yapıldığını söyleyen Hava-İş Genel Başkanı, şirketin raporlarında da yer alan durumu şöyle açıklıyor: "Geçmişten beri tarifesiz sefer uygulayan şirketlere yakıt indirimi, konaklama indirimi, yer hizmetlerinde yapılan indirimler var. THY bunlardan yararlandırılmadığı gibi, örneğin VİP indirimleri, milletvekili, OHAL indirimleri gibi tamamen siyasi baskı ve iradeyle yapılan uçuşlar var. Bunlara rağmen THY kâr eden bir kuruluş."
Vatan hainliği, emek düşmanlığı
Ayçin, bağımsız devlet olma iddialarının artık yitirildiğinin herkesin rahatça anlayacağı şekilde ortaya çıktığını ifade etti. IMF'nin talimatlarının harfiyen uygulandığını belirten Ayçin, "Yıllar önce THY'nin, Türkiye'nin dışarıya açılan penceresi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bayrağını semalarda taşıyan tek kuruluş şeklinde tanımı yapılırdı. Şimdi ne değişti de bu değerler, bu kavramlar anlamını yitirdi. Bunları anlamak pek kolay değil. Kimse böylesine hem stratejik öneme sahip, hem ülkenin çıkarları açısından önemi olan bir kuruluşun 'sat-kurtul' mantığıyla, emperyalistlere satılmasını kabullenemez. Yapılanlar vatan hainliği, işçi ve emekçi düşmanlığıdır" şeklinde konuştu.
Uçaklar uçmayacak
Atilay Ayçin, tüm çalışanların THY'nin özelleştirilmesine izin vermemekte kararlı olduklarını vurgulayarak, "Yapacağımız eylemlerin sonucunda THY'de uçakların uçmaması noktasını hedefliyoruz. Bunca emekçinin, işçinin, özelleştirmeden canı yanmış, işsizler ordusuna katılmış, bunca insanın feryadı, haklı çıkışı, başkaldırısı dikkate alınmazsa, yapacaklarımızı alçak sesle değil yüksek sesle söylememiz gerekiyor. THY'nin altın çağını yaşadığı bir dönemde, çalışanlara yâr edilmek istenmiyorsa, biz bu şirketi kimseye yâr etmeyi düşünmüyoruz. Bu işin bedeli neyse ödemeyi göze almışız" dedi.
Türk-İş kış uykusundan uyansın
Bu mücadelede Havaş'ta olduğu gibi yalnız kalmak istemediklerini dile getirerek, sendika ve konfederasyonlara çağrıda bulunan Ayçin, şunları söyledi: "İki-üç tane kardeş sendika, bir kaç duyarlı demokratik kitle örgütü dışında, maalesef destek görmedik. Türk-İş'i artık şu kış uykusundan uyanmaya davet ediyorum. F tipi uygulamasıyla insanlar ölüm noktasına geldiler, göstermelik bir Adalet Bakanlığı'na gitme dışında bir ses yok. Yatağan'da, linyit madenlerinde, Bergama'da, Sümerbanklarda insanlar direniyor. POAŞ'ta 1200 tane insan atıldı. Türkiye bütün bunlarla kaynayan bir kazan. Türk-İş bu dönemde konuşmayacaksa, ülkenin değişik yerlerinde çıkan sesleri tek bir sese dönüştürmeyecekse, bu karşı çıkışları ortak bir direnişe dönüştürmeyecekse, ne zaman yapacak? Kamu sözleşmeleri gündemde, ne yapılacağına dair henüz bir ses çıkmıyor. Eğer bu ülke yarın uluslararası sermaye tarafından işgal edilmiş olacaksa, tabii ki bunun önünü açanlar sorumludur. Ama bütün bunlar yapılırken, sessiz kalınırsa, diğer konfederasyonlar kadar Türk-İş de sorumludur."
www.evrensel.net