Gecekondulaşma serüveni

Türkiye'de gecekondu ilk kez 2. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul Zeytinburnu'nda ortaya çıktı. 52 yıl önce 25-30 bin dolayında olan gecekondu sayısı bugün 2 milyona ulaştı.

Gecekondulaşma serüveni
Türkiye'de gecekondu ilk kez 2. Dünya Savaşı yıllarında stanbulZeytinburnu'nda ortaya çıktı. 52 yıl önce 25-30 bin dolayında olan gecekondu sayısı bugün 2 milyona ulaştı. 1950'li yıllarda göçmenlerin yerleştirilmesiyle gecekondu mahallesi olarak inşa edilen Gaziosmanpaşa, son sayımda resmi olmayan sonuçlara göre, 754 binlik nüfusuyla Türkiye'nin en büyük ikinci ilçesi oldu.Türkiye'de, 1948 yılında büyük kentlerde 25-30 bin olan gecekondu sayısının 2 milyona yükseldiği ve bunların büyük kısmının da İstanbul'da bulunduğu öğrenildi.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) TÜBİTAK Konut Araştırmaları Ünitesi tarafından yapılan araştırmadan derlenen bilgilere göre, Türkiye'de ilk kez 2. Dünya Savaşı yıllarında ortaya çıkan ve 52 yıl önce büyük kentlerde 25-30 bin dolayında olan gecekondu sayısı, kısa sayılabilecek bu süre içinde 2 milyona çıktı. Ülke genelindeki gecekonduların büyük bölümünün yer aldığı İstanbul'da ise ilk gecekondu, 1946 yılında Zeytinburnu Kazlıçeşme'de görüldü. İldeki toplam gecekondu sayısı 1949'da 5 bin olarak belirlenirken, bunlardan 3 bin 218'inin Zeytinburnu'nda bulunduğu tespit edildi. İstanbul'daki gecekondu sayısı, 1949 yılından itibaren çıkarılan çeşitli af yasaları ile hızlı bir artış gösterdi. Bu sayı 1950'de 8239, 1959'da 61 bin 400 ve 1963'te 120 bine ulaştı.
Rant alanları oluştu
1963 yılında İstanbul nüfusunun yüzde 35'i, gecekondu alanlarında yaşayanlardan oluştu. 1960-70 yılları arasındaki dönemde gecekondu ticari bir boyut kazanmaya başladı. 1960'lı yıllara kadar yapım sürecinin her aşaması, yaşayacak ailenin ya da yakınlarının bulunduğu gecekondular, 'adını anımsatacak' şekilde toplama malzemelerle çok kısa sürede yapılıyordu. Kente yerleşen gecekonducular, gecekondularını büyüterek ya da yenilerini yaparak kiraya verdiler. Böylece "gecekondu-kiracılığı" dönemi başladı. 1970-80 arasında ise rant grupları devreye girdi. Bu yıllarda hazine, belediye ya da diğer kamu kuruluşlarına, hatta özel şahıslara ait arsaları işgal eden ve üzerine gecekondu yaparak ihtiyaç sahiplerine satan "organize gruplar" ortaya çıktı. Ulaşım olanaklarının artmasına ve sanayinin gelişmesine paralel olarak da yeni gecekondu alanları oluştu.
Gecekondu kentleri
1973 yılında Boğaziçi, 1989'da da Fatih Sultan Mehmet köprüleri ve çevre yollarının hizmete açılmasıyla Hasköy, Gürsel, Kağıthane, Çağlayan, Harmantepe, Gültepe, Telsizler ve Ortabayır'daki gecekondulaşma hızlandı. 1980'li yılların ikinci yarısında Sarıgazi, Samandra ve Sultanbeyli gecekondu mahalleleri olarak ortaya çıktı. 1990'lı yıllarda Atışalanı, Esenler, Güngören ve Bakırköy merkezinde yer alan sanayi yerleşmeleri çevrelerinde ve Yenibosna, Sefaköy asfaltı boyunca Kocasinan, Küçükçekmece, Kirazlı, Güneşli, Halkalı sanayi alanları çevresinde "gecekondu apartman" alanları oluştu.
Mahalleden ilçeye GOP
İstanbul'daki en büyük gecekondu gelişmelerinden biri 1950'li yıllarda Taşlıtarla'da ortaya çıktı. Buradaki yerleşme, 1950-51 yılları arasında Bulgaristan'dan gelen göçmenlerden 2014'üne devlet tarafından göçmen mahallesi kurulmasıyla başladı. Bu mahalleye, 1954 yılından sonra Yugoslavya'dan gelen göçmen aileler de yerleştirildi. Mahallenin kurulması, alanın kent merkezine bağlantısını da güçlendirdi. Eyüp-Topçular, Topkapı-Maltepe sanayi alanlarına yakınlığı ise gecekondu gelişmesini teşvik eden önemli bir etken oldu. Hızla gelişen mahalle 1958'de Göztepe adıyla bucak, 1963'te de Gaziosmanpaşa adı altında ilçe haline geldi. Hızlı gecekondulaşma ile 1970 yılında nüfusu 70 bini bulan Gaziosmanpaşa, 1997 nüfus sayımında 649 bin 648'e, resmi olmayan sonuçlara göre de son nüfus sayımında 754 bin 790'a ulaştı. Gaziosmanpaşa böylece İstanbul'da en fazla nüfusa sahip ilçe haline geldi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Prof. Oyan: Bütçe halkın sırtına yüklendi
DİSK Adana Bölge Temsilcisi Yusuf Yürekli, DİSK/Tekstil Örgütlenme Daire Sekreteri ve Teksa Şube Başkanı Nazmi İncesoy ve Teksa Şubesi'nin diğer yöneticileri, Genel-İş 6 No'lu Bölge Sekreteri Hasan Cinbaş, Genel-İş 2 No'lu Şube Başkanı Cebrail Dağhan, TÜMTİS Şube Başkanı Erol Dolaşır, TÜMTİS Mali Sekreteri ve EMEP GYK Üyesi Halil Çekin, İHD Şube Başkanı Şehmuz Kaya, Çevre ve Tüketicileri Koruma Derneği Yönetim Kurulu Temsilcisi, Eğitim-Sen Şube Sekreteri, ÖDP Adana il Başkanı Yusuf Tek, çok sayıda kitle örgütü ve oda yöneticisi de toplantıya katıldılar.
Türkiye'nin tablosu
Levent Tüzel, toplantıda yaptığı konuşmada, 57. hükümetin işçi ve emekçi karşıtı politikaları hayata geçirmekte en kararlı hükümet olarak tarihe geçtiğini belirterek, 500 bin emekçinin tepkisine rağmen mezarde emeklilik yasasının çıkarıldığını, vatansever olduğunu iddia edenlerin uluslararası tahkim ile ülkeyi yabancı şirketlere parsellediğini, kamu kuruluşlarının belli rant çevrelerine haraç mezat satıldığını belirtti. Tarım reformu adı altında uygulananların, tarım üreticilerini daha da bitirdiğini ifade eden Tüzel, tarımda kendi kendisine yeten bir ülke konumundaki Türkiye'nin artık buğdayı, pamuğu, dışardan aldığına dikkat çekti.
İşçilerin ise asgari ücretle, sigortasız, sendikasız bir şekilde çalıştırılmaya mahkûm edildiğini, kamu emekçilerine yüzde 10 maaş artışı reva görüldüğünü, gençliğin okul kapılarından geri döndüğünü anlatan Tüzel, 2-3 milyonluk sermaye çevresinin ve rant grubunun ise ülke kaynaklarını talan ederek, bankaların içini boşalttığını, ülke bütçesini hortumladığını söyledi.
Gerçek demokrasi için
Herkesin bu tablonun farkında olduğunu, düzen partilerinin de bu olumsuzlukları dile getirdiğini ama çözümü daha fazla kemer sıkma ve emperyalistlerle anlaşma yapmakta gördüklerini, çünkü kendilerinin çıkarlarını da orada gördüklerini ifade eden Tüzel, şunları söyledi: "Bizim partimiz tam da burada diğer partilerden ayrışmaktadır. Biz çözümün, değiştirici gücün işçilerde, emekçilerde olduğunu söylüyoruz. Tüm işçi ve emekçilerin sağ-sol, Türk-Kürt demeden birleşmesini, ülkenin bu gidişatına dur demesini istiyoruz. Ülke ancak bu güç sayesinde düze çıkar."
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın da Adana'da olduğunu ve ama onun emekçilere seslenmek için değil, termik santral açmak için geldiğini söyleyen Tüzel, "Mesut Yılmaz'ın santral açılışı yaptığı saatlerde santrale tepki gösteren emekçiler coplanıyor. Hem de demokrat olduğunu ve Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne sokacağını söyleyen Yılmaz'ın gözü önünde. Bunların demokratlığı ancak bu kadardır. Bunların demokratlığı, kendilerini protesto eden emekçileri tartaklamak ve içeri atmaktan ibarettir" dedi. Levent Tüzel, gerçek demokrasinin alınteri harcayan, emek kavgası veren ve ona ihtiyaç hisseden işçi ve emekçilerle geleceğini söyledi.
Toprak onların, ırgat bizim
Genel kongresini yapan MHP'nin de emekçilerin vatanseverlik duygularını istismar ederek ve özelleştirmeleri durduracağını söyleyerek iktidara geldiğini hatırlatan Tüzel, MHP'nin şimdi de "Ya sev ya terk et", "Biz ülkemizi karşılıksız sevdik" söylemleri ile halkın tepkisini dindirmeye çalıştıklarını kaydetti. CHP'nin de özelleştirmeci olduğunu söyleyen Tüzel, POAŞ'ta, Telekom'da hisse kapma çabasında olan CHP'nin kendi iç kavgasından başını kaldıramadığını dile getirdi.
İsrail ve ABD ile Türkiye'nin yaptığı anlaşmalara da değinen Tüzel, emperyalistlerle yapılan anlaşmaların bir an önce iptal edilmesini istedi. ABD ve İsrail ile yapılan siyasi anlaşmaların ticari anlaşmalarla taçlandırıldığını belirten Tüzel, "İsrail ve ABD gelip Çukurova'da, GAP'ta arazi satın alıyor. Bizim üreticilerimizin ise ırgat olması isteniyor. GAP'ın tüm nimetleri emperyalistlere peşkeş çekiliyor" dedi.
Levent Tüzel tüm emekçileri, başlattıkları kampanyaya güç vermeye, kendi kaderlerini ellerine alarak talan ve yolsuzlukları önlemeye çağırdı.
Sendikacılardan teşekkür
Daha sonra söz alan sendika ve kurum temsilcileri, ülkedeki sorunların çözümünün işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesi ile olacağını vurguladılar. DİSK Adana Bölge Temsilcisi Yusuf Yürekli, EMEP Gelen Başkanı'nın konuşmasının ardından söylenecek çok şeyin olmadığını, artık sıranın icraata geldiğini ifade ederek, EMEP'e, gerek grevdeki EXSA işçilerine verdiği destekten gerekse de IMF karşıtı kampanyadan dolayı teşekkür etti.
ÖDP İl başkanı Yusuf Tek ise EMEP'in başlattığı IMF ve 2001 bütçesi karşıtı kampanyayı taktirle karşıladıklarını ve bu kampanyayı ortak sürdürmek gerektiğini söyleyerek, başta ÖDP olmak üzere EXSA işçilerine Adana kamuoyunun verdiği desteğin yetersiz olduğunu ifade etti.
www.evrensel.net