Ne alındı, ne satıldı?

Karşılıklı suçlama ve şantajlarla doruğa ulaşan ve Ecevit'in uyarısının ardından sönmeye başlayan hükümetteki Yüce Divan bunalımının bazı alışverişlerin ardından "tatlıya bağlandığı" ifade ediliyor.

Ne alındı, ne satıldı?
ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, koalisyon ortağı MHP ile aralarındaki "buzların eridiğini" söyledi. Karşılıklı suçlama ve şantajlarla doruğa ulaşan ve Ecevit'in uyarısının ardından sönmeye başlayan hükümetteki Yüce Divan bunalımının bazı alışverişlerin ardından "tatlıya bağlandığı" ifade ediliyor.
Yılmaz, ANAP Genel Merkezi'nde, Siyaset Okulu Eğitim Programı çerçevesinde düzenlenen "Yeni Yüzyılda Yeni Politikalar" başlıklı toplantının açış konuşmasını yaptıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "Sayın Bahçeli, süren gerginliği gidermek için size bir mesaj gönderdi mi?" şeklindeki sorusu üzerine ANAP Lideri Yılmaz, "Ayrıntılar önemli değil, buzlar erimiştir. Bundan sonra önemli olan yeniden buzlanmaya neden olmamaktır" dedi.
Yılmaz, ANAP'lı il ve ilçe başkanlarının katılımıyla dördüncüsü gerçekleştirilen ve iki gün sürecek toplantının açılışında yaptığı konuşmada da, son zamanlarda yaşanan birtakım olayların ANAP'lıların kafasını karıştırmamasını, kimseyi tereddüde sürüklememesini istedi.
Taranoğlu tehdit etmişti
SEKA arazisinin Ford-Koç ortaklığına bedelsiz devriyle ilgili komisyondan "Yüce Divan'a sevk" kararı çıkmıştı. Komisyondaki 4 MHP'linin blok oyuyla Yılmaz'ın Yüce Divan'a sevkine karar verilmesi, MHP ve hükümet arasında bir pazarlığın işareti olarak yorumlanmıştı.
ANAP Genel Başkan Yardımcısı Ersin Taranoğlu, aynı gün yaptığı açıklamada "Türkiye'de hizmetin bedeli Yüce Divan olmamalıdır" diyerek karara tepki gösterirken, kendilerinin hükümet ortaklarına duyduğu güven kadar, hükümet ortaklarının da kendilerine güven duyması gerektiğini kaydetmişti. Taranoğlu, aksi takdirde, kendilerine güvenmeyen MHP'nin hükümetten çekilmesini istemişti. Hatta Taranoğlu, bir gazeteye yaptığı açıklamada, kendilerinin de deprem konutlarında yolsuzluk ve usulsüzlük yaptıkları gerekçesiyle Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın'la, Devlet Bahçeli'yi Yüce Divan'a göndereceklerini söylemişti.
Ortaklık hukuku yolsuzluğa örtü mü?
Komisyondan Yüce Divan'a sevk kararı çıkması üzerine paniğe kapılan ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, sert açıklamalarla MHP'yi suçlamıştı. En azından kamuoyunu nispeten ikna edebilecek düzeyde aklanmanın mahkeme önünde olabileceği bilindiği ve Yılmaz, bu karar öncesinde "Gerekirse Yüce Divan'da hesabımı verip aklanırım" dediği halde, MHP'nin kendisi hakkındaki suçlamalarla ilgili delilleri ortaya koyup hükümetten istifa etmesini ya da "ortaklık hukukunun ölçüleri"ne uymasını istemişti.
Aklanmayla sonuçlanan soruşturma komisyonları kararları hakkında "Bakın demek ki temizmişim" yollu açıklamalar yapan Yılmaz, bu kez komisyonların siyasi amaçlarla hareket ettiğini söylemeye başladı.
MHP'nin hür vicdanı bu kadar
Yılmaz ve ANAP'ın sert çıkışına, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de aynı üslupla yanıt verdi. MHP'nin 6 Haziran'deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, MHP'nin yolsuzluklara göz yummayan, dürüst, ahlaklı bir parti olduğunu iddia ederek, komisyondaki MHP'lilerin vicdanlarına göre oy kullandıklarını söylemişti. Bu tavırda kimsenin art niyet aramamasını isteyen Bahçeli, "Nihai yargı mercii Yüce Divan'dır" diyerek, Yılmaz'a hodri meydan demişti. Meclis'in denetim yetkisini kullandığını, bunu hükümet işleriyle karıştırmanın, siyasi çekişmelerde kullanmanın yanlış olduğunu söyleyerek Yılmaz'ın "siyasi amaç" sözlerini yanıtlayan Bahçeli, ANAP'ın "hükümetten çekilin" tavrına karşılık da, ortaklıkta esasın protokol ve hükümet programı olduğunu ifade etmişti.
Ecevit örtmeyi önerdi
Başbakan Ecevit'i de krizi örtme telaşı sarmıştı. "Dürüst politikacı" olarak bilinen Ecevit, bu hafta DSP grup toplantısında yaptığı konuşmayla ortağı Yılmaz'ın mahkemede hesap vermesine karşı çıkıp, yolsuzluk iddialarının üstünü örtmeyi önerdi.
Hükümet sarsıntısının "istikrarı" bozacağını söyleyen Ecevit, ortaklarını "Bu sorumluluğun altında ezilirsiniz" diyerek sert bir şekilde uyardı.
Gerilimi ve sarsıntıyı tırmandıracak bir üsluptan bütün partilerin ve politikacıların kaçınması gerektiğini söyleyen Ecevit, yüzsüzce, "Partiler olarak her zaman birbirimize muhtaç olabiliriz. Onun için gönül kırıcı üsluplardan kaçınmamız büyük önem taşımaktadır" dedi.
"Al gülüm ver gülümle" kapatıldı
Son iki gündür, gergin ve gerilimli hava yerini sükûnete bıraktı. Buzları eritme sürecinin nasıl geliştiğini halka açıklama zahmetine bile girmeyen koalisyon partileri, "ortaklık hukukunun ölçülerine göre" bir yolsuzluk ve usulsüzlük olayının üzerini mahkemeye intikal etmeden "al gülüm, ver gülüm"le kapatmış durumdalar.
Tarım Bakanlığı'nı elinde bulunduran MHP'nin tarımda IMF direktiflerini uygulayan parti olması nedeniyle uğradığı oy kaybı nedeniyle böyle bir tutum takındığı ve böylelikle "yolsuzluklara da göz yummayan parti" imajı kazanarak güçlenmeyi hedeflediği senaryosu ortadan kalktı.
MHP'nin tavrı, valiler kararnamesinin hazırlanması sırasında "bir kenara itilmesine" tahammül edememesine de bağlanmıştı. Bu olasılık biraz daha genişletilip daha başka kurumlardaki kadrolaşmayı da kapsayacak şekilde değerlendirildiğinde, yabana atılamayacak bir ağırlık kazanıyor. ANAP'ın Bahçeli ve Koray Aydın'a yönelik Yüce Divan tehdidi, Ecevit'in "Partiler birbirine muhtaç olabilir" açıklamasıyla birlikte değerlendirildiğinde, "al gülüm ver gülümün" bir unsuru olma özelliğini taşıyor.
Hükümet olduğu dönemde yabancı sermayenin, büyük patronların ve bu kesimlerin çıkarlarını temel alan IMF'nin töresini kendi töresi haline getiren MHP, itiraz ettiği buğday taban fiyatlarındaki IMF dayatmasını da kabul ederek hangi kesimlerin temsilcisi olduğunu gösterdi. Böylelikle, bindiği dalı da kesmeyerek hükümet olmanın getirdiği siyasal avantajlarını sürdürmeyi tercih etti.
www.evrensel.net