Kürt sorununda 'ayağını denk al' dönemiAİHM'deki dava sonuçlanıncaya kadar Öcalan dosyasını Başbakanlık'ta bekletmeyi benimseyen hükümet, bu süreci bir rehin siyaseti ile sürdürmekte kararlı.

Kürt sorununda 'ayağını denk al' dönemi
Başbakan Bülent Ecevit, İmralı Adası'ndaki cezaevinin bir siyaset kürsüsü olmadığını belirterek, "Orayı Abdullah Öcalan'ın siyaset kürsüsü olarak kullanmasına müsamaha ile bakmak mümkün değildir" dedi. Ecevit, "terörizmi sona erdirmenin bedeli olarak bölücü akımı siyasallaştırma eğilimlerinin bulunduğunu" savunarak, "Asıl tehlikeli olan bu. Buna asla fırsat vermeyeceğiz" diye konuştu. Ecevit önceki gün ve dün yaptığı konuşmalarla; "rehin politikası"na açıklık getirdi. 12 Ocak zirvesinden çıkan kararı, "yeni bir başlangıç", "sürece katkı" olarak yorumlayan Özgür Bakış ve diğer Kürt siyasi çevrelerinde Ecevit'in açıklamaları "kaygılı", "çelişkili" ve "partileri, kitle örgütlerin baskı altına alma almaçlı" olarak yorumlandı.
Ecevit, TRT 1'de yayınlanan "Pazar Panorama" programında soruları yanıtladı.
Ecevit, 12 Ocak'ta hükümetin Öcalan'ın idam dosyası hakkında aldığı karara ilişkin soruya verdiği yanıtta, Öcalan'ın hakkındaki kararın infaz edilmesi durumunda, bazı kimselerin gözünde "sahte kahraman" gibi görünür duruma gelmesinin Türkiye'nin aleyhine olacağını belirterek, idam edilmediği sürece etkisinin giderek azalacağını, idamın gerçekleşmesi durumunda ise Öcalan'ı gereksiz yere mağdur duruma getireceği kaygısı duyduğunu söyledi.
Ecevit, bir başka soru üzerine, Öcalan'ın İmralı Adası'ndan avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamaların kendisini de rahatsız ettiğini kaydederek, "İmralı'daki cezaevi bir siyaset kürsüsü değildir. Orayı Öcalan'ın bir siyaset kürsüsü gibi kullanmasına müsamaha ile bakmak mümkün değildir. İkide bir avukatları aracılığıyla, kendi ağzından mı çıkıyor onu da bilmiyoruz Türkiye'ye bazı siyasi mesajlar vermeye kalkışıyor. Bunu hoşgörüyle karşılayamayacağımızı belirtmek isterim" dedi.
'PKK'nin içinde tartışmalar var'
Ecevit, "Terör örgütünün son durumu nedir?" sorusuna verdiği yanıtta, Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinden sonra Öcalan'ın örgütteki etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırdığını savunarak, tutukluluk süresinde siyasal etkinliğini koruyabilmesinin mümkün olmadığını söyledi. PKK'nin içinde bazı tartışmaların ortaya çıktığını dile getiren Ecevit, şöyle konuştu: "Teröre son vermek isteyen gruplar olduğu gibi, siyasallaştırmaya ağırlık vermek isteyen çevreler olduğu gibi, terör eylemlerini devam ettirmek isteyenler de var. Bu arada çeşitli provokasyonlar olabilir. Herkesin dikkatli olması gerekiyor. Yeni eylemler olabilir. Bu eylemlere karşı tedbirler alınacaktır. Yeniden terörizmi tırmandırma eğilimleri olabilir. Bütün bunları her olasılığı dikkatle izlemek gerekiyor."
Pişmanlık Yasası "işe yaramadı"
Ecevit, 12 Ocak'taki liderler zirvesinde açıklanan metinde yer alan infaz sürecinin başlatılmasına ilişkin koşulların neler olduğunun sorulması üzerine de şunları söyledi:
"Her olasılığı göz önünde tutmamız gerekiyor. Her şeyden önce bölücü terörün kesin olarak sona ermesi gerekli. Bölücü terörde bir hayli gerileme oldu, ancak tamamen ortadan kalkmış değil. Silahlarını teslim etmiş değiller. Bölücü teröristlerin bir kısmı İran'da, bir kısmı Kuzey Irak'ın bazı yörelerinde ve bazı başka ülkelerde konuşlanmış durumdalar. Çıkardığımız Pişmanlık Yasası'na karşın, bu yasadan faydalanmak isteyenlerin sayısı yüksek bir düzeye varmadı. Dolayısıyla terörün yeniden canlandırılması olasılığına karşı dikkatli olmamız gerekiyor. Buna fırsat verici davranışlar karşısında da tedbir almamız gayet doğal. Bu arada, terörizmi sona erdirmenin bedeli olarak bölücü akımı siyasallaştırma eğilimleri var. Asıl tehlikeli olan bu. Buna asla fırsat vermeyeceğiz. Bu yönde gerek avukatları, gerekse Öcalan'ın ağzından bazı demeçler çıkıyor. Siyasallaştırmaya ağırlık veren, rejim konusunda Türkiye'ye akıl vermeye kalkışan nitelikte demeçler, açıklamalar yer alıyor. Bunları müsamaha ile karşılayamayız tabii... Açıklamada bunları kastettik. Somut olarak ne gibi olaylarla karşılaşabileceğimizi bilmediğimiz için 'Şu yapılırsa şu tepki gösterilir, şu yapılırsa bu önlem alınır veya bekleme süreci sona erdirilir' gibi bir şey söylemek mümkün değil. Tabii önemli olan iki unsur var. Birincisi bölücü terörün yeniden canlandırılmaması, ikincisi ise Öcalan hakkındaki infaz sürecinin ertelenmesinin bölücü akımı siyasallaştırma yolunda gayretlere yol açmasıdır. Bu iki unsur çok önemli, bunları kabul edemeyiz."
OHAL'in kaldırılması ve korucular
57. hükümet döneminde 2 ilde olağanüstü halin kaldırıldığını hatırlatan Ecevit, "Bunun arkası gelecek mi?" sorusuna net cevap vermekten çekinerek, şöyle konuştu: "Duruma göre. Eğer bölücü terörde hız kesilmesi devam edecek olursa tabii başka illerde de kaldırılabilir. Onun yerine ekonomik ve sosyal anlamda bir olağanüstü hal bölgesi belki bir süre için gerekli olabilir."
Bölgeye yabancı yatırımları da özendirdiklerini belirten Ecevit, Davos'ta yapılacak Dünya Ekonomik Forumu toplantısında bunu özellikle vurgulayacağını kaydetti. Ecevit, ayrıca, bölgedeki feodal yapıyı sona erdirmeye çalıştıklarını ifade ederek, "Bu yönde almamız gereken bir başka önlem de köy korucularına yeni bir statü kazandırmaktır. Onları tarihsel ve feodal bağlantılardan kurtararak, kalkınmaya daha verimli katkıda bulundurmayı sağlayacağız" dedi.
Ecevit, "Uzlaşma kültürünün altını çiziyorsunuz son zamanlarda. Hükümet ortakları olarak nasılsınız?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Çok iyiyiz. Gerçekten dünyayı da hayrete düşündüren bir uyum var hükümetin çalışmalarında. Uzlaşma konusunda gerek ANAP, gerekse MHP arasında çok olumlu adımlar atıldı. Saatler süren toplantılar yapıyoruz. Her konuda uzlaşıncaya kadar konuşuyoruz."
Cumhurbaşkanlığı seçimi
Cumhurbaşkanlığı seçimi süreciyle ilgili bir soruyu yanıtlarken de Ecevit, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in görev süresinin 12 Mayıs 2000'den sonra bir süre daha uzatılmasında yarar olacağını en az bir yıl önceden söylemeye başladığını hatırlattı. Türkiye'de birtakım sorunlar yaşanırken siyasi dalgalanmalara tahammülünün olamayacağını düşündüğünü anlatan Ecevit, "Sayın Demirel'in deneyiminin önemli etken olacağını düşünüyordum. Onun için bu konuyu kamuoyunun gündemine bir hayli erken getirmeye çalıştım" dedi.
Demirel'in Türkiye'nin bulunduğu bölgede adeta bir manevi lider durumuna geldiğini savunan Ecevit, "Onun için birkaç yıl daha Sayın Demirel'in görevde kalmasında yarar görüyorum" dedi.
'Kamu kesiminde dengesizlik var'
Ecevit, memurların enflasyon nedeniyle geçmiş dönemlerden gelir kayıplarının olduğunu belirterek, ''Enflasyon hedefinden sapma olması durumunda bu telafi edilecek mi'' sorusu üzerine, şunları söyledi: ''Onu kesinlikle telafi edeceğiz. Yani, enflasyona ezdirmeyeceğiz memuru. Memur aylıklarının çok yetersiz olduğunu biliyoruz. Ayrıca, kamu kesiminde çok dengesiz durumlar var. Yani, bazı görevliler nispeten çok yüksek aylıklar alıyor, ama geniş memur kesimleri geçim şartları bakımından bir hayli geri. Mutlaka bir idari reform gerekiyor. Tabii kamu görevlilerinin sendikal haklarına işlerlik kazandıracak Anayasa'ya uyum yasasını çıkarmamız gerekiyor. Ayrıca, memurları enflasyona ezdirmemekte kararlıyız. Önümüzdeki birkaç ay içinde enflasyonun hızla düşmeye başlayacağına inanıyorum. Ama bu beklentimiz gerçekleşmezse devlet, memura olan borcunu kesinlikle ödeyecektir.''
Prefabriklar boş
Depremzedeler ile ilgili bir soru üzerine de Ecevit, depremzedelerin çadırlardan prefabrik konutlara geçmek istemediğini anlattı. Turistik tesislerde depremzedelere ayrılan 30 binin üzerinde yatağın sadece 6600'ünün dolduğu bilgisini veren Ecevit, buraya gidenlere yemek, çocukların giyimi-kuşamının sağlandığını, cep harçlıklarının verildiğini söyledi.
Hücreleri savundu
Cezaevleriyle ilgili bir soru üzerine de Ecevit, birkaç gün önce yapılan doruk toplantısında doğrudan ilgili bakanların katıldığı bir toplantıda cezaevi sorunun çözümü için bir protokol imzalandığını hatırlattı. Protokolün uygulanmaya başlamasından önce cezaevlerinde olumlu sonuçlar alınmaya başlandığını ileri süren Ecevit, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Koğuşlar, gerek bölücü terörün gerekse başka terör akımlarının karargâhları durumuna geldi. Bunların elinde her türlü silah var, faks var, telefon var. Türkiye'yi idare etmeye çalışıyorlar cezaevlerinden. Onun için koğuş sistemini mutlaka geride bırakmamız gerekiyor.''
Af kanunu
Ecevit, af kanunuyla ilgili bir soruya da 'Bugünlerde onu da çözeceğiz'' karşılığını verdi. Bazı yasaların çıkmasının zaman alabileceğini kaydeden Ecevit, Türk Ceza Kanunu ve Medeni Kanun tasarılarının tıpkı Gümrük Yasası gibi ''toptan'' ele alınmasının faydalı olacağını, aksi takdirde zaman gerektireceğini bildirdi.
Kışlalı cinayeti
Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı cinayetinde somut bir gelişme olup olmadığının sorulması üzerine de ''Maalesef yok. Benzer durumdaki Uğur Mumcu cinayeti çözülemedi, Bahriye Üçok cinayeti çözülemedi, Muammer Aksoy cinayeti çözülemedi. Belli konularda özellikle bazı güçlükler var. Bunlar bütün gayretlere rağmen aşılamadı'' diye konuştu.
'PKK ile pazarlık yapmayız'
Ecevit, bir gazetecinin, "Liderler zirvesinde alınan, PKK'nın eylemlerinin devam etmesi halinde Öcalan'ın dosyasının TBMM'ye gönderileceği yolundaki kararı, muhalefet partileri, PKK'yla pazarlık edildiği şeklinde değerlendiriyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?" sorusu üzerine, "Hayır. Aksine PKK'yla pazarlıkları kabul etmeyeceğimizi söyledik. Pazarlık bunun neresinde?"diye yanıtladı.
www.evrensel.net