Fakir Baykurt

Fakir Baykurt'un düşleri

"Hastalık da sağlık da bizim için, biz insanlar için" der halkımız. Fakir Baykurt'un hasta olduğunu duyduğumda ilk bu geldi dilimin ucuna.

Fakir Baykurt'un düşleri
Sennur Sezer
"Hastalık da sağlık da bizim için, biz insanlar için" der halkımız. Fakir Baykurt'un hasta olduğunu duyduğumda ilk bu geldi dilimin ucuna. Bir var ki, hastalık işi gücü geciktirir. Bir yazarın hastalanmasıysa elindeki, aklındaki öykülerin, romanların, şiirlerin gecikmesi demek. Okurlarını da, bağlı olduğu edebiyatı da ilgilendirir. Fakir Baykurt, Essen'de yatıyormuş, Tıp Fakültesi'nde. Gidebilsem, kucaklaşsak, sağlık esenlik dilesem ne iyi olurdu. Yol uzaklığı değil yalnız beni engelleyen, bir de benim doktora, hastaneye bağımlılığım var şu ara. Mektup ile, yazı ile görüşmek zorundayız bir süre. Ya da halk ozanının dediği gibi "Mektup ile görüşelim bir zaman." Son günlerde birtakım romanları yeni baştan okuyup, daha önce gözümden kaçan ayrıntıların altını çiziyorum. Fakir Baykurt'un "Yüksek Fırınlar"ını da okudum bu gözle. Romanın kahramanı Koca İbrahim'in düşlerini işaretledim. Düşlerden biri bu yurdun yıllardır gördüğü bir düş. Düşmanlıklar, ayrımcılıklar sona ermiş. Toprak elbirliğiyle sürülüp ekiliyor. Çalışan, insanca dinleniyor. Bir şenlik, bir coşku...
"Yüksek Fırınlar"ın bir bölümünde anlatılan bu düş, elbette Fakir Baykurt'un da düşü. Bu düşün kaynaklarını anlamak için, onun özyaşamöyküsünü kendi kaleminden okumak gerekli. Bütünü 8 cilt olacak bu anlatının iki cildi Papirüs Yayınları arasında yayınlandı: "Özüm Çocuktur", "Köy Enstitülü Delikanlı". Yoksul bir köy çocuğunun ünü yurt sınırlarını aşan bir yazar oluşunun öyküsünü kendi kaleminden okumaktan keyifli ne olabilir? Çalışmanın bir sevinç haline gelmesi için daha çok var belli ki... Böyle bir mutluluğu gerçekleştirmek içinse epey çalışmak gerekli.
Fakir Baykurt'un anlattığı bir başka düş var ki... Bu düşü gerçekleştirmek için ilk adımları geçtiğimiz yıllarda attı. Koca İbrahim'in dile getirdiği düş şöyle: "Bir gün düşümde kitap okudum. Şu evde bir tek yok. Bir kitaplığa düştüm. En yeni kitapları yedi renkten kapaklarıyla ön cama sergilenmişti. Gazetelerle dergiler de bir duvarı boydan boya dolduran raflara dizilmişti. Çiçek gibi insanlar, kadınlı erkekli, tertemiz giysileri içinde, oraya oturup okumaya gelmişti. Oturup ben de bütün gün dergi okudum. Evimizde bir tanecik bile yok! Köyümüzde hiç yoktu. Olsa okur alışırdım. Şimdi de mahalle kitaplığına gider okurdum! Ya da alır evimde okurdum. Ama kaç yıl oldu ben buraya geleli? Gazete bile alamıyorum! Vay benim kara halime!" (Yüksek Fırınlar, Adam Yayınları)
Fakir Baykurt'un okuma alışkanlığını küçük yaştan başlatmak için bir köy kitaplığı düzenlediğini geçen yıl Frankfurt Kitap Fuarı'nda öğrenmiştim. Akçaköy, Elif Ana Kitaplığı'na kitaplar seçip alıyordu habire.
Böyle kitaplıklar her yazarın düşü. Özellikle köy kökenli yazarlar doğdukları yere bir kitaplık kazandırmayı borç biliyorlar. Gülten Dayıoğlu'nun da Emet'te böyle bir kitaplığı var. Ve bu kitaplığa görevli atanması için de bir uzun savaşı...
Fakir Baykurt'un kitaplığında her şey yolundadır dilerim. Baykurt kısa sürede sağlığına kavuşur, o zaman birlikte Elif Ana Kitaplığı'nı gezeriz.
Haydi Fakir Baykurt Hoca... Biraz gayret... Yazılacak çok kitap var. Sağlığına kavuşmanı bekliyoruz, tüm okurların.
www.evrensel.net