17 Mayıs 2015 04:54

İspanya’da cadı avı

Paylaş

Hilal ÜNLÜ
Gijon

“Tarihte egemen güçler, iktidarlarını garantiye almak ve sağlamlaştırmak için tehdit olarak gördüğü durumlara karşı çeşitli isimler altında saldırı mekanizmaları örgütlemişlerdir. Bunlardan en geçerli olanı hem aynı hem de değişik isimler altında günümüzde hâlâ  sürdürülen “cadı avı”dır.”

Cadı öykülerine bakıldığında aslında bunların özünde şu ya da bu düzeyde başkaldırı ya da en azından mevcut iktidar çizgisinde gitmeyenlerin öyküleri olduğu gözlenir. Mevcut koşullara göre ufak tefek değişiklik içeriyor olsalar da bu öykülerin temel olarak aynı karakteristikleri taşıdıkları söylenebilir. Orta Çağ’da yaşanan, 12 yy’da yaşamış temel olarak yoksullara, dışlanmışlara, hastalara, çocuklara, yaşlılara yardım eden entelektüel çalışmalarda bulunan, önemli edebi eserler veren hıristiyan bir kadın birliği olan Beguinlerin, Roma engizisyonunda Galile’nin, Fransız Jan Dark’ın öykülerinden tutun da; 1950’lerde ABD’de McCarthy dönemindeki cadı avı ve günümüzdekilere kadar... 

CADILAR MAĞARASI

Batı Pirenelerde, Fransa sınırında bulunan, içinde fantazi ile gerçekliğin birbirine karıştığı, cadı mağaralarının yanı sıra bir cadı müzesi bulunan Zugarramurdi’yi her yıl binlerce kişi ziyaret etmektedir.
Efsaneye göre binlerce yıl önce, yarısı kadın yarısı balık kadınlar yaşadığı söylenen mağara 1808 yılında bir çoban tarafından keşfedilmiş.

Cehennem ırmağı yanı başında bulunan mağarada binlerce yıldır suyun kayaları aşındırması sonucu yaklaşık 1850 metrekarelik bir alanı kapsayan ve birbirlerine geçişin olanaklı olduğu çeşitli galeriler ve magnezyumla birlikte su damlaları sonucu binlerce tür sarkıt dikitler oluşmuş. 

Mağara resimlerinin yer aldığı, zamanında pagan ateşlerinin yakılıp çevresinde dans edildiği ve ay ışığında şölenlerin gerçekleştirildiği mağaranın kabul salonunun girişi 30 metre uzunluğunda ve 23 metre genişliğinde. Işıklandırılmış ve merdiven döşenmiş olan mağarada cehennem ırmağı, kalkerli kayaları delerek 120 metre uzunluğunda ve maksimum 12 metre yüksekliğinde bir tünel oluşturmuş.
Mağarada her yıl 18 Ağustos’ta köy ahalisinin birlikte yemek yedikleri “Zikiro Jjate” adında bir şenlik düzenlenmekte.

KİMDİR BU CADILAR?

BASK dilinde cadı sözcüğünün karşılığı, doğuran, yaratan, gelecek üzerine tahminlerde bulunan, görülmeyen şeyleri görebilen, kahin vb. anlamına gelen  sorgin ya da zorte sözcükleridir.  17 yy’ın başlarında Zugarramurdi’de yaşam bölgedeki diğer yerleşim bi-rimlerinin genelinde olduğu gibi toprağa bağlıydı. Yalnız buradakilerin diğerlerinden farkı ayrıca bilgelik, adetler ve tılsımlı pagan dünyası ile de ilgili olmalarıydı. Sorgin (cadı) diye isimlendirilen ve geneli kadın olan bu insanlar, doğa, şifalı bitkiler, verimlilik, üretim, doğum ve doğum kontrolü konusunda engin bilgiye sahiptiler. 

Her türlü kutlamalarını, kutsal ayinlerini onlar için olağanüstü güce sahip olan Toprak Ana’nın derinliklerini temsil eden olarak gördükleri mağaralarda gerçekleştirirlerdi. Onlara göre toprak mitolojinin hanımefendisi, yaşamın sahibiydi. Muhteşem topraklarına yapışık bir şekilde yaşayan bu insanları kilise gökyüzüne bakmaya zorladı.

Kilise, adetleri, inançları ve bilgelikleri farklı olan bu insanlara iyi gözle bakmıyordu; ayrıca farklı bir dil konuşuyorlardı. Egemen güç korku yaydı; korku endişe, endişe suskunluk yarattı. Suskunluk güçlü olanın iktidarını güçlendirdi. İnsanlar tespit edilmeye başlandı. Kıtlık, salgın kuraklığın hüküm sürdüğü bir zamanda bu korkutma, en kötü söylentilerin yayılmasına  zemin hazırladı ve av başladı.

ENGİZİSYON

Cadılıkla suçlananların genelinin kadın olduğunu da not ederek, modern zamanlardaki avların önceli olarak en çok dikkat çekeninin ve üzerinde konuşulanın engizisyon döneminde yaşananlar olduğunu söyleyebiliriz. 

Sözcük anlamı Latince “soruşturma” olan engizisyon, katolik kilisesine bağlı ve “sapkınlık” ya da cadılık faaliyetleri ya da “aykırı” düşünceleri ortadan kaldırmak üzere kurulmuş bir yargı sistemi olup tarihte esas olarak dört büyük türünden söz edilebilir: 1184’de Güney Fransa’da kurulan ve Orta Çağ engizisyonu olarak isimlendirilen engizisyon, İspanyol engizisyonu (1478-1821), Portekiz engizisyonu (1536-1821) ve Roma engizisyonu (1542).

Engizisyon Mahkemeleri, dini olduğu kadar siyasi muhaliflerin de bir şe-kilde yok edilmesini hedefleyen kurumlar olarak varlık göstermiş. Bu hedef uğruna engizisyonlarda, dinine ya da uyruğuna bakılmaksızın pek çok insanın katline karar verilmiş ve bu kararlar ivedilikle uygulanmış. Kilisenin tehdit olarak gördüğü mezhepler düşman ilan edilerek bunların ortadan kaldırılması için her türlü yönteme başvurulmuş. Hıristiyanlık inancına ve kurallarına karşı gelenler isnat edilen suçu itiraf edene kadar işkence edilmiş ve genelde ölümle  cezalandırılmış. Kitaplar yasaklanmış, yakılmış, bilim adamları idam edilmiş. 

ZUGARRAMURDI  

Cadı avının yapıldığı bu bölgede Zugarramurdi’nin ayrı bir önemi var. Engizisyoncular 1609 ocak başlarında Zugarramurdi köyünde soruşturmaya önce 4 kadınla başlamış. Kadınlar, bırakılacakları düşüncesiyle işkence sonucu yapılan tüm suçlamaları kabul etmiş. Acımasız Engizisyon Yargıcı Burdeos Pierre de Lancre her türlü işkence yöntemini uygulamış. Sonraki aylarda tutuklu sayısı 300’e ulaşmış. 1610 yılına gelindiğinde 29 kişi diri diri yakılarak öldürülmüş.

CADI MÜZESİ

Mağaralarından yaklaşık 200 metre uzaklıkta 2007 yılında hizmete giren bir cadı müzesi var. Müzede döneme ilişkin belgeler ve canlandırmalar bulunmakta. Görsel-işitsel setler ve dokunmatik ekranlar aracılığıyla cadılar, mitoloji, adetler ve ayinler üzerine bilgiler almak mümkün.
18 yy’a kadar hastane olarak kullanılan cadılar müzesinde cadı avına, Zugarramurdi’nin tarihine ilişkin bilgiler ve köyde cadılık konusunun nasıl başladığına dair görsel-işitsel anlatım bulunuyor. Ayrıca engizisyonun nasıl işlediği ve bu topraklarda bıraktığı iz konusunda açıklamalar yer alıyor.
Önemli mitolojik kahramanların resimlendirilmesi yoluyla Bask kültürünün anlatımı, cadı avı döneminde genelde kadınların özelde ise şifalı bitkiler yoluyla insanları tedavi edenlerin önemini vurgulayan sahneler oluşturulmuş. Yine içinde çeşitli şifalı otların bulunduğu temsili bir mutfak ve bu bitkilerin kullanımına ilişkinin bilgilerin yer aldığı dokunmatik ekranların yanı sıra, yargılanan ya da yakılanların isimleri yaşları ve hangi köyden olduğunu yazan panolar, engizisyon döneminden kalma işkence aletleri sergilenmekte.

ÖNCEKİ HABER

Savaş aletlerini 'barış aletlerine' dönüştürüyor

SONRAKİ HABER

Anadolu Üniversitesi öğrencileri, "öğrencisiz festivali" protesto etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa