13 Mayıs 2015 17:25

Deniz Feneri davasını da sıfırladılar

Almanya ‘da 'Yüzyılın bağış yolsuzluğu' olarak anılan Deniz Feneri e.v davasının Türkiye ayağında hiçbir sanığa ceza verilmedi.

Paylaş

Almanya ‘da “Yüzyılın bağış yolsuzluğu” olarak anılan Deniz Feneri e.v davasının Türkiye ayağında hiçbir sanığa ceza verilmedi. “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik ve kamu görevlisinin sahtecilik suçuna iştirak etmek”le suçlanan ve aralarında RTÜK eski Başkanı Zahit Akman ve Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın olduğu 20 sanığın bazıları hakkında beraat kararı verildi. Davanın görüldüğü İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi bazı sanıklar hakkında ise davanın düşürülmesi yönünde karar çıktı.

ALMANYA  ‘ASIL FAİLLER TÜRKİYE’DE’ DEMİŞTİ

Almanya’nın “Yüzyılın bağış yolsuzluğu” diye anılan  Deniz Feneri e.v soruşturmasında Deniz Feneri yöneticilerinin Avrupalı Türklerden bağış adı altında toplanan 18 milyon Euro’yu amaç dışı kullandığı iddia edilmişti. Almanya’daki davanın iddianamesinde derneğin bazı şirketlere ortak olduğu ve paraların bir bölümü kuryeler aracılığıyla Türkiye’ye gönderildiği öne sürülmüştü. Hem Almanya’daki hem Türkiye’deki davanın sanıklarından Derneğin muhasebe ve mali müdürü Firdevsi Ermiş, Almanya’da görülen davada toplanan bağışların Deniz Feneri Derneği e.V’nin ve Kanal 7 INT’in Genel Müdürü Mehmet Gürhan’ın talimatıyla Türkiye’ye aktarıldığını, organik bağ olmasa da bütün kararların Türkiye’ye bildirildiğini ve onay alındığını itiraf etti. Ermiş, bütün işlerin başında, Türkiye’deki Kanal 7 yöneticileri Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Harun Kapuyoldaş’ın olduğunu söyledi. Ancak Ermiş Türkiye’de görülen davada bu ifadesini geri çekti. Ermiş ifadesini baskı altında verdiğini ileri sürdü. 17 Eylül 2008 tarihinde görülen karar duruşmasında dernek yöneticilerine dolandırıcılık ve haksız kazanç elde etmek suçundan hapis cezaları verildi ve  derneğin mal varlığı ise kamuya devredildi. Almanya’daki yargılama son bulurken, mahkemenin dikkat çektiği bir nokta vardı. Davanın hakimi Johann Müller, gerekçeli kararında Mehmet Gürhan’ın yardım paralarını bir sermaye aracı olarak kullandığını, paraların Türkiye’deki Kanal 7 televizyonuna aktarıldığını, paraların nasıl kullanılacağına karar verenlerin aralarında Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve bazı zamanlar da Zahid Akman’ın bulunduğu kişiler olduğuna hükmetti.

ERDOĞAN’IN DA ADI GEÇMİŞTİ

Türkiye’de başlatılan soruşturmada Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) yolsuzluk yapıldığına dair kimi verilere ulaştı. Soruşturma sürecinde Mehmet Gürhan’ın kasasından Akif Beki ve Zahit Akman’ın da isminin yer aldığı Kanal 7 ve Deniz Feneri yöneticileriyle ortaklık belgesinin çıktığı iddia edildi. Yine bağış paralarının aktarıldığı iddia edilen şirketlerin yönetim kurulllarında Karaman ve Akman, Beşir Atalay. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski basın danışmanı Akif Beki’nin isimleri geçti. AKP’nin Deniz Feneri ile ilişkili olduğuna dair iddialar ortaya dökülünce, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP’nin Deniz Feneri derneğinden para yardımı aldığı yönündeki iddialar üzerine soruşturma başlatmıştı. Soruşturmaya ilişkin dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, “Endişemiz yok, hesabımız açık, yurt dışından da yardım almamız söz konusu değil” iddiasında bulunmuştu. Dönemin Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise “AKP ile dava arasında hiçbir alaka olmadığını herkes biliyor. Sanırım Başsavcı meraklı bir kişi” demişti. Öte yandan o dönemde Almanya’daki dava dosyasında, Deniz Feneri adına toplanan paraların, Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın da yöneticilerinden olduğu Sabah-Takvim gibi gazetelerin satın alınmasında kullanıldığı yine Başbakan Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın da ortak olduğu geminin, 2.5 milyon euroya satın alınmasında kullanıldığına dair önemli iddialar yer alıyordu. Yine Almanya’daki davanın iddianamesinde dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Mehmet Gürhan’dan para aldığı iddia edildi. Ancak Erdoğan bu iddiayı, gazetecileri hedef aldığı sert bir üslupla yalanladı. Yine iddianamede sanık Firdevsi Ermiş’in ifadelerine dayandırılan bölümlerde, derneğin amacının AKP siyasetini desteklemek olduğu, şirket sahiplerinin Türkiye’deki iktidarla iç içe oldukları öne sürülüyor.

TAKİPSİZLİK VEREN SAVCIYA TERFİ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu 20 şüpheli hakkında hazırladığı iddianamede, “özel belgede sahtecilik”, “kamu görevlisinin sahtecilik suçuna iştiraki” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlamaları yöneltilmiş, 25 şüpheli hakkında ise “ek takipsizlik kararı” verilmişti. İddianameyi kabul eden Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, dosyayı esastan değerlendirmeye almıştı. Suçlama konusu eylemlere ilişkin yargılama yerinin İstanbul olduğuna kanaat getiren mahkeme, “yetkisizlik” kararı ile dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetmişti. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “yetkisizlik” kararını yerinde gören İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi davanın kendi mahkemelerinde görülmesini karara bağlamıştı. Şüphelilere örgüt ve dolandırıcılık suçlarına takipsizlik kararı veren başsavcı vekili Harun Kodalak Ocak ayında Ankara Başsavcılığı’na terfi edilmişti.  (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Hizbullah, Kalamun'un en yüksek tepesini ele geçirdi

SONRAKİ HABER

Cargill direnişi 434. gününde: Adım atılmazsa direniş İstanbul'a taşınacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa