02 Mayıs 2015 16:38

Tacizi kadınlar takip etmeli

Kampüste, yurtlarda, dersliklerde ya da sokakta taciz ve şiddetle yüz yüze olan üniversiteli kadınlar her yerde bu sorunun üstesinden gelebilmenin yollarını arıyorlar. Taciz İzleme Kurulu oluşturma çalışmalarının devam ettiği ODTÜ'de de durum farklı değil.

Paylaş

Eda BAŞOĞLU/Deniz Mine ÖZTÜRK
ODTÜ’deki kadınlarla üniversitelerde taciz izleme kurullarına neden ihtiyaç olduğunu ve nasıl bir kurul istediklerini konuştuk.
Psikoloji Bölümü’nden Ayşe Dikyol, Özgecan cinayetinin hastalıklı bir toplumsal durumun sembolü olduğunu belirtiyor. Doğu-batı ya da alt sınıf-üst sınıf fark etmeksizin hangi kadına sorulursa sorulsun yaşadığı tacizi utanarak anlatacağını söyleyen Ayşe, bu durumun ODTÜ de farklı olmadığını dile getiriyor. Taciz İzleme Kurulu yapılanmasını uzaktan takip eden Ayşe, eğitimli kadınlara bile özgürce seslerini çıkarabilecekleri bir ortamın sunulmadığını ifade ediyor ve ekliyor: “Öznenin doğrudan kadın olduğu bu konuda bile karar mekanizması kadın değil, rektörlük. Bu sorun, bir şeylerde kadınlar artık doğrudan kendi karar mekanizmalarının kendileri olduğunu güvenle hissetmediği sürece çözülebilecek bir sorun değil.”

TACİZ İZLEME KURULLARI İŞLERLİK KAZANMALI
İktisat Bölümü öğrencisi İrem Çorum, birçok kadının tacize uğradığını ya sonradan fark ettiğine ya da hiç fark etmediğine dikkat çekiyor. Tacizin tam olarak ne olduğunu ve sonraki süreçte nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini bilmediği için, ne kadar bilinçli olursa olsun, tacize uğrayan çoğu kadının “Acaba suçlu ben miydim?” diye bir şüpheye kapıldığını hatırlatıyor. Kadınların şüpheye kapılmasa bile şikâyetini iletebileceği meşru bir zemin bulamadığını da ekleyen İrem, üniversitelerde böyle kurulların işlerlik kazanmasının önemini vurguluyor. İrem’e göre bu kurulların görevi sadece yaptırım uygulamak değil, “Kurullar öyle işlemelidir ki zamanla böyle bir kurula gerek kalmayacak yerlere dönüşmelidir üniversiteler” diyor.
ODTÜ’deki Taciz İzleme Kurulu'ndan çok az insanın haberdar olması ve insanların kurul hakkında çok az şey bilmesi giderilmesi gereken bir sorun. Çözüm olarak öğrencilerin de içinde bulunduğu bir çalışmayla bilgilendirme toplantılarıyla, eğitimlerle, bildiri ve afişlerle kurulun duyurulmasını öneriyor İrem. Kurula daha çok kadın öğrenci alınması ve katılımcılığı örgütleyen bir mekanizmanın izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
 

TAŞERON İŞÇİLER DE TEMSİL EDİLMELİ
Söz konusu taciz olduğunda anlatımların öznesinin üçüncü tekil şahıs olması alışıldık bir durum. Konuştuğumuz kadın taşeron işçiler de taciz gibi bir olayın kendilerinin başına gelmediğini ancak bir işçi arkadaşlarının yaşadığı tacizle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını anlatıyor. Bazen eve giderken giydikleri kıyafete bile karışıldığını söyleyen kadınlar, iş seçme gibi bir lükslerinin olmadığını belirtiyor. Bu tür bir kurulun kurulmasının sorunları çözmede yararlı olacağını düşünüyor ve kurulda kendilerinden de temsilci olması gerektiğini söylüyorlar.

 

ÖNCEKİ HABER

Gazeteciler özgürlük için yürüyecek

SONRAKİ HABER

İZENERJİ işçilerine ve sendikacılara açılan davanın ilk duruşması görüldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa