01 Mart 2015 07:40

Genç bir kadının hayatından çalınan 17 yılın tanığıyız

İçine doğduğum bu ülke kendimi bildim bileli Kafkesk romanlarını hatırlatıyor. Aynı duyguyu taşıyan çok fazla insan olduğuna inanıyorum. Bu düşünce insanın kafasında belirdiğinde gidebileceği birkaç yol var. Bunlardan biri başkaları tarafından dayatılan bu ortama rıza göstererek, insanın ruhunu zedeleyen, onu yok etmeye istekli, kara atmosfer içinde kendisine biçilen rolü oynamak. Bir diğeri ise dayatılan bu karanlık, boğucu ve baskıcı atmosferin alternatifi için mücadele etmek. Devlet; baskıcı ve boğucu atmosferi koruma tutkusuyla alternatif yaşam alanları yaratanlara karşı zalim tuzaklar kuruyor. Mesela bombalara karşı mücadele eden feminist, pasifist, barışçı insanları bombacı olmakla suçlayabiliyor, yargılıyor.

Paylaş

“Mutlu kadınlara dayanamayan bir iktidarla boğuştuğumu hissediyorum.”
Pınar Selek

Ebru Nihan CELKAN*

İçine doğduğum bu ülke kendimi bildim bileli Kafkesk romanlarını hatırlatıyor. Aynı duyguyu taşıyan çok fazla insan olduğuna inanıyorum. Bu düşünce insanın kafasında belirdiğinde gidebileceği birkaç yol var. Bunlardan biri başkaları tarafından dayatılan bu ortama rıza göstererek, insanın ruhunu zedeleyen, onu yok etmeye istekli, kara atmosfer içinde kendisine biçilen rolü oynamak. Bir diğeri ise dayatılan bu karanlık, boğucu ve baskıcı atmosferin alternatifi için mücadele etmek. Devlet; baskıcı ve boğucu atmosferi koruma tutkusuyla alternatif yaşam alanları yaratanlara karşı zalim tuzaklar kuruyor. Mesela bombalara karşı mücadele eden feminist, pasifist, barışçı insanları bombacı olmakla suçlayabiliyor, yargılıyor. 

Pınar Selek sosyolog, feminist, antimilitarist, yazar. Herhangi birinin bu tanımlara bakarak savaş karşıtı olduğu sonucuna ulaşacağı Pınar Selek; 7 kişinin hayatını kaybettiği 100 kişinin yaralandığı Mısır Çarşı’ndaki patlamanın müsebbiblerinden biri olarak 1998 yılından bu yana yargılanıyor, beraat ediyor, yargılanıyor, beraat ediyor, yargılanıyor, beraat ediyor, yargılanıyor, beraat ediyor ve şimdi tekrar savcının temyiz başvurusu yaptığını ve tekrar yargılanmasının olasılık dahilinde olduğunu öğreniyoruz. Bu olasılığın gerçekleşmemesini bütün kalbimle diliyorum.

PINAR SELEK KİMDİR?

Bu davanın bu kadar uzun sürmesinin, bir türlü nihayete erdirilmemesinin görünen ve görünmeyen amaçları ve sonuçları var. Pınar Selek üzerinden azınlığa ve haklarına dair mücadele verenleri toplum nazarında suçlu göstermek, benzeri insan hakları mücadelelerinde gönüllü olacaklara, hali hazırda bu amaçlar doğrultusunda düşünen, artı değer üreten insanlara göz dağı vermek. Bu amaçlara ulaşma azmiyle hareket eden devlet, yaratmak istediği sonuçların bir kısmını elde ediyor. Elde edemediği ve kontrol edemediği sonuçlar ise insan hakları mücadelesi verenlerin umutlarının tekrar ve tekrar yeşerdiği yeri oluşturuyor. Her beraat kararıyla devlet inandırıcılığını yitiriyor. Yeniden açılan her dava bir kere daha dönüp insanların Pınar Selek’in kim olduğunu neler yaptığını hatırlamasını sağlıyor. “Pınar Selek kimdir?” diye tekrar soruyor insanlar. Cevabı bulduklarında, karşılarında 17 yıldır zorbalıkla yıldırılmaya çalışılan aktivist, feminist bir kadın görüyorlar. Yasal olarak dört defa aklanmış bir kadın görüyorlar.

Adaleti, daha iyisini mevcut kılabilmek için tartışmaya açabiliriz ve kerteriz noktalarını türlü defa düşünebiliriz fakat adaletsizlik farklıdır. Adaletsizliği gördüğümüz anda tanırız. Pınar Selek’e yapılan adaletsizliktir. Öfke ve korku politikası adaletsizliği hep bir başkasının derdi olarak görmemiz için bizi inandırmaya çalışır. Pınar Selek davasında da aynı politika güdülmesine rağmen bu dava bir başkasının davası değil adalet arzusunu ortaya koyan her bireyin takip ettiği davalarından biri haline gelmiştir. Malum ülkemizde adalet arzusu taşıyan insanların takip etmek zorunda kaldığı dava çoktur. 

HEPİMİZ İÇİN ADALET

Bir insanın hayatını bir davadan ibaret kılmak o kişinin var olma ve yaşam hakkını elinden almaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen Mehmet Tarhan hakkında verilen hapis cezası yazısını yazmamın üzerinden çok geçmedi şimdi dördüncü kez beraat kararı temyiz edilen Pınar Selek hakkında yazıyorum. Vicdanı ve insan haklarını savunanların nasıl kara ve kör bir inatla cezalandırılmaya çalışıldığını bu iki somut dava üzerinden görmek mümkün. Devlette süreklilik esastır fakat bu iki mücadele bize insan hakları mücadelesinde de sürekliliğin esas olduğunu gösteriyor. Çok net olan güç dengesizliğine rağmen, tüm yıldırma, korkutma, caydırma politikalarına rağmen, devletin insanı ezen tüm mekanizmalarına rağmen insanca yaşama mücadelesine her dönem destek verenlerin ortaya çıkması umuttur ve insanın gerçekten sahip olduğu tek şey umuttur. Temel hak ve özgürlükleri berhava etme konusunda tutarlılık gösteren devlet aynı tutarlılıkla haklarına sahip çıkan kitleleri karşısında bulmaya devam edecek. Bunu Tekel işçilerinin direnişinden biliyoruz, bunu her geçen yıl katılmıcısı artan Onur Yürüyüşünden biliyoruz, bunu Gezi’den biliyoruz, bunu Yırca’dan, Validebağ’dan biliyoruz. 

Son söz “Hala Tanığız Platformu”ndan;

“Hep söylediğimiz üzere, mücadelemiz sadece tek bir insan için değil adalet ve özgürlük hakkımız içindir. Nihai beraate kadar bu davanın takipçisiyiz”

*Oyun Yazarı

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Cumhuriyetin ilk öğrenci eylemi: Wagon Lits protestosu

SONRAKİ HABER

Dörtlü Zirve’de Erdoğan’a Suriye sorusu: Ne zaman çıkacaksınız?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa