22 Şubat 2015 09:10

N’oluyor bu annelere böyle?

Kaçak sarayın kaçak elektriğinin hepimizi fena halde çarptığı günlerdeyiz sanırım. Annelere bir haller oluyor ki sorma gitsin sayın okur. Oğlunun tabutuna bir somun ekmek koyandan sonra, dört kolluya erkekleri yaklaştırmayanı da gördük. Hadi onu gördük anladık diyelim. Bu tabutun başında kartopu atan anneyi napmalı?

Paylaş

Arte MİSİA

Kaçak sarayın kaçak elektriğinin hepimizi fena halde çarptığı günlerdeyiz sanırım. Annelere bir haller oluyor ki sorma gitsin sayın okur. Oğlunun tabutuna bir somun ekmek koyandan sonra, dört kolluya erkekleri yaklaştırmayanı da gördük. Hadi onu gördük anladık diyelim. Bu tabutun başında kartopu atan anneyi napmalı? Genç bir kadın tecavüzeuğrayıp-bıçaklanıp-yakılınca dans edenleri? Tüm kadınları bir idam sehpasına oturtup son sözümüzü bile ağzımıza tıkarcasına “bir fatiha okuyun” diyerek elektriği ver Allah verenin hakkı mı var ne. Noluyor bu annelere böyle? Niye dinmiyor ölümün acısı ağız dolusu bir fatihayla? Cenaze ritüelleri mi değişiyor bir toplumun topyekün? Sosyologlar koşun görev sizi çağırıyor.

Fotoğraflara alışkındık.  Hani işte bilirsiniz. Aklı aydınlığa açların tabutlarının başında “ölümsüzdür” yazılı fotoğrafları. CAPS değil sayın genç okur bir isyan şiarı. Bazen ortada bir tabut bile yoktu hani. Bir gitmişti bir daha haber alınamamıştı evlattan. Ya dağda, ya şehrin göbeğinde. Annesinin elinde kala kala bir fotoğraf. Şimdi utanmadan saniye saniye haber alıyoruz. An be an başına neler geldiğinden pek bir haberdarız yavrunun. Alt yazılar, üst başlıklar… Detaylı son dakika haberleri. Şok-şok-şok diye magazinleştirilmeye ramak kalmış ağzı salyalı çok dakik anasayfalar. Ama işte anneler bir garip oldu çıktı başımıza.

Gezide ayağındaki terliği gaz fişekçisi polise fırlatan anneler bunların hepsi  desem… Dış mihrakların anne lobisi. Üstünde entarisi, başında örtüsü, elinde kartopu. Yok bu işte bir iş var. 
Sen!
Diktayı polislere, polisliği esnaflara -katliam hakkı sende ya- avuç avuç dağıtırsan böyle oluyormuş demek ki. Hani o zamanlar polislerinin, askerlerinin “ülkeyi bölmeye, yıkmaya çalışan teröristlerini” ne- sihirdir- ne- keramet- el -çabukluğu -marifet desturuyla kaybettiği zamanlardı. Öyle öyle döküyordun koynunda yavrusunun polaroid kokulu fotoğrafıyla anneleri sokağa. Şimdi işte fırıncısı, şoförü, aktarcısı ve hatta şarkıcısıyla herkesi yetkiyle sen donattın. “Gece niye dışarıda” diye sorgulayıp hükmünü kesip cezasını verebilir… Camına kar topu geldiğinde canına kast edilmiş sayabilir kendini. Niye mi? Sen onun kim olduğunu biliyor musun??? Hepsinde kartın var hamiline… Emri sen verdin seeennn… İcazeti başın büyüğünden aldılar.

Teröristin yerini de ekmek almaya gideni, gece minibüse bineni, haşa kartopu atanı aldı, sayende. 
Ve sizler!! 

Kadınların çiçek olduğu bir 14 Şubat’tan sokakları doldurmak için beklemedikleri bir 8 Mart’a akıyor zaman. Ardından hop anneler günü. Ölen ya da yas tutan ve hatta yas tutarken ölüp dirilen, ölüsüyle bir hıncı dirilten sonrasında topyekün bir isyana dönüşen kadınların özel olduğunu ispatlamak için dört elle sarılacağınız günler birbirini kovalıyor. Sarılacaksınız tabiî ki. Vermediğiniz değeri “çok özelsine” paketleyip kakalamanız gerekiyor kadınlara. Reisi olduğunuz evleriniz, hep sizin sözünüz geçen aileniz, dediğim dedik ilişkileriniz hepsi hepsi ayrı ayrı birer suç mahali zira. Öttüğünüz o küçük çöplüklerde katlettiğiniz kadınlık değeri değil mi gözle görülür katillerin tahrik indirimlerinde yoksun kalan? Mesela “Seni seviyorum” derken bile değersizleştirdiğiniz karınızın, sevgilinizin kalbinde DNA’larınıza rastlanmasın diye lime lime doğrarken aşkınızı sanıyor musunuz ki genç bir kadının ellerini yakan bir katilden daha insaflı ve insansınız? 

Ama anneler?

Doğa kanunlara göre anneler çocuklarını doğurur. Ama işte çocuklar anneleri doğuruyor gözlerimizin önünde, ortak bir sancıyla. Çocuğunun mezarını görmeyi bekleye bekleye ölen bir Kürt annemiz vardı, oğlunun başındaki darp izinin hesabını yıllardır soranı. Haftanın 6 günü evinde cumartesi meydanlarda evladının isyanını yaşatanı. Yeni annelerimiz oldu bu hafta. “Elinin kanıyla kadın işine karışma” deyip tabut elletmeyeni, nefret kültürünün yüzünün tam ortasına kartopu atanı. Nur topu gibi bir annemiz daha oldu sayın okur. Gözümüz aydın!

 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Özgecan için şiir kuşanan şairler

SONRAKİ HABER

8 Aralık mitingine çağrı: Taleplerimizle alanda olalım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa