17 Şubat 2015 04:59

Beria Onger’in ardından

Şunu söylemeliyim kadın örgütü üyesi olmama prensibim yüzünden İKD üyesi de değildim. Ama Beria Onger benim için hep sorunlarımı konuşabildiğim bir arkadaş, deneyli bir yoldaş olmuştu.

Paylaş

Sennur SEZER

Beria Onger öldü. Onu 15 Şubat günü Şişli Camii’nden uğurlayanlar arasında yoktum. Bu bilinçli bir yokluktu. Beria Hanım benim için anısı zedelenmemesi gereken bir addı. Camide karşılaşabileceğim kişileri düşündüm. İKD 12 Eylül mahkemelerinde beraat ettikten sonra kongre toplayarak örgütün yaşatılması yerine İzmit toplantısında “Bundan sonra siyasal kadın örgütlenmesi dönemi bitmiştir. Sizin bilinciniz de feminizme yetmez” sözleriyle 15 bin yetişmiş örgüt bilinci olan kadını sokağa atmış bir “yoldaşımız”la karşılaşmam büyük olasılıktı. Buna dayanıp dayanamayacağımı ölçüp biçtim. Dayanamayacağımı düşününce onu uğurlamaya katılmadım. 
Bakiye Beria Onger, 1921 Çanakkale doğumluydu. Felsefeci ve Edebiyat Eleştirmeni Fahir Onger (1920-1974) ile evlenmişti. Avukattı. Türkiye İleri Kadın Derneğini kurdu (1965) . Onger Yayınları arasındaki Türkiye İleri Kadın  Kitaplığı dizisinden yayımlanan Atatürk Devrimi ve Kadınlarımız (1965)  ile Kadınların Kurtuluşu (1967)  kitapçıkları  pek çoğumuzun kitapları arasındadır. İki çocuk anası Beria Onger 1975 yılında İlerici Kadınlar Derneği kurucuları arasında yer aldı. O zaman henüz yasa dışı olduğu için resmi kayıtlarda yer almayan TKP üyesiydi. 
İlerici Kadınlar Derneği (İKD), “Kadının kendi haklarını savunabilmesi, yurt ve dünya sorunları ile ilgilenebilmesi  ve giderek bunların çözümüne katkıda bulunabilmesi için  eğitilmesi, yurt ve dünya barışının ve ulusal çıkarlarımızın etkin savunucuları arasına katılması” için çalışmalar yaptı. Örgütün mücadele verdiği konular arasında  her iş yerine kreş açılması, kadınların ve çocukların iş güvenliği, yasalardaki kadın haklarını zedeleyici maddelerin düzeltilmesi, büroda, tezgahta, tarlada kadın ve çocuk emeğinin savunulması da bulunmaktaydı. Türkiyenin hemen her ilinde şubeler açıp örgütlenen dernek üye sayısı kısa sürede 15 bine yükselmiştir. 1976 yılında İstanbul şubelerinin üye bileşeni  şöyle özetlenebilir: Sanayi işçisi: Yüzde 30, öğrenciler: Yüzde 22, memur: Yüzde 20, öğretmenler: Yüzde 10, ev kadınları: Yüzde 10, serbest meslek: Yüzde 8. İstanbul dışındaki üyelerin bileşimi: Öğretmenler: Yüzde 25, öğrenciler: Yüzde 25, ev kadınları: Yüzde 17, serbest meslek: Yüzde 14, memur: Yüzde 13, sanayi işçisi: Yüzde 6.  
3 Haziran 1975 tarihinde kuruluşu tamamlanan İKD’nin yayın organı olan  Kadınların Sesi, ağustos 1975’te ilk sayısıyla yayın hayatına başladı. İlk sayı 40 x 70 cm boyutunda iki yaprak ve dört sayfadan oluşuyordu. Gazetenin Sahibi Beria Onger, Yazı İşleri Müdürü Zuhal Meriç’ti. Ve birinci sayı 5 bin adet basılmıştı 40. sayıdan (kasım 1978) sonra  dergi aylık olarak 24 sayfa olarak yayımlanmaya başladı. 8 Mart 1980’de kadın sorunlarınaı konu alarak çözüm yolu araştırması yapan kültür emekçilerine ödül verme kararınının ilkini hayata geçirdi. 
İKD üyelerini eğitmek için kurslar açmıştı. Bu kursların mizah yoluyla eleştirisini dernek üyelerinden Latife Tekin’in Gece Dersleri romanından hatırlayabilirsiniz.  
İKD’nin “Evlat Acısına Son” mitinginden de söz etmek gerekir:1975 yılından itibaren siyasi cinayetler sayıları otuz kırk katına çıkarak arttıkça 1976’da Ankara’da kadın örgütleri birleşerek miting düzenledi. 26 Şubat 1977’de İstanbul’da İKD ve CHP Kadın Kolları’nın ortaklaşa düzenlediği kitlesel mitinge “ülkemizde ilk kez 10 bine yakın kadın” katıldı.
İKD’nin çalışmaları CHP ağırlıklı koalisyon hükümeti tarafından Dernekler Kanununa göre 1979 nisanında durduruldu. Başvurularla derneğin çalışması sağlanamayınca temmuz 1979’da  “Kadın Hareketi Durdurulamaz” adlı  İstanbul- Ankara kadın yürüyüşü yapıldı. (Yürüyüş kolunun Ankara’ya 22 kilometre kala durdurulduğu hatırlatılmalı). Ancak bu yürüyüş de dernek çalışmalarına izin verilmesini sağlamadı. İKD ve Kadınların Sesi Dergisi  12 Eylül’de Sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı ve aklandı. Ancak kongresi yapılmadığı için kendi kendini kapatmış sayıldı. 
15 Ekim 1979  tarihinde yapılan  ara seçimlerde, Beria Onger bağımsız senatör adayı olarak seçimlere girdi. Seçim konuşmaları şu cümlelerle özetlenebilir: “Bu seçimlere bağımsız aday olarak katılıyorum. Bağımsızım. Ama tarafsız değilim. Yolum işçi sınıfının devrimci yoludur. İşçi sınıfının örgütlü gücünün gösterdiği yoldur. Türkiye’de ve dünyada sosyalizmin zaferi için savaşsız sömürüsüz sınıfsız bir dünya kurulması için savaşım veriyorum. Seçim çalışmalarını bu savaşımın bir parçası olarak görüyorum”.  Onger,  22 bin  oy almış ancak Senatoya girememişti. Nazlı Ilıcak, bu ara seçimden sonra Tercüman’daki köşe yazısında, İstanbul’daki her oy sandığının başında Bakiye Beria Onger için bir sandık görevlisi olduğuna dikkat çekmiş ve komünizm tehlikesine “dikkat çekmişti”. O sandıklardan Çarşamba’dakinin başında ben vardım. 
Şunu söylemeliyim kadın örgütü üyesi olmama prensibim yüzünden İKD üyesi de değildim. Ama Beria Onger benim için hep sorunlarımı konuşabildiğim bir arkadaş, deneyli bir yoldaş olmuştu. 
12 Eylül’de pek çok yoldaşımız gibi o da sürgünü yaşadı. Şan olsun Türkiye’nin sosyalistlerine ve sosyalist önderlerine. Şan olsun işçi ve emekçi sınıfa.

ÖNCEKİ HABER

Tatvanlı kadınlar, Özgecan için yürüdü

SONRAKİ HABER

Ömer Çelik'ten asgari ücret açıklaması: Hiç kimsenin dediği tam olarak olmuyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa