15 Şubat 2015 07:47

Panik paniği: Rusya ve bugünkü Dünya Sistemi

Ukrayna’da Ruslar dikkatli bir politika izliyor. Donetsk-Luhansk özerklik yanlıları tamamen kontrolü altında olmasa da Rusya, özerklik yanlılarının askeri yolla devre dışı bırakılamayacağını garanti altında tutuyor.

Paylaş

Immanuel WALLERSTEIN

Benim gibi Küresel Kuzey’den gelen biri için geçenlerde yaptığım gibi bir Rusya ziyareti oldukça garip bir deneyimdir. Bildiğimiz gibi Ruslar, Küresel Kuzey’deki pek çok kişiden tamamen farklı bir yakın dünya tarihi okumasına sahipler. Diğer yandan, buna ek olarak, ziyaretçilerin öngördüklerinden farklı şeyler hakkında kaygılılar. 
Bu farklılıkları aşan tek ortak varsayım, dünya petrol ve gaz fiyatlarındaki keskin düşüş ile bazı ülkelerin Rusya’ya uyguladığı ambargonun birleşmesiyle, Rusya devlet harcamalarında ve bireysel tüketimde bir ekonomik sıkışıklık meydana geldiği gerçeği. 
Bugün Rusya’da siyasi yelpazenin hemen her kesimindekiler, Batı’nın, özellikle de ABD’nin, diğer bazı ülkelerle -esasen Suudi Arabistan ve İsrail ile- birlik olarak, Rusya’yı eylemleri ve Rusların ulusal çıkarların meşru müdafaası olarak gördükleri, sözüm ona kabahatleri için “cezalandırmak” niyetinde olduğuna inanıyor. Merkezinde Ukrayna’nın olduğu tartışma, daha düşük derecede Suriye ve İran’ı da içeriyor. Komplo teorisi muhtemelen biraz abartılıyor; zira ABD, bugünkü dünya üretim fazlasının başlıca etkeni olan kaya petrolü üretimini 1973’te OPEC fiyat artışına karşılık olarak geliştirmeye başlamıştı zaten.  
Halihazırda, Rusya’da bu dış politika meseleleri hakkında fazla bir tartışma duyulmuyor. Herhalde bunun sebebi, diğer meselelerde Başkan Putin’e oldukça eleştirel duran kişi ve gruplar dahil olmak üzere, Rusya içinde Rusya’nın resmi dış politika pozisyonlarına karşı fazla bir muhalefet olmaması. Bunlar yerine duyulan tartışmalar, Rusya devletinin karşı karşıya olduğu akut bütçe açığıyla en iyi nasıl baş edileceği üzerine. 

KRİZE KARŞI 3 ÖNLEM
Üç temel pozisyon var. Biri, devlet harcamalarını önemli ölçüde azaltmak. Buna neoliberal seçenek diyebiliriz. Bunu ileri süren Maliye Bakanlığı. İkincisi, Rusya devletinin halen sahip olduğu rezervleri kullanarak harcamaları azaltma ihtiyacını asgariye indirmek. Buna, sosyal demokratik seçenek diyebiliriz. Bunu, Ekonomik Kalkınma Bakanlığı savunuyor. Üçüncüsü, iki rezerv kesiminden biri kullanılırken diğerinin kullanılmaması. Buna orta yol seçeneği diyebiliriz. Bu seçenek, istikrarı muhtemelen on sekiz ay boyunca sağlayabilir ve bu süre içinde petrol ve gaz fiyatlarının bir şekilde tekrar yükselmeye başlayacağı ve/veya yaptırımları kaldırılacağı veya büyük ölçüde hafifletileceği umuduna dayanıyor. 
Dikkat çekici olan şu ki, her üç pozisyonun da, Başkan Putin’in etrafındaki görece küçük karar vericiler grubu içinde savunuluyor oluşu. Şimdiye kadar Putin’in kendisinin, orta yol seçeneğini benimseyen kampta yer aldığı görülüyor. Dikkat çekici olan bir şey de, bu tartışmanın yarı-kamusal şekilde yürütülüyor olması. En azından, önderlerin kamuoyuna açıklamalarını ve ayrıca, Batı’daki yorumcuların normalde iddia ettiklerinden daha çeşitli olan, basına sızanları takip eden hiçbir Rus için bunlar sır değil.  
Ancak bu yarı-kamusal tartışmadan kaynaklanan gizli bir tehlike mevcut. Bu, Rus girişimcilerin, bankaların ve genel kamuoyunun (özellikle zengin kişilerin) panikleyip, korktukları bir seçeneğin hakim geleceğine inanması ve sonuç olarak aşırı miktarda kaynağı geri çekmenin bankalara hücuma ve majör enflasyona yol açması. Böyle bir panik olursa, hiçbir seçenek devletin mali sıkışıklıktan çıkmasını sağlamakta başarılı olamaz. 
Buradan hareketle, Başbakan Dimitri Medvedev’in 14 Ocak günü Gaidar Forum toplantısında yaptığı konuşmada harika bir uyarı vardı. Medvedev, devletin orta yol seçeneğini izleyeceğini duyurdu. Herkesten, tam da paniği bastırmak için bu seçenek etrafında birleşmesini istedi. Hakikaten, konuşmasını ABD Başkanı Franklin Roosevelt’in 1933’teki ünlü sözünden alıntıyla bitirdi: “Korkmamız gereken tek şey, korkunun kendisidir.” Medvedev, Rus devletinin korkmadığını dile getirdi. 
Fakat böyle bir açıklama hiç panik olmamasını sağlamaya yetecek mi? Aslında Medvedev’in konuşması paniği tamamen yatıştıramadı. Medvedev’in beyanıyla ilgili tartışma, çok sayıda kişi ve grubun panik yaşanmayacağına ikna olmadığını ortaya çıkardı. Panik paniği diyebileceğim bir şey var. 

İLK ADIM: TÜRK AKIMI
Putin’in panik paniğini yatıştırma yolu, dikkatlice ölçülmüş güçlü ve açık bir dış politika izlemek. Güney Akım (Rusya’dan Bulgaristan’a gitmesi düşünülen ama yaptırımlar nedeniyle Bulgaristan’ın artık izin vermediği Karadeniz gaz ve petrol boru hattı) denilen proje yerine Türk Akımı’nın (Rusya’dan Türkiye’ye giden başka bir Karadeniz boru hattı) geçirilmesi bu yöndeki ilk adım. Her iki proje, Rus gaz ve petrolünün içinden geçirilmemesi nedeniyle Ukrayna’nın transit gelirlerine zarar verecektir. Diğer yandan, Türk Akımı aynı zamanda (Bulgaristan’ın pozisyon değiştirmesine sebep olan) yaptırımların etkilerini bertaraf ederken, giderek Rusya’nın müttefiği durumuna gelen Türkiye’yi ödüllendirmeyi amaçlıyor. 
İkinci adım, Çin ve diğer ülkelerle, onların kendi para birimlerinde parasal işlem yapma mutabakatlarına girişerek, doların dalgalanmasından korunma kararı. Bunun sonucu olan projelerden biri, ağırlıklı olarak Çin tarafından finanse edilen, Sibirya üzerinden Kuzeydoğu Asya’ya uzanan boru hattı. Bu, yaptırımları savuşturmanın bir yolu. 
Üçüncü bir adım, henüz açıklanan, İran’a S300 füze sistemi aktarılması kararı. Rusya 2010 yılında Batı’dan gelen baskı nedeniyle, uzun süredir sözünü verdiği bu anlaşmayı iptal etmişti. Rusya şimdi verdiği sözün ilk kısmını yerine getiriyor. Bu adım, Rusya’nın Batı Asya’daki karar alma süreçlerine İran’ın dahlini desteklemesine hizmet ediyor. Böylece hem ABD üzerindeki baskı artıyor hem de Suudi Arabistan’ın anahtar Sünni Arap ülke konumunu sürdürme girişimi kontrol ediliyor. Daha şimdiden, Kral Salman’ın işbaşına gelmesiyle birlikte basın, Suudi pozisyonunun kırılganlığıyla ilgili tartışmalarla doldu. 
Sonuç olarak, Ukrayna’da Ruslar dikkatli bir politika izliyor. Donetsk-Luhansk özerklik yanlıları tamamen kontrolü altında olmasa da Rusya, özerklik yanlılarının askeri yolla devre dışı bırakılamayacağını garanti altında tutuyor. Rusya’ya göre gerçek bir barışın bedeli NATO tarafından Ukrayna’nın potansiyel bir üye olmadığının kabul edilmesi ki bu konuda NATO içinde farklı görüşler mevcut. Ukrayna’da herkes yüksek riskli bir oyun oynuyor. Benim tahminim, ki bu büyük oranda sadece bir tahmin, aklıselimin galip geleceği ve bir siyasi çözümün meydana getirileceği. Almanya’daki seçimlerden sonra Angela Merkel’i izleyin derim. O (ve Almanya) bir anlaşma istiyorlar ama henüz bunun peşinden gidecek kadar serbest değiller. 

ivvallerstein.com internet sitesinden 
çeviren: Engin ESEN

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Polisin eline bulaşan kanı herkes görüyor

SONRAKİ HABER

ABD Senatosu'nun gündeminde hangi yaptırımlar var; süreç nasıl işleyecek?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa