15 Şubat 2015 07:47

Vicdanıma sordum savaşma dedi

2001 yılında Mehmet Tarhan vicdani reddini ilan etti. 2005 yılında başlayan tutuklama, insanlık dışı muamele, bir türlü sonu gelmeyen yargılamalar, açlık grevi, çürük raporu almaya zorlama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve 2015 yılında AİHM kararına rağmen 2015 yılında tekrar 'emre itaatsizlikten' hakkında hüküm verilmesi...

Paylaş

Ebru Nihan CELKAN*

İnsanlar kötülüğü arzuları güçlü olduğu için değil
vicdanları zayıf olduğu için yaparlar.
John Stuart Mill

İnsan mucizedir. İnsan kötü olarak doğmaz, bebek olarak, insanlık haysiyetiyle ve özgür doğar. İtaat etmeyerek, kuralları sorgulayarak, vicdanına bakmayı sürdürerek yaşamaya devam edenler çeşitli yaralar alsalar bile insanın özü olan iyilikle yaşamaya devam edebilirler. Bireylerin özel ve bağımsız alanlarını oluşturdukları özgürlük, güvenlik, düşünce, inanç ve vicdan sınırını aşan iktidarlar gayri meşrudur. Bu alan aşıldığında bireyler kendi öz kaynaklarının bağımsızlığından güç alarak kurallara itaat etmemeyi seçebilir, direnme haklarını kullanabilirler. Tarihe baktığımızda vicdani açıdan doğru ancak kurallar çerçevesinde yasak olan barışçıl eylemlerin kötülüğün ve kötücüllüğün sıradanlaşmasına karşı nasıl ezber bozduğunun örneklerini bulabiliriz. “Kelle vergisi” ödemeyi reddeden Henry David Thoreau’dan, otobüste “beyazlara” ayrılan yere oturduğu için yerinden kalkması söylenen ve kalkmayan bu nedenle tutuklanan siyah Amerikalı Rosa Parks’a, Vietnam savaşına gitmeyen ve şampiyonluğunu nedenle devlet tarafından elinden alınan Şampiyon Muhammed Ali’den, 1997 yılında köylerinde siyanürle altın aramak isteyen şirkete direnen Bergama halkına, 11 Ekim 1998 “İnanca saygı düşünceye özgürlük için el ele eylemi”nde başörtüsüne özgürlük isteyenlerden, ortak yaşam alanı parkını korumak isteyen Gezi direnişçilerine, zorunlu din dersine karşı eğitim boykotu yapan velilere... Tarih zalimlerin olduğu kadar açıkça insan olma iradesini sergileyenlerin de tarihidir.

MEHMET TARHAN’IN MÜCADELESİ UMUT VERİYOR
“Cezaevine ilk getirildiğim tarihte, önceki Kısım Komutanı Başçavuşun diğer mahkumlara “Bir terörist geliyor; siz icabına bakarsınız...” şeklindeki talimatı üzerine bir linç girişimine maruz kaldım. Mahkumlar toplu olarak bana saldırdılar. Aldığım darbeler sonrası düzelmem yaklaşık 20 günü aldı. O zamanki cezaevi yönetimi bu olaya rağmen önlem almadı. Aynı mahkumlar benden haraç da aldılar. Onlara 300 milyon lira tutarında para ve ayrıca elbise verdim.” Mehmet Tarhan – İHD Hak İhlali Raporu
2001 yılında Mehmet Tarhan vicdani reddini ilan etti. 2005 yılında başlayan tutuklama, insanlık dışı muamele, bir türlü sonu gelmeyen yargılamalar, açlık grevi, çürük raporu almaya zorlama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve 2015 yılındaAİHM kararına rağmen 2015 yılında tekrar “emre itaatsizlikten” hakkında hüküm verilmesi... 10 yıldır; emir almak, emir vermek, hizaya geçmek, üniforma giymek, savaş eğitimi almak istemediği için bir insan ruhsal, fiziksel, hukuki, siyasi baskılarla yıldırılmaya çalışılıyor. Mehmet Tarhan sadece vicdani reddi nedeniyle değil bunun yanı sıra cinsel tercihi nedeniyle de açık bir şekilde ayrımcılık ve kötü muamele görmüştür. Israrla devam eden bu şiddet politikasının en önemli amaçlarından biri, vicdanının sesini haykıran Mehmet Tarhan’ı korkutmak, susturmak ve sindirmek. Bu sürece ve son karara rağmen Mehmet Tarhan “Sonuç değil, neydi? “Bu daha başlangıç” diyor. Bu söz dizesine bir kere bile sesini katmış olanlar o yankıyı anımsar, yan yana durmanın gücünü anımsar. Mehmet Tarhan hakkında verilen son mahkeme kararına rağmen gülümsemeye devam ediyor, mücadeleyi ve umudu anımsatıyor.  

KAHRAMAN?
Üzerimize yıllardır boca edilen, sonu kanla, ölümle gelen epik kahramanlık anlatıları daha fazla ölümü iç cebinden çıkarıp önümüze bırakıyor. “Kahraman Mehmetçik” sembolizmi yerinde dururken üzerine “Yeniçeri” modellemeleri ortak hafızamıza ekleniyor. Her iktidar kendi kurşun askerlerini yaratıyor. Tarihin her döneminde insanlığa baskı, zulüm ve şiddet uygulanmış ancak insanlık her defasında bunlar karşısında direniş göstermiştir. Zihninde ve düşüncelerinde bile savaşsız bir dünya yaratamayan iktidarların bize barışı sağlayamayacağını biliyoruz. Şiddet, kavga, kan dolu geçmişe sahip çıkanlar yeni üniformalar, yeni askerler yaratadursunlar biz geleceğe, umuda ve vicdana sahip çıkalım. Devlet gücünün, büyük orduların ve sınırsız yıldırma politikasının karşısında kalbiyle ve vicdanıyla direnen Mehmet Tarhan ve diğer vicdanı retçilerin mücadelesi hepimiz için ilham verici.
Umut ve iyilik net olmalıdır. İçimiz huzursuzluk, çevremiz savaş doluyken ölmenin ve öldürmenin değil yaşamanın ve yaşatmanın büyüsüne inanıyoruz diyehaykırmanın tam zamanı ve yeri.
Vicdani ret haktır. 

*Oyun Yazarı

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Çehresi değişen mücadele...

SONRAKİ HABER

Balıkesir'de yangınlarla gündeme gelen OSB için uyarı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa