08 Şubat 2015 09:29

Kobanê Zaferi’nin ardından…

Hayat burada durmuştu, gördüğüm bütün evler ve arabalar bombalanmış, birçok yerde derin çukurlar oluşmuş daha şehrin girişinde burada yüzyıllardır hayat bitmiş gibi bir duyguya kapıldım. Caddelerde ve sokaklarda üzerinde YPG bayraklarının dalgalandığı tek tük araçlar geçiyordu. Ve arada bir sivillerin kullandığı motosikletler…

Paylaş

Hatice KAMER

Bahar gibi geçen  bir kış gününde,  Dicle kent taraflarında, isimsiz parkların birinde(*) bankta oturmuş güzel havanın keyfini çıkarırken,  oyun parkında oynayan çocukların neşesi ve söyledikleri şarkı dikkatimi çekti. Salıncakta sallanan çocuklar, hep bir ağızdan “Bijî Berxwedana Kobanê”  sloganını şarkı gibi söylüyorlardı.  Kobanê’ye destek için  sık sık miting ve yürüyüşlerin düzenlendiği Diyarbakır’da çocukların da bu sloganlarla oyun oynamaları da şaşırtıcı gelmiyor artık. 
Kobanê sloganlarıyla oyun oynayan çocukların şehrinden,  düşleri ve çocuklukları çalınmış Kobanêli çocukların şehrine gitmek üzere genç bir muhabir arkadaşımla birlikte yola koyulduk.  Bir gün önce valilik üzerinden geçiş için akreditasyon yapmamız gerekti. Sabah erken saatte valilik basınında görevli memur, Kobanê’ye gitmek isteyen bütün gazetecilere buluşma yeri olarak yeni 40 kişilik çadır kenti adres olarak belirledi. Kobanê’ye gitmekte sabırsızlanan gazeteciler, kamp müdürünün ifadeleriyle dünyanın en büyük ve en modern çadır kentini, ilçe kaymakamı eşliğinde gezerek gerekli bilgileri not alıp sınır kapısına doğru yol aldık. Bu tanıtım gezisinde Suruç Kaymakamı’nın “Kobanê Direnişi’nin en büyük destekçisi Türkiye devleti ve en çok da Suruç ilçesi olmuştur” demesi herkesin dikkatini çekmiş ve not defterlerine altı çizilerek kaydedilmişti. Orada bir direnişin olduğu devlet erkanı tarafından ufak ufak kabul ediliyordu galiba, kaymakamın sarf ettiği direniş sözü de,  Başbakanın birkaç  gün önce Diyarbakır’dan Kobanê’ye göndermiş olduğu selamdan cesaretini alıyor olsa gerek.
Suruç’un girişinde çok büyük bir araziye kurulan bu üç dilli çadır kentte yaklaşık 5 bin Kobanêli yerleştirilmişti. Şehir merkezine uzak ve bir yerde kurulan çadırkente giriş çıkışların güvenliği de yüksek. Zira bütün giriş çıkışlar kimlik kontrolüyle yapılıyordu. Suruç merkezde hala ambarlarda, dükkanlarda ve inşaatlarda birçok  Kobanili aile kalıyordu ve bütün konforuna rağmen bu çadırkente yerleşme konusunda tereddütlüler.  Çadır kentte görüştüğüm mülteciler, kampın çok rahat olduğunu dile getirseler de bir an önce Koban’e’ye gitmeye can attıklarını söylüyorlardı.

DAHA KÖTÜ NE OLABİLİR Kİ...
Suruç - Kobanê sınırı, İŞİD saldırılarının başladığı günden beri sivil bir direnişe şahitlik yaptı. Bütün bu süre boyunca çocuk, yaşlı, genç binlerce insan direniş çadırlarında nöbet tutmuş, Kobanê’de süren direnişe birkaç km öteden desteklerini göstermişlerdi. Aralık ayında Suruç’a yaptığım ziyaret sırasında Kobanê’yi dürbünlerle izleyen insanların toplandığı seyir tepesine gitmiştim. Savaşı canlı izleyen insanlar sabahtan gelip akşam geç saatlere kadar ellerindeki dürbünlerle olup biteni izliyorlardı. Başta bir merak duygusu ile orada bulunduklarını düşündüğüm eli dürbünlü bu insanların içinde oldukları psikolojiyi anlamaya çalışıyordum. Birçoğu taraftar psikolojisiyle izliyor gibi düşünmüştüm ama orada savaşı izleyen çoğu aslında Kobanê’de savaşan tanıdıklarının akıbetini merak ediyorlardı. Röportaj yaptığım yaşlı bir Kobanêli “İki ay önce buraya geldim ve her gün bu tepeye gelip bombalarla parçalanan şehrimi izliyorum. İki gün önce benim evimin olduğu mahalle hava saldırısında yerle bir oldu. Bütün her şeyim gitti.  Ama şu an kaygılandığım tek şey orada savaşan oğlumun hayatı” demişti.  Bundan daha kötü ne olabilir diye düşünürken aklıma Şengal, kaçırılan, tecavüz edilen ezdi kadınları ve kızlar,  dağlarda susuzluktan ölmüş küçük çocukların bedenleri, diri diri gömülen insanlar, kafası kesilen savaşçılar, esirler geliyor aklıma. Hayatı bu kadar kötü hâle getiren müsebbiplere lanet okurken, bombalar iniyor şehrin doğu tarafına.  Yıkılan evlerine rağmen, atılan her bombaya seviniyordu seyir tepesindeki  insanlar.

FİLMDEN KARELER GİBİ
Onlarca gazeteci ile birlikte kapısından girdiğimiz Kobanê’den geriye sadece bir yıkıntı kalmıştı. Daha ilk adımımızdan itibaren büyük bir şaşkınlık halindeydik. 
Birçoğunuz Piyanist filmini izlemişsinizdir. Almanların Polonya’yı işgal etmesini konu edinen ve savaşın yarattığı şiddeti iyi anlatan filmlerden biriydi. Kobanê’yi ilk gördüğümde o filmdeki yıkık ve viran olmuş sahneleri gözümde canlandı. Hayat burada durmuştu, gördüğüm bütün evler ve arabalar bombalanmış, birçok yerde derin çukurlar oluşmuş daha şehrin girişinde burada yüzyıllardır hayat bitmiş gibi bir duyguya kapıldım. 
Caddelerde ve sokaklarda üzerinde YPG bayraklarının dalgalandığı tek tük araçlar geçiyordu. Ve arada bir sivillerin kullandığı motosikletler…

HER EV BİRER SAVAŞ CEPHESİ
Burada yaklaşık beş ay boyunca her sokak, her ev birer savaş cephesi olmuştu. Birçok sokağın girişi, birbirine dikilmiş kilim ve battaniyelerle kapatılmıştı. YPG’liler, İŞİD’in görüş alanını daraltmak ve onlara hedef olmamak için sokakların girişini bu şekilde kapatmışlardı.
Sokaklarda karşılaştığımız her direnişçi zafer işaretleriyle objektiflerimize poz veriyorlardı. Tabii bu zaferde hepsinin payı çok fazlaydı ama konuştuğum herkes “Kuzey Kürdistan’daki kardeşlerimizin desteğini hiçbir zaman unutmayacağız. Oradaki destek bizim buradaki direnişimizin motoru oldu” dediler.
Azadi Meydanı’nda üç peşmergeyle de karşılaştık. Savaşta ağır silahları kullandıklarını söyleyen Meriwan adındaki peşmerge, üç ay önce Kobanê’ye geldiğini  söyleyerek Kobanê zaferinin bütün herkesi çok mutlu ettiğini söyledi. 

SAVAŞ DEVAM EDİYOR
Şehrin simgesi olan Azadi Meydanı’nı gezdikten sonra genç meslektaşım Mahmut, hastaların tedavi edildiği binaya kadar bize eşlik etti. Kobanê Halk Meclisi Başkanı Ayşe Efendi ile bu sırada karşılaştık. Oğlu Şervan’ı 2013’de Serêkaniye Direnişi sırasında kaybetmişti. Salih Müslim’in eşi olan Ayşe Efendi, tıpkı PYD Eş başkanı Asya Abdullah gibi en başından beri Kobanê’de. İŞİD’in saldırıları sırasında hayatını kaybeden Şervan’ın yasını bile tutamadan, Kobanê büyük bir saldırıya maruz kalmıştı. Suruç’a sık sık gidip geliyordu Ayşe Efendi, yaşına ve yaşadıklarına rağmen morali oldukça iyi görünüyordu. Kobanê zaferiyle ilgili duygu ve düşüncelerini sorduğumda “Kobanê merkezini kurtardık büyük bir mücadele ve bedeller karşılığında Kobanê’de zafer elde ettik. Ama köylerde savaş hala devam ediyor. Duygularımı tarif edemiyorum. İnsanlık değerleri uğruna bir savaş yaşandı. Vahşete ve terörizme karşı büyük bir direniş bu.” demişti. Bu sözler,  Kobanê Kantonu Başkanı Enver Muslim’in “ Kobanê artık insanlığın başkenti” sözlerini anımsattı.
Ayşe Efendi, Kobanê ile ilgili bir özelliği dile getirerek sözlerine şöyle devam etti “Burada herkes evini şehrini savunmak için mücadeleye katıldı. Bu yüzden neredeyse her evden iki üç şehit var. Kobanêliler kanlarıyla şehirlerini aldılar bu yüzden şehirden çıkan herkes geri gelmek istiyor. Ama şimdi şehir dönmeye uygun değil. Bir iki ay daha sabretmelerini istiyoruz.” 
Ayşe Efendi köylerde devam eden direniş için desteğin sürmesini isteyerek “ Bu aşamadan sonra uluslararası desteğe ihtiyacımız var. Şehrin yeniden inşa edilmesi gerekiyor ama her sokağı ve her adımı şehidlerimizin kanıyla kurtarılan Kobanê’nin insanlığın hafızasında bir arşiv olarak kalması için burayı bir müze olarak bırakma düşüncesi hakim” ifadelerini de kullandı.

‘SALGIN HASTALIK OLABİLİR’
Kobanê Sağlık Bakanı Dr.Neesan Ehmed, savaştan önce üç hastanelerinin olduğunu ama hepsinin İŞİD tarafından özellikle hedef alınarak bombalanıp kullanılmaz bir hale getirildiğini söyledi. “Kobanê’de sağlık durumu perişan vaziyette. İnsan sağlığı ve tedavisi için çok ciddi malzeme sıkıtımız var. Aynı zamanda sağlık personeline ihtiyaç çok fazla. Resmi ve gayrı resmi yollardan şehre geri dönen beş bin dolayında sivil var” diyen doktor Neesen Ehmed,  Sınır Tanımayan Doktorlar Birliği’nin savaşın başından beri Kobanê’ye bir sahra hastanesi kurmak için girişimlerde bulunduğunu ama bürokratik işleyiş ve engellemelerden dolayı bu adımın da bir türlü atılamadığını ifade etti. Şehrin birçok yerinde İŞİD’lilere ait cenazelerin olduğunu da ekleyen Ehmed, bu durumun birçok salgın hastalığa neden olabileceğine dikkat çekti. Uluslararası insani kuruluşlara acil çağrı yapan Kobanê Sağlık Bakanı, Türkiye’nin de bu konuda bürokratik işleyişi hızlandırarak yardımcı olabileceğini ekledi. 

‘İŞİM HABERCİLİK AMA...’
Gazeteci Mahmut, 4,5 ay boyunca cepheden haberleri bildiren basın emekçilerinden. Çok zor günler yaşadık diyerek savaşta 408 şehid verildiğini hatırlatıyor. “Benim işim habercilik ama öyle anlar yaşadık ki şehit düşen birçok savaşçımızın cenazesini biz kaldırdık” sözleriyle ne kadar zor koşullarda çalıştıklarını ifade etmeye çalıştı.. 
İŞİD’lilerin, Türkiye sınırından kolaylıkla geçtiğini söyleyen Mahmut “ Hiçbirimiz bu denli şiddetli bir savaşın yaşanacağını ummuyorduk. Kobanê yıkıldı, şehir yerle bir oldu ama bütün yapılarının değeri, şehitlerimizin bir damla kanı bile etmez.” sözleriyle Kobanê’nin özgürlüğü uğruna çok büyük bedellerin verildiğini dile getirdi.
“Bugün peşmerge, gerilla, insanlığın düşmanı bu barbar örgüte karşı omuz omuza savaşıyor. Yaklaşık iki ay boyunca sadece kalaşnikovla DAİŞ karşı savaştı halkımız. Arap bölgelerinde insanlar DAİŞ’in gelişini kutladı, kızlarını onlarla evlendirdiler ama İŞİD şehri kuşatınca, Kobanê halkı, teröristlerle yaşamak istemedi. Herkes bir anda evlerini barklarını bırakıp kaçmak zorunda kaldı” diyerek bundan sonra yeni bir düşünce ve inanışla şehri ve hayatı yeniden inşa etmeye çalışacaklarını söyledi.
Haritada küçücük bir yer olarak görünen Kobanê’de zafer öyle kolay elde edilmedi. Zira oradaki insanlar evleri, sokakları ve mahallelerini savunurken, insanlığı ayaklar altına alan bir örgüte karşı büyük bir savaş veriyordu. Kayıpların fazla, bedellerin ağır olduğu bu savaş, bugün köylerde devam ediyor.  Bu savaşı yaşamış herhangi bir Kobanêlinin gözlerine bakınca, direnişi büyük olan bu şehirde yaşanan zaferin anlamını görebilmek mümkün. 

* Gazeteci

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Qosar

SONRAKİ HABER

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Doğalgaz, olması gerekenden yüzde 59 daha ucuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa