DİB forumunda yeni mücadele yolları tartışıldı

Demokrasi İçin Birlik Forumunda demokratik mücadele zeminini genişletme yolları tartışıldı: Meclisin bittiği yerde siyaset sokağa inmeli.

22 Ekim 2017 19:09

Ercüment AKDENİZ
İstanbul

Demokrasi İçin Birlik (DİB), Şişli Kent Kültür Merkezi konferans salonunda bir forum düzenledi. “Demokrasi için Birlik Forumu” adı altında gerçekleşen etkinliğe DİB kurucuları, siyasi parti temsilcileri, direnişteki cam işçileri, 10 Ekim mağdurları ve yurdun çeşitli bölgelerinden gelen çok sayıda kitle örgütü temsilcisi katıldı.

Kürsüde “OHAL sona erinceye kadar yılmayacağız!” ve “Savaşa karşı barış yolunda yılmayacağız!” pankartlarının asılı olduğu forumun açılış konuşmasını Melda Onur yaptı.

Gezi direnişi ve öncesinden gelen uzun bir demokrasi mücadelesini sıcak tutmaya çalıştıklarını dile getiren Onur, DİB’in demokratik zeminde çeşitli biçimlere dönüşebileceğini ve herkese açık olduğunu söyledi.

‘HALKIN DEMOKRATİK DİRENİŞİ ANA GÜNDEM OLMALI’

Forumda bir sunum yapan DİB kurucularından Rıza Türmen, aradan geçen bir yıllık süreci analiz etti. Otoriterlikten faşizme gidiş sürecinde OHAL ile yeni bir evreye girildiğini belirten Türmen “Gelinen yerde demokrasi görüntüsüne de gerek kalmadı” dedi. Türkiye’de seçim güvenliğinin olmadığının 16 Nisan referandum sonuçlarıyla anlaşılmış bulunduğunu da ifade eden Türmen sözlerine şöyle devam etti: Eskiden Meclis ağır aksak da olsa çalışırdı, Meclis çok demokratik değildi belki ama şimdi o da bitti. Muhalefet partilerinin sesini kısmak için de iç tüzük değişiklikleri yapıldı. Böylece siyasi partilerin de işlevi fiilen bitti. HDP eş başkanları içeride, ana muhalefet üzerinde de baskılar var. Ülkede büyük mağdurlar ordusu ortaya çıktı. OHAL kararnameleri anayasaya aykırı, OHAL ve KHK ile devreye sokulan işlemler de yasalara aykırı. Hukuk rafa kaldırıldı ve hukuk sanki herkes düşmanmış gibi kullanılıyor. Öte yandan barış kavramı terörle eş bir kavram olarak lanse ediliyor.

Toplantının amacının yeni evrede yeni bir mücadele alanı bulmak olduğunu ifade eden Türmen, “Türkiye’de etkili bir demokrasi direnişi nasıl yapılır? Siyasetin bugün birinci görevi bu soruya yanıt vermektir. Siyaset, Meclisin dışında artık kamusal bütün alanlarda yapılmalıdır. CHP kitlesinin bu mücadeleye çekilmesi önemlidir” dedi. Halkın demokratik direnişi için; taban örgütlenmesi, halk meclisleri ve büyük mücadele ağının örgütlenmesi gerektiğine vurgu yapan Türmen konuşmasını şu sözlerle tamamladı: Siyasi partilerle kitle örgütlerinin birlikte çalışmasını sağlayacak bir yapının oluşturulması bakımından bu toplantı çok önemli. 2019 seçimleri her şeyin kazanılacağı ya da kaybedileceği bir seçim olacak. Bu hareket bu görevin de temellerini atacaktır.

‘YENİ ANAYASA AÇILIMI YAPACAĞIZ’

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da iktidarın saldırı dalgasını üç maddeye ayırarak anlattı. 2015 yılında oluşturulan özel güvenlikli bölgeler ve hemen ardından gelen iç güvenlik yasasının bu dalgada ilk adım olduğunu belirten Kaboğlu, 20 Temmuz’la başlayan sürecin de anayasal düzeni kaldırmayı hedeflediğini söyledi. 16 Nisan'dan bu yana sürdürülen OHAL’in ise son saldırı dalgası olduğunun altını çizen Kaboğlu, iktidarın böylece 2019 seçimlerini garanti altına almak istediğini belirtti. Kaboğlu atılan bu adımlarla iktidarın muhalifleri ezmeyi, dinsel eğitimi yerleştirmeyi ve ülkeyi talana açmak istediğini ifade etti.

Anayasa Hukuk Araştırmaları Derneği ve Önce Demokrasi olarak DİB paydaşlığında birleştiklerini söyleyen Kaboğlu, DİB çatısı altında büyük anayasa açılımı yapacaklarını belirterek çalışmalar hakkında bilgi verdi.

'BİRLİĞİ ORTAK TALEPLERLE BÜYÜTELİM'

Yaşanan sorunların temelinde hükümetin gerici politikaları olduğu söyleyen Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, saldırıların tek adam tek parti rejimini inşa etmenin bir parçası olduğunu ifade etti. Yasama yürütme ve yargı  alanlarının da bu temelde düzenlemek istendiğini söyleyen Gürkan, yaratılan yapay toplumsal kutuplaşmanın da bu amaca hizmet ettiğini belirtti. Son dönemde belediye başkanlarına yapılan operasyona da değinen Gürkan, 2019 seçimlerine OHAL rejimiyle gidilmek istendiğine vurgu yaptı. Gürkan konuşmasına şöyle devam etti: Hala yüzde 50’yi susturamadılar, referandum sonuçları ortada. Cam işçileri yasaklara rağmen yürüyor. Diğer yüzde 50 de tamamen iktidarla birleşmiş değil. Bir öğretmen şunu diyor: 30 kişilik sınıfta zorunlu din dersini sadece 3 kişi tercih etmiş. İmam hatip lisesi doluluk oranı da aynı şeyi gösteriyor. Ortak talepler etrafında ortak mücadeleyi büyütelim. DİB toplantıları bu açıdan geliştiricidir.

'SEÇİM ODAKLI BİRLİKTELİK OLMAMALI'

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen de bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu ve bu zorlu dönemde şimdiden 2019 seçim gündemiyle mücadelenin sınırlanmaması gerektiğini ifade etti. Bilgen, seçim odaklı bir birlikteliğin OHAL’i kıramayacağını da ifade etti.

CHP Parti Meclis Üyesi Turan Hançerli de engelliler adına kürsüye çıktığını ve iktidarın sadece solcuları değil 80 milyonu mutsuz ettiğini dile getirerek, birliktelikleri büyütmek gerektiğini ifade etti. CHP Eski Milletvekili Müslüm Sarı da siyasal İslam, savaş ve faşizmden yana saf tutanların eski bir hikaye olduğuna değinerek yeni olanın demokrasi, sekülerizm ve barıştan yana olanlar olduğuna işaret etti. Eski hikayenin yol haritasının belli olduğunu, yeni hikayeninse yol haritasının bu tür platformlarda örgütlendiği dile getiren Sarı, “Bu tür birliklerde siyasal partilerin zorlanması lazım” dedi.

Yerellerden konuşanlar Bursa Demokrasi Güçleri, Batıkent İlk Yerleşim Mahalle Meclisi, Üsküdar Hayır Meclisi, Samsun’da kurulu yerel platformdan konuşan konuşmacılar da ortak koordinasyon kurulmasının önemine dikkat çekti. KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Yürütmesinden Mustafa Güven, “Demokratik birlik toplantılarının yerel ayaklarının oluşturulması için ortak kanaat önderleri üzerinden toplantıların örgütlenmesi önemli. Bu aynı zamanda yerelde tek tek ayrı ayrı yürüyen mücadelelerin birleşmesine hizmet edecektir” diye konuştu.

'OHAL İŞÇİYE HAK ARAMA YOLUNU KAPATTI'

Foruma direnişteki 90 Trakya cam işçisi adına 4 işçi katılarak bir konuşma yaptı. Konuşma öncesi görüştüğümüz direnişçi işçilerden Şaban Koçak, yürüyüşlerinin OHAL gerekçesiyle yasaklanmasına dikkat çekerek “Demokrasi var olan kanunların toplum bireyleri arasında ayrım yapmadan herkes için uygulanmasıdır. Demokrasilerde 20 yıllık bir işçiye ‘sen yarın işe gelme’ denmemelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi? ‘İşin bitti kıdemini, ihbarı al git’ dedi. İşverenlere ‘OHAL vasıtasıyla grevleri yasakladım’ dedi. Şu ana kadar 3 cam grevi yasaklandı. OHAL ile hak arama yolları kapandı. Bunun için burdayız çünkü en çok işçilerin demokrasiye ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Kürsü konuşmasında da direnişleri hakkında bilgi veren cam işçilerinin “İş, aş, adalet” sloganı coşkulu alkışlarla karşılandı.

Yürüyüşleri yasaklanan direnişteki cam işileri de DİB forumuna katıldı (Fotoğraf: EVRENSEL)

'YA DEMOKRASİYİ GETİRECEĞİZ YA DA...'

Forum öncesi gazetemize konuşan 10 Ekim Ankara Katliamı mağdurlarından Gökhan Yaralı da “Ya demokrasi ve bir arada yaşama kültürünü getireceğiz ya da katliamlar ülkesi olmaya devam edeceğiz” dedi. Foruma kızıyla katılan Yaralı, 10 Ekim katliamında bacağından yaralanmış ve hayata protezle devam etmişti. DİB’in ilk toplantısına katılmadığını belirten Yaralı “Çünkü vücudumda çok sayıda bilye vardı ve hala ameliyatlar geçiriyorum” dedi.

BAYDAR: YERELLERİN KOORDİNASYONUNU HAYAT GEÇİRMELİYİZ

Yazar Oya Baydar, forumda yaptığı konuşmasında şunları söyledi: Burada yerel platformlar söz aldı. Bu kıymetli ama esas mesele yerellerin koordinasyonunu sağlamak olmalı. Birleşmemizin önüne bir engel olarak çıkan ‘O varsa ben yokum. Onlar varsa ben yokum’ anlayışından vazgeçilmeli. Bu tutum, geniş bir birliğin önündeki en büyük engel. Peki biz ne yapmak istiyoruz? Biz faşizme giden atmosferde demokratik bir açılım yapmak istiyoruz. Bunu nasıl yapacağız onu konuşuyoruz. İşte bu demokrasi kavramı etrafında kimler yan yana gelebiliyorsa onlarla birleşmeliyiz. Sayın Türmen söyledi; partilerin de bu birliğin içinde olması önemli. CHP, Kürt siyasal hareketi fobisini aşmalı. Bunu aşması için de bizim gibi düşünenleri desteklememiz lazım. Hak ve Adalet Platformu ve onun etrafında birleşen muhafazakar kesimlerin bizimle birlikteliği önemli. Buna sahip çıkmalıyız. Önerim, konuşmamın başında ifade ettiğim gibi yerellerin koordinasyonunu hayata geçirmeliyiz.

FORUMDAN NOTLAR

* Diyalog Grubu adına konuşan Hasip Kaplan, Kürt sorununda herkesin duruşunu netleştirmesi gerektiğini belirtti.
* Hukukçu Erdal Doğan, hak savunucularının 25 Ekim’de görülecek duruşmasına dikkat çekerek “Bu salondaki konuşmalar yarın bir suç iddianamesi olarak önünüze gelebilir. Büyükada operasyonu iddianamesi de böyle bir şey. Zira halk meclisi üzerine yapılan konuşmalar bile suç kategorisine konmuş. Bu, dünyaya insan hak ihlallerinin rapor edilmesine de darbedir.
* Tek parti tek adam rejiminin kendi belediye başkanlarını bile görevden aldığına dikkat çeken DİSK Gıda İş Genel Başkanı Seyit Aslan, birlik zemininin her zamankinden çok genişlediğini ifade etti.
* Toplantıya Kocaeli’den katılan Arzu Erkan da DİB’in yerellerdeki örgütlenmelerini anlattı. DİB’in Gebze’de kurulduğunu ve mahalle örgütlenmelerinin başladığını belirten Erkan’ın sözleri salonda büyük alkış aldı.
* Erkan’ın konuşmasına atıf yapan CHP PM Üyesi Gülseren Onanç da Çanakkale ve diğer yerel çalışmalardan örnekler verdi. Onanç ayrıca 30 Kasım - 1 Aralık tarihlerinde bir kadın zirvesi toplayacaklarını da duyurdu.
* Hak ve Adalet Platformu adına yapılan konuşmada ise Kayseri’de İhsan Eliaçık'a yapılan saldırı kınanarak mütedeyyin kesimlerin de iktidar tarafından mağdur edildiği belirtildi.

Diğer Haberler

Mahmut Toğrul, iş cinayetleri için Meclis araştırması istedi

Beşiktaş-Porto maçı ne zaman, saat kaçta?

'Kıyılar şirketlere koşulsuz devredilecek'