04 Ağustos 2020 03:20

Dr. Memo Şahiner yalnız değil!

Memo Şahiner
Paylaş

Almanca yazılımı ile Memo G. Schachiner’in Bir Zamanlar Hayat Olan / Was einmal das Leben war adlı şiir kitabı çıktı posta kutumdan tam doğum günümde.

Şiirden daha güzel ne hediye olabilir ki?

Sanki yaşama düşülmüş notlar. 1965-2015 arası.

Memo’ya “Kayıp Japon Neferi” diye takılırdım. Cephe örgütlenmesi için Avrupa’ya çıkmıştı. 1971 yılında, arkasında birçok yıllık mahkumiyet. 56 yılı biriktirivermişti genç yaşında.

Benim de içinde yer aldığım ANT yazarları için istenen hapis cezaları 700 yılı bulmuştu.

12 Eylül iyice katladı sol basına istenen hapis cezalarını. 1000 yıllara ulaşıldı.

Şahiner Avusturya’ya kapağı atmıştı ama. Oysa ortada ne cephe ne bir şey kalmıştı ülkede Kızıldere’den sonra. Ne de ordu. Memo, ikisinin birleşmesi için çaba harcayanlardandı.

Oysa cepheci olmuştu bir ara yakın çevremde de birçok arkadaş FKF geleneği içinde yer alan. Müthiş bir dayanışma çevresi oluşmuştu, tüm yazar, aydın ve sanatçılar arasında. Acayip karizması vardı Mahir’in. Ve Deniz’in de.

Cephe çatlayıvermişti, ikiye bölünmüştü oysa daha ilk başta. Cezaevlerinde çok acı kırılmalara tanık oldum. Mahir’i cephecilere karşı savunma durumunda kaldım.

Savunmalarda ne ideolojik çöküntülere tanık olundu. Demirel’e övgü bile çıktı. Elbette biraz da Ziverköy’ün yıkıcı psikolojik etkileri.

TC, silindir gibi geçmişti cephenin üzerinden daha oluşalı birkaç ay geçmişti oysa daha cephe. Dayanışma vardı ama Cephe kalmamıştı.

Şahiner, iyi bir müzik ve Osmanlı tarihi uzmanı olarak nam saldı Avusturya’da. Tam yeri elbette. Gerçek Osmanlı araştırmacılığının yararlanacağı en önemli merkezlerden biri aslında Viyana. “Düşman”ın aynasında kendini görmek gibi bir şey.

Nitekim, Diyar-ı Rum Sultanı Fatih’in “anam” diyerek andığı, II: Murat’ın nikahlı eşi Mara Hatun Despina hakkında çok kapsamlı bir çalışma, Sırp tarihçi Mihailo St. Popović tarafından Viyana Üniversitesinde yapıldı. (*)

Avrupa’da yükselen sağ popülizmin ilk zaferini kazandığı yer olmuştu aslında Avusturya. AB’nin o zaman bunu onaylamayacak, seçim sonuçlarını tanımayacak gücü vardı o zamanlar. Şimdi, hangi biriyle uğraşsın? Polonya ile mi, Macaristan ile mi? Sırada bekleyenlerle mi?

Ve Şahiner, bu eski/yeni dalga ile direkt yüz yüze kaldı.

Ondan aldığım bir mektupta, “1971’de Avusturya’ya gittikten yarım yüzyıl sonra Viyana´da hemen herkesin tanıdığı, çok sevilen bir sanatçı ve bilim adamıydım” diye yazmıştı bana: “Mütevazi de olsa güzel bir hayatım vardı. Sonra ömrümün en büyük hatasını yaptım. Allah’ın dağında bir kültür merkezi kurup köylüleri aydınlatmağa kalktım. Bankadan kredi aldım, bütün dostlar para yardımı yaptı. Aşağı Avusturya’da bir arazi aldım. Az sonra gördüm ki Nazi’lerin yuvasına düşmüşüm. Yoğun bir şekilde saldırdılar. Belediye reisinden en küçük memura kadar hepsi örgütlü Nazi. Kültür merkezinin açılmasına hiçbir zaman izin vermediler. Sadece çok güzel bir ev yaptım, meşhur oldu, herkes gelip fotoğraf çekiyor. Sonunda Nazileri mahkemeye verdim. Mahkemeleri kaybettim. Mahkeme tazminat olarak evimi ve arazimi Nazilere verdi. Bundan sonra hastalandım. Birkaç sene hastaneden sonra dışarı çıktım. Burada birileri para toplayıp evimi Nazilerden geri satın aldılar. Artık bana ait değil. Fakat ölünceye kadar kalma izni verdiler.

Yani yağmurdan kaçıp doluya tutulmak gibi bir şey Memo’ninki! Memo Şahiner yalnız değil! Yalnız kalmamalı!

(*) Mihailo St. Popović, Mara Branković: Eine Frau zwischen dem christlichen und dem islamischen Kulturkreis im 15. Jahrhundert. (Mara Branković :15. Yy.da Hristiyan ve İslami Kültür Çevresi Arasında Bir Kadın), Verlag Franz Philipp Rutzen, Wiesbaden 2012

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...