23 Mayıs 2020 04:17

Telif tekelleri daha fazla hak peşinde

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

ABD Telif Dairesi, Dijital Bin Yıl Telif Kanunu’nun (DMCA) servis sağlayıcıların yükümlülüklerini ve izinsiz içeriğin kaldırılmasının metotlarını belirleyen 512’inci kısmı ile ilgili raporunu yayımladı. İki yüz elli sayfalık raporda mevcut “Uyar ve kaldır” sisteminin içerik üreticileri aleyhine dengesiz olduğu ve ilgili kısımda çeşitli “ince ayarlar” yapılması gerektiği sonucuna varılıyor. DMCA, 1998’de ABD’de çıkartılmış bir kanun olsa da hem kendinden sonra başka bölgelerde çıkartılan kanunlara etkisi hem de Internet’in ABD merkezli kısmının büyüklüğü nedeni ile günümüzün dijital telif pratiğini belirleyen kanun. Google, Youtube, Facebook, Twitter vb. büyük platformların neredeyse hepsi telif kurallarını DMCA ekseninde belirliyor. “Dijital Hak Yönetimi” gibi artık tüm dünyada fazlasıyla yaygın olan ancak kullanıcılara daha fazla zorluk çıkartmaktan başka işe yaramayan kopya koruma sistemleri gücünü DMCA’dan alıyor. Dolayısıyla DMCA’da yapılması önerilen “ince ayarlar” sadece ABD’yi değil ister istemez tüm dünyayı etkileyecek. Bu nedenle “ABD’nin bilmem ne kanunundan bize ne.” deme lüksü maalesef yok.  

DMCA’nın uyar ve kaldır olarak anılan kısmı içeriğin hak sahibinden servis sağlayıcıya gelen uyarının ardından içerik yayından kaldırılırsa servis sağlayıcıların telif ihlalinden sorumlu tutulmalarını engelliyor. Telif tekelleri yıllardır bu mekanizmanın sağladığı korumanın engelleyici olmadığını savunuyordu. ABD Telif Dairesi de raporda aynı görüşü paylaşarak yasada zaten telif tekelleri lehine bozuk olan dengenin yine telif tekelleri lehine biraz daha bozulmasını öneriyor.

Dijital dünyada telif hakları sıradan kullanıcıdan küçük içerik üreticiye, teknoloji devlerinden telif tekellerine dünyanın Internet kullanan tüm nüfusunu ilgilendirse de ABD Telif Dairesinin raporu asli olarak telif ve teknoloji tekellerinin tartışmalarına odaklanmış. Sıradan kullanıcıların ya da küçük içerik üreticilerin dertleri ve kaygıları raporda kendine yer bulamamış. Oysa her yıl milyarlarca dolar kâr açıklayan telif tekellerinin para kaybetmelerini -ki para kaybettikleri de tartışmalı- engellemekten daha önemli dertlerimiz var telif konusunda.

Dertlerden ilki adil kullanım. Adil kullanım telif ile korunan bir eserden küçük kısımları eleştiri, belgesel, haber, eğitim ve araştırma gibi sebeplerle izinsiz kullanabilmenizi garanti altına alan prensip. Uyar ve kaldır mekanizması genelde adil kullanım aleyhinde çalışıyor. Varsayalım bir televizyon programından bir konuğun cümlesini kırpıp sosyal medya hesabınızda eleştirerek yayımladınız. Hak sahibi gönderinizi telifi bahane ederek kolayca yayından kaldırtabiliyor. Hatta mesele hesabınızın askıya alınmasına kadar varabiliyor.

Bir diğer dert telif tekelleri ile küçük hak sahipleri karşı karşıya kaldığında uyar ve kaldır sisteminin büyük bir şevkle tekeller lehine kullanılması. Telif tekellerinden bir uyarı geldiğinde küçük içerik üreticilerin telif haklarına sahip oldukları içerikler dahi kolayca yayından kaldırılıyor.

Son olarak sahte telif talepleri var. Hak sahibi olmayan birileri eseriniz üzerinde hak ilan ediyor. Bu da içeriğin yayından kaldırılması ile sonuçlanıyor. Üstelik bu şekilde yayından içerik kaldırtma oldukça yaygın. Bu işi profesyonel olarak yapan itibar yönetimi şirketleri var. Wall Street Journal (WSJ), geçen hafta yayımladığı bir makalede 52 bine yakın makalenin sahte DMCA şikayetleri ile Google arama sonuçlarından kaldırtıldığını açıkladı. WSJ’nin çalışmanın sonuçlarını Google ile paylaşmasının ardından Google da durumu doğruladı.

52 bin, Google arama sonuçlarından çıkartılan vakaların sadece bir kısmının sayısı. Google’ın geri kalanını ve diğer büyük platformları da hesaba kattığımızda çok sayıda içeriğin telif bahanesi ile haksız yere yayından kaldırıldığını rahatça söyleyebiliriz. Üstelik haksız yere yayından kaldırılan ya da arama sonuçlarından çıkartılan içerikleri tekrar yayına alabilmek için yapılması gerekenler genelde oldukça zahmetli ve maddi külfeti de olabilen işler. Yani küçük içerik üreticisi ya da sıradan kullanıcının çoğunlukla itiraz prosedürlerini tamamlayarak içeriği tekrar yayına almaya gücü yetmiyor. WSJ örneğindeki gibi konu gündem olmadığı sürece çoğunlukla içeriğin yayına tekrar alınması mümkün olmuyor.

Raporun yayımlanmasının ardından telif tekelleri ve bunların birliklerinin raporu sevinçle karşılayan açıklamaları gelmeye başladı. Telif tekelleri zaten kendi lehlerine olan DMCA’nın ibresini uzun zamandır biraz daha kendi yönlerinde çekmek istiyorlardı. ABD Telif Dairesinin raporu bu isteğe destek niteliğinde. İbrenin ne yöne ne kadar oynayacağını ise telif tekellerinin lobi faaliyetleri için milyarlar harcadığı ABD Senatosu belirleyecek. ABD Senatosunun ibreyi ters yöne kıvırması ise oldukça düşük bir olasılık.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...