08 Mart 2020 04:03

Barış istiyoruz!

Paylaş

Var olan rejim için çeşitli terimler üretildi. “İleri demokrasi”, “yeni Türkiye”, vs. Bunların hiçbirinin gerçeklerle ilişkisi yok. Ama içerik ortada. Lafta cumhuriyet, uygulamada tek adam. Lafta meclis, uygulamada saraydan yönetim. Lafta adliye sarayları, uygulamada saray adaleti.

Rejimin içeride ve dışarıda savaş siyaseti yürüttüğü de ortada. Toplumu şiddetle ve korku ile susturmak için çalışıyorlar. Bunun için milliyetçilik, ırkçılık ve yobazlık ile toplumu kutuplaştırıyorlar. Oluşturulan düşmanlık, kin ve nefret ile korku ve şiddet rejimini sürdürüyorlar.

Kötülüğün sonu yok. Suriyeli sığınmacılara yapılanlar ortada. Avrupa Birliğine karşı pazarlık kozu. Sonra milliyetçiliği ve ırkçılığı kışkırtmak için hedef tahtası. Sonra, “güvenli bölge” kozu. Yani, Suriye topraklarında bir kalkan hattı yaratmak için nüfus dengesini değiştirecek nüfus. Lafta din kardeşleri. Uygulamada değersiz nesneler. Sınırsız kötülük!

Rejim kötülük, şiddet ve savaş üretiyor. Bunlar komşuları da kötü etkiliyor. Suriye’de yapılanlar ortada. Öte yandan komşularda ortalığın karışması da isteniyor. Göçmen ve sığınmacıların acımasızca sınıra gönderilmesinin bir etkisi, Yunanistan’da milliyetçiliğin, ırkçılığın ve faşist propagandanın tırmanması oldu.

2015’den beri sığınmacı ve göçmen akını ile karşı karşıya olan Lesvos (Midilli) adasında olanlar bunun bir örneği. Hükümetin önlemekten kaçındığı saldırılar, medya tarafından sürekli olarak gündemde tutuluyor. Ada halkı sanki birden sığınmacılara düşman oldu gibi bir izlenim yaratılıyor.

Oysa adada barış isteyenler çoğunlukta. Ama barış isteyenler duyulmuyor. Aşağıdaki açıklama, Lesvos’da olanlardan utanç duyan ama seslerini duyuramayan adalılardan geliyor:

Son günlerde adanın farklı yerlerinde sığınmacılara, yardım kuruluşlarının çalışanlarına, gazeteciler ve adalı yurttaşlara yönelik şiddet olayları bizlere çok yabancı ve adamıza leke sürüyor.

Köyümüz Sykaminia ve Skala Sykaminia, 2015-2016’daki büyük sınavda sığınmacılarla dayanışma ve haysiyet dersleri ortaya koymuştur. Adamızın karşı karşıya kaldığı çok zor ve karmaşık durumla başa çıkabilmek için üretilen tüm kurumsal çabalara, o günlerden günümüze sürekli olarak destek vermiştir. Köyümüz; hem hukuk ve uluslararası kurallara, hem de köklü hoşgörü, açıklık ve konukseverlik geleneğinin getirdiği sorumluluğa sadık kalmıştır.

Bu mirasın hoşgörüsüzlük, fanatiklik ve şiddet eylemleri ile lekelenmesine izin veremeyiz.

Kuzey Lesvos kıyılarına ulaşan sığınmacı ve göçmenlere Moria Kampına gönderilmeleri öncesinde, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) gözetiminde asgari bakım ve koruma sağlayan ilk adım istasyonunun yakılmasını şiddetle kınıyoruz.

Bugün, tam da karşı karşıya olduğumuz sorunlarla başa çıkabilmek için bir araya gelmemiz gerekirken, ülkemizi bölen insanlık dışı şiddet eylemlerine karşı çıkıyoruz.

Sığınmacılar meselesine sağduyulu ve insancıl bir yaklaşımla akılcı çözümler üretmeye çalışan yerel makamları destekliyoruz.

Lesvos’da, Yunanistan’da, Türkiye’de barış isteyenler çoğunlukta. Ama sesleri yeterince duyulmuyor. Bu nedenle, buradan seslerini duyurmak istedim. Halklar savaş değil, barış istiyor!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa