18 Şubat 2020 03:36

Dünya çok küçük

Paylaş

Mete (Tunçay) Hoca 1992 yılında her zamanki gibi birilerine çaktırmadan, ANAIDE TER MINASSIAN’ın ERMENİ DEVRİMCİ HAREKETİ’NDE MİLLİYETÇİLİK VE SOSYALİZM 1887-1912, adlı kitabını tercüme edip İletişim Yayınları’ndan çıkardı.

Bazı zevatın dikkatini çekip, kitabı yasaklatmasınlar diye, orijinali o diziden çıkmadığı halde, kitaba Fransa’da yayınlanan Cep Üniversitesinin Türkçe edisyonunda yer verildi.

Hakikaten kitap yasaklanmadığı gibi yeni baskılar da yaptı.

Kitap şöyle sunuluyordu okurların dikkatine: “Rus İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu toprakları arasında dağınık bir nüfus oluşturan Ermeni toplumu 19. yüzyıl sonunda nasıl politize olmuştu? Anaide Ter Minassian, Ermeni Devrimci Hareketi’nde 1887-1912 arasında yaşanan siyasi dönüşümlere, fikir hareketlerine ve bu fikirlerin taşıyıcısı olan politik bireylere bakarak bu sorunun cevabını araştırıyor.

Hınçaklardan Taşnak Partisine, fedayilerden Bolşevik Ermenilere uzanan kapsamlı bir değerlendirmeyle, Ermeni devrimci hareketinin milliyetçilik ve sosyalizm aracılığıyla siyasal sorunlara bulduğu cevapların toplumsal karşılıklarını inceliyor.

Minassian, Rusya’da 1905 devrimine, Osmanlı’da II. meşrutiyetin ilanına (1908) denk gelen süreçlerde Ermeni devrimci hareketinin geçirdiği dönüşümleri, hareketin kendi tarihindeki tartışmaları da hesaba katan bir bakışla yorumluyor.

Mete Tunçay’ın metne dahil ettiği II. meşrutiyet dönemine ait bir beyanname ve program ise, konunun önemini gözler önüne seriyor.

Hrant Dink’in deyimi ile “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” idik. Hâlâ da öyle ya.

Ayşe ile biz direkt cepheden daldık, 1990 yılındaki Beşikçi “açılımı”ndan sonra, “Ermeni Tabusunu” 1993 yılında yayımlayarak. Elbette en iyi masa altı dağıtıcımız Hrant idi.

Akademik çalışma uzun yıllar alıyor. Buna sabrımız yoktu. Ve biz gerek Kürt gerek Ermeni gerek Pontos ve Seyfo mevzuunda bitaraf (tarafsız) nesnel bir araştırmacı değil, bir “taraf”tık, açıkça taraf tutuyorduk.

İnsan Hakları/Azınlık Hakları (Bazı arkadaşlar bu kavramı sevmiyor ama ben kullanıyorum) savunucularının işi daha kolay.

1998 aralığında imzalanışının 50: yılı vesilesiyle, imzalandığı yer olan Paris’teki Trecadero salonunda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi için düzenlenen toplantıya Ayşe Nur ile katıldığımızda, salondaki büyük ekranda 28 Şubat cuntasının vurdurduğu, katil bunu beceremediği için hapsettiği Akın Birdal’ın resmi yer almaktaydı.

Ve aynı yıl yani 1948 yılında BM Büyük Hukukçu Rafael Lemkin’in hazırladığı Soykırım Konvansiyonu da imzalanıyordu.

İnsan Hakları aktivistleri açısından 1915 olgusunun soykırım diye tanımlamak için bu iki evrensel metin yeterli idi. Akademisyenlerin kanıtlamalarını beklemeye sabrımız yoktu. Taner’in (Akçam) çilekeş çalışması yaklaşık 30 yılını aldı!

Peki kimdi, yine 1998 yılı baharında Sorbonne Üniversitesinde katıldığım  “L’actualité du génocide des Arménien” ilk kez tanıştığım Aneide Ter Minassian? Konferans sırasında bana matbaadan yeni çıkmış Muş yöresine ilişkin kitabını armağan eden…

Konferansı Kültür Bakanı Jack Lang açmıştı. Aynı yıl Ayşe Nur için Frankfurt’ta konuşma yapacaktı.

Kimdi bu Muş yöresi tarihini en iyi bilenlerden biri olan bu hanımefendi? Babası da Zaralı çıkmaz mı?

Bizim Gülizar’ın torunu çıkmaz mı Anaide? Armenuhi’nin kızı. Hangi Gülizar?  Ustam Sarkis’ten hikayesini ilk kez duyduğum Gülizar. Sarkis Usta’nın tercümesini yapıp, Hrant’a verdiği Gülizar. Onun bilgisayarının çökertilmesi ile kaybolan tercüme.(*)

Hani şu ağaların beylerin kaçırdığı, ama Musa Beye boyun eğmeyen, Osmanlı mahkemelerinde hak hukuk savunan cesur genç kız Gülizar. Zohrab’ın savunduğu Gülizar. Osmanlı parlamentosunda Muş mebusu Keğam Der Garabedyan ile evlenen Gülizar. O kadar hasta idi ki 1918 yılında ölen Keğam, İttihatçılar onu tehcir yollarına düşürmeye gerek duymamıştı.

Nereden nereye geldik. Asıl niyetim Gülizar’ın torununu Anaide’in kızı Taline Ter Minasian’ın “Komintern’in Seyyar Militanları/Sovyetler Birliği ve Ortadoğu’daki Azınlıklar” (Yordam Kitap, 2018) kitabını tanıtmaktı. Mete Tunçay, annesi Anaide’in Ermeni devrimcilerine ilişkin kitabını tercüme etmişti, Mete Hoca’nın şakirti Erden Akbulut da, kızı Taline’in kitabını tercüme etmiş.

Gelinim Muşlu. Zara ile Muş yine buluştu. Ve torun Nora geldi derken.

Gelinim Seda’nın da Muş milletvekili olan Gıyasettin Emre’nin yeğeni çıkmaz mı? Gıyasettin Beyin kızı Naile ile de yolumuz Stockholm’de kesişmez mi?

Dünya hakikaten küçük…

(*) Armenouhie Kevonian, Gülizar’ın Kara Düğünü, Aras Yayınları 2015.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...