16 Şubat 2020 04:21

Ö. Lütfi Akad ve göç üçlemesi

Ö. Lütfi Akad ve göç üçlemesi
PAZAR
Paylaş

Lütfi Ö. Akad’ın “Göç Üçlemesi” Gelin (1973), Düğün (1973) Diyet (1974) filmlerinden oluşur. Lütfi Akad ustanın üçleme çekme düşüncesiyle arka arkaya çektiği filmlerdir bunlar. Ustanın gözlemlerine dayanır. Akad bu durumu şöyle anlatır: "Yıllardan beri bir gerçek vardır; kır kesiminden büyük kentlere akınlar oluyor. Yalnız büyük kentlere değil, yurt dışına da akınlar oluyor. (…) On iki yıla yakın Mecidiyeköy’de oturdum. Bu insanlar çevremde oturan insanlardı. Bunların içinden bazıları da bize yardımcı olarak evde çalışmaya gelirlerdi. Gerek bahçede bahçıvan olarak gerek evde eşime yardımcı olarak gelenler oldu. Müşahede ettiğim ana müşterek vasıfları şu: Hangi sınıftan, hangi kesimden gelirse gelsin Anadolu’dan gelen insanlarımız sıradan insanlar değil. Hepsi çetin ceviz. Mücadeleci ve başarılı insanlar. Gelip de başarısız olan hemen hemen yok. Başarısız olacak olan zaten gelmiyor.

Bir de bir şey var: Son derece efendi, son derece iyi ve geleneksel kültürlerinin bütün iyi vasıflarını taşıyan insanlar. Yalnız gelirken bir ormana geldiklerinin bilinci içinde geliyorlar. Ve bu ormanda yaşamanın kurallarına uyuyorlar. O zaman yırtıcı ve kırıcı oluyorlar. Ama kökenlerinde son derece iyi insanlar.”

Şöyle sürdürür konuşmasını Lütfi Akad: “Bunların hikayelerini anlatmayı düşündüm. Yani İstanbul’a gelenlerin nasıl tutunmaya gayret ettiklerini… Ve bu orman kavgası içinde tutunmak mecburiyetinde olduklarını. Geri de dönemezler. Geri dönmelerinin olanaksızlığını anlatmak istedim. Bunun birçok örneğini gerçek hayatta gördüm. ‘Gelin’de ilk gelenler: taşra eşrafı, küçük sermaye sahibidir. Memlekette bütün varlarını yoklarını satıp burada sermayeleriyle tutunma kavgasına girişiyorlar. İkinci film ‘Düğün’… Bu kez gelenlerin ne sermayesi var ne zenaatleri. Hiçbir şeyleri yok. Çırılçıplak geliyorlar. Anadan doğma bir çıplaklıkla geliyorlar. Altı kardeş, Urfalı. Ve bunlar orada tutunuyorlar. Örneklerini de gözlerimle gördüm. Seyyar satıcılık yapıyorlar. Fakat tutunmak için birbirlerini de yemek zorundalar. Tutunmak için birbirlerinin etini rahatlıkla yiyebiliyorlar.

Üçüncü film ‘Diyet’te de kır kesiminden gelip fabrikada çalışan, gene sermayesiz olarak gelip fabrikada çalışan insanların yavaş yavaş sınıf bilincine ulaşması… Bu bilince ermelerinin hikayesini anlatmaya çalıştım. (Lütfi Ö. Akad. Âlim Şerif Onaran, Afa, 1990. İkinci Basım Agora Kitaplığı, 2013)

GELİN

Senaryo-Yönetmen: Lütfi Ö. Akad

Oynayanlar: Hülya Koçyiğit, Kerem Yılmazer, Kahraman Kıral, Ali Şen, Kamran Usluer, Aliye Rona…

Meryem (Hülya Koçyiğit) evi terk edip bir fabrikada iş bulur. Oysa aile reisleri Hacı İlyas gelininin evden kaçıp fabrikada çalışmasını onur meselesi yapar. Bu lekenin temizlenmesi için Meryem in kocası olan oğlu Veli’ye baskı yapar. Veli silahıyla Meryem’i öldürmek için fabrika çıkışı önüne geldiğinde karı-koca birbirlerine sarılırlar.

Gelin, ailenin son partisinin de memleketten İstanbul’a gelmesi ile başlar, yerleşik bir bakkal dükkanı mahalle arasında aileyi sırtlamış, aile de, avlu içindeki ev de Yozgat’taki düzende yaşamıştır. Artık şehir merkezine doğru hareket zamanıdır, yeni bir dükkân tutulmuş, iş büyütülmeye çalışılmaktadır ama Meryem’in oğlunun rahatsızlığı ortaya çıkar. Meryem memleketlisi ve fabrikada işçisi bir arkadaşı ile gittiği doktorda durumun ciddi olduğunu öğrenir fakat yeni dükkân için para lâzımdır. Meryem kurban bayramından önce çocuğunun ameliyatı için kayınpederinden söz alır, ama çocuk bayramı çıkaramaz, bayram sabahı ailenin kurbanı olarak ölür. Meryem de avludaki kurbanlık koçu azat eder ve evi terk eder. Fabrikaya girer, aile meclisi namus temizleme güdüsünü harekete geçirir. Eline silâh verilen kocası Meryem’i öldürmeye gittiğinde “fabrikada kendine de iş olup olmadığını” sorar. Aile ticaret çarkında ulaşabileceği son basamak olan daha büyük bir dükkanda, markette ticaret aşamasına geçecektir.

DÜĞÜN

Senaryo-Yönetmen: Lütfi Ö. Akad

Oynayanlar: Hülya Koçyiğit, Ahmet Mekin, Erol Günaydın, Turgut Boralı, Altan Günbay…

Film, Urfa’da geçim koşullarının daralması ve amcaları Bekir’in önerisi ile Halil ve kardeşlerinin İstanbul’a göçmesi ile başlar. Olaylar, taşrada kısıtlı ekonomik olanaklar nedeni ile eskiden beri sürdürdükleri çalışmaları da verimli olmamaya başlayınca, taşı toprağı altın olan İstanbul’a gelinir. Habibe ve Cemile fabrikaya işçi olarak girerler, evi çekip çeviren Zelha kısıtlı bir alanda kıymalı pide ve lahmacun yapar, İbrahim bunları satar. Küçük Yusuf tüm bu ortam içinde okumak gibi bir lükse sahip olur. Borç harç bir üç tekerlekli bir araba alınır, bu arada Cemile’yi isteyen kebapçının ödediği ‘başlık’ da bu paraya katılır, bu alış veriş Zelha’nın içine sinmez. Araba alınarak genişletilen ticari faaliyetlere başlanılır, İbrahim’e Yusuf da yardımcı olmaktadır.

Bu arada Zelha’nın sırf ailesi için ayrıldığı sözlüsü Ferhat da İstanbul’da kamyon şoförlüğü yapmaktadır. Habibe’yi ise mahalle kasabının kardeşi Zeki sevmektedir, Habibe de karşılık verir, ama Halil ve Bekir’e ticaret yapmayı öneren Cabbar da Habibe ile evlenmek ister, Zelha karşı çıkar, Zeki de ısrarcıdır. Araba ile lahmacun, sucuk ekmek satışı sırasında aynı işi yapan başka kişiler ile çıkan kavgada İbrahim birini öldürür, suçu Yusuf üzerine alır. Kavga sırasında araba elden gider, Habibe Cabbar’a verilir. Ferhat, Zelha’ya kendisi ile gelmesini, evlenmelerini söyler. Zelha işlerinin daha bitmediğini söyleyerek düğün yerine gider. Ağabeyi Halil ve amcasına çok ağır konuşur, Habibe’yi alıp gitmek ister. Cabbar çektiği bıçak ile mani olmak ister, İbrahim araya girer. Bu arada Zelha yaralanır, ama İbrahim ile beraber Habibe’yi alıp düğünü terk ederler.

DİYET

Senaryo-Yönetmen: Lütfi Ö. Akad

Oynayanlar: Hülya Koçyiğit, Hakan Balamir, Erol Taş, Erol Günaydın, Güner Sümer, Turgut Savaş, Yaşar Şener, Osman Alyanak…

Salim Bey’in babası adına yönettiği fabrikada bir makine işçilerin yaralanıp sakat kalmalarına neden olur, en son Mustafa bu makinede bacaklarından olmuştur. Bilal Usta İstanbul’a yeni gelen Hasan’ı Mustafa’nın yerine aldırır.

Fabrikada sendikalaşma çabası vardır. Bilal Usta sendikaya karşıdır. Sendikalı olanlar, kocası tarafından terk edilen iki çocuklu Hacer’i de yanlarına çekmek isterler. Sendikacıların isteklerini fabrika sahibi kabul etmez Hasan’la Hacer evlenir. Salim Bey işçileri sendikalı-sendikasız diye ayırır. Hacer sendikalılar arasında, kocası Hasan sendikasızlar arasında yer alır. Hasan, Bilal Usta ile karısının tutumu yüzünden tartışırken kolunu makineye kaptırır ve kolu kopar. Olay yerine gelen Hacer, “alın diyetinizi” diye kocasının kolunu Salim Bey ve İbrahim Usta’ya fırlatır.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...