14 Şubat 2020 02:57

Cenk Mirat Pekcanattı ve çağrı

Paylaş

Geçen hafta fotoğrafçı bir arkadaşımla fotoğraf dünyası, fotoğraf kurumlarının durumu, fotoğraf yarışmalarını konuşurken, konu son haftalarda yazdığım fotoğraf dünyamızın ustalarıyla olan anılara geldi. Sabit Kalfagil, Fikret Otyam, Yılmaz Kaini’yi bir kez daha anıp, Cenk Mirat Pekcanattı’nın kampanyasını tartıştık. Aslında tartışılacak bir şey yok. Cenk Mirat olması gerekene destek istiyordu. Neyse o akşam hem Sabit Hoca’nın hem de Beşiktaş Belediyesinin başlatıp yarım bıraktığı Fotoİstanbul Festival çağrısına destek kampanyasına imza attım.

Ben imzamı Cenk’e destek olmak için attım. Biliyorum ki ne fotoğraf kurumları (Güçleri, konumları / olmayan özerklikleri itibariyle) ne de devlet (üniversiteler, Kültür Bakanlığı) bu işlerle ilgilenir. Ancak bir sermaye şirketi yatırım sonucu kâr edebileceğini görürse o ay bu mesele gerçekleşir. Sonra devlet ülke ülke dolaştırır, hava artar. Gerçekleşmiş örnek var mı derseniz Ara Güler mevzuu…

(Merak edenlere "Fotoğraf tarihinden güncelliğe")

Neden mi bu kadar umutsuz, ya da ters düşünüyorum. Çünkü mülkiyet ilişkileri ve miras hukuku değişmeden bu ve benzeri meselelerin düzelmeyeceğini biliyorum. O zaman da sermaye şirketleri bari işe el atsın hiç demiyorum. Bu konularda yine Nâzım Hikmet mevzunda yazmıştım oradaki fikrim sabit, özneleri değiştirin fotoğraf dünyasına uygulayın. 

“Ooo, devrim olup mülkiyet ilişkilerinin düzelmesini beklersek...” Doğru daha çok bekleriz. Demokrasi mücadelesi, sınıf mücadelesi yalnız işçilerin değil, aynı zamanda kültür alanındaki kurumların, bilim-sanat insanlarının da mücadelesidir. Bu alanları temsil ettiğini söyleyen siyasi partilerin kültür kurumlarının da meselesidir. Örgütlü toplum olmadan bu sorunların çözülmeyeceğini düşünüyorum.  Şimdi bu saydıklarım ne durumda ona bakmak lazım. Gördüğüm daha çoook yol katedeceğimiz, bu arada güncel sorunların ağırlığı işin çabası. Bir sürü gazeteci, bilim-sanat insanı hapiste ya da oto sansürle zamanı geçiriyor. Grup Yorum ölüm orucunun nirengi noktasında, savaş kapıda. Diğer yanda mütevazı en doğal istekler (Ülkenin yetiştirdiği değerli fotoğraf ustalarımızın eserlerinin korunup kollanması) talepler gerçekle ne kadar örtüşüyor diye düşünüyorum. Özerk olmayan YÖK bu talepleri ne kadar talep edebilir? Oysaki Yunanistan darbesine karşı direnen bir ‘Politeknik’ üniversitesini düşünün rektörüyle, öğrencisiyle… Merak edenlere; Costa Gavras’ın ‘Ölümsüz Z’ filmi tavsiye olunur. Üniversitesi özerk bile olamayan bir ülkenin vah geleceği demekten başka bir şey elimden gelmiyor…

Gelelim yazımın başlığı Cenk Mirat Pekcanattı arkadaşıma. Kendisiyle şahsen tanışmıyorum. Uzun zamandır çeşitli mecralardaki çalışmalarını takip ediyorum. Kendisi bir kurum gibi tek başına bir sürü işin altında üretiyor, yazıyor çiziyor, öneriyor. Foto fanzinden (Gölge Fanzin), podcaste, blogdan, sosyal medyaya fotoğraf adına ne varsa yapmaya çalışıyor. Birçok fotoğraf kurumundan daha faydalı ve işini dirayetle sürdürüyor. Gerçekten takdir ediyorum. İmza kampanyalarına da o yüzden katıldım. En azından denedik demek için bile olsa dedim. Umarım Cenk Mirat bu noktada beni anlayışla karşılar… Cenk Mirat gibi Sabit Hoca’nın en azından öğrencisi olmuş, birlikte gezilere gitmiş, evine misafir olmuş ve fotoğraf üzerine tartışmış olan ben de en az Cenk Mirat kadar değerli miraslara sahip çıkılmasını ziyadesiyle istiyorum.  Keşke yukarıda saydıklarımda yanılsam. Sözün özü kendi gücümüzü ortaya koyarsak başarabiliriz, yoksa devletin, resmi mirasçıların, kapitalist çıkar hesapları arasında daha birçok ustamızın ezileceği açık.

Ne diyordu Marx, ‘Kapitalizm gölgesini satamayacağı ağacı keser!’ Ya bu mirasların çok para veya prestij getireceğine inandırılacak sermaye şirketleri tavlanacak (Ki ben onlara karşıyım) ya da devlet halkın devleti olacak. Bu durum sanatın siyasetle nakış gibi işlenmesi demektir. Bu imza kampanyalarını da demokratik talepler olarak görüyorum.

Cenk Mirat’ın çağrılarını paylaşarak bu demokratik sorumluluk girişimine köşemden destek olmak istiyorum.

Fotoğraf Severler Fotoistanbul'u Özlüyor!

Prof. Dr. Sabit Kalfagil'in Fotoğraf Arşivinin Akibeti Ne Olacak?

Çeviri: Fotoğrafçılığın 'karar anı' genellikle gerçekliğin eksik bir görünümünü nasıl betimler?

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa