22 Ocak 2020 04:14

Güvenlik soruşturması

Paylaş

Her askeri darbeden sonra devlet memurları içinde ve akademide “temizlik” yapılır. 20 Temmuz OHAL ilanı sonrası da büyük bir tasfiye yapıldı. ‘FETÖ’cüleri devletten temizliyoruz dediler, ‘FETÖ’cülerle birlikte ilerici, sosyalist kamu çalışanlarını da ihraç ettiler. Akademide ise neredeyse ilerici kimse kalmadı.

İşi öylesine ileriye götürdüler ki, sarı basın kartı sahibi çok sayıda gazetecinin kartını elinden aldılar. Gazetecileri tek tek fişlediler. SETA raporları ile Evrensel ve BirGün gibi gazetelerde çalışmış olmayı adeta suç saydılar. Avukatlara dahi güvenlik soruşturması yapmaya kalktılar. Stajını yapmış, avukatlığa engel herhangi bir mahkumiyeti olmayan genci yargılanması devam ediyor ya da öğrenciyken eylemlere karıştı, hakkında dava açıldı diye avukatlığa kabul etmemeye yeltendiler. Haklarında soruşturma ve kovuşturma olan avukatlar yeşil pasaport alamaz diye kanun çıkardılar; ‘hakkında bir mahkumiyet kararı olmayan herkes masumdur’ ilkesi hukukun en temel kurallarından biri iken, bunu hiçe saydılar hem de avukatlar için.

Güvenlik soruşturması gerekçesi ile ihraç edilen memurların açtıkları davalarda idare mahkemeleri iktidarın baskısından korktuğu için, en temel hukuk kurallarını ihlal ederek iptal kararları vermeye korktu.

Nihayetinde, AİHM mahkumiyetlerini önlemek için AYM güvenlik soruşturması ile ilgili KHK hükmünü iptal etti (Etti, de buna rağmen iptal kararı vermemek için direnen idare mahkemeleri var).

AKP iktidarı ise güvenlik soruşturmasını tekrar bir yasal düzenleme ile mevzuata sokmak için fırsat kolluyor. AKP’nin o çok bilinen danışman hukukçuları AYM engelini aşarak güvenlik soruşturmasını mevzuata nasıl sokarız diye çalışmalarına devam ediyormuş. Önce bir torba yasa tasarısının içine gizlemeye çalışmışlar ama muhalefet partilerinin tepkisi nedeniyle geri çekmişler.

Bir taraftan güvenlik soruşturması için yeni yasal düzenleme olanaklarını araştırırken, diğer taraftan, özellikle mülakatla ya da sınavsız alınan yerlerde öncelikle AKP referansı ile yeni kadrolar almak, o kuruma başvuranlar içinde yeterli AKP’li yoksa da gayri resmi bir güvenlik soruşturması yaparak (örneğin sosyal medya paylaşımlarını inceleyerek) atama yapmak yoluna gidiyorlar.

Önceki darbelerde makbul devlet kadrosu milliyetçi olanlardı. Şimdi sadece milliyetçi, aynı zamanda AKP’nin “dindar ve kindar nesil” olarak tarif ettiği nitelikleri de taşıması gerekiyor. Bu tür kadrolara örnek sayılabilecek bir müdür, yayınladığı talimatnamede kamudaki sağlık çalışanlarının tek tip üniforma giymesini, bu üniformanın da “edebe, ahlaka ve inanca” uygun olmasını yazıyor (Tabii, üniformaların sadece yandaş bir firmadan alınabilmesi de AKP iktidarının klasik “işbilirliği”).

Darbelerden sonra, gerici iktidarlar ve milliyetçi cepheler dönemlerinde; devlet kadrolarının dinci ve milliyetçi kadrolarla doldurulması ve ilerici, sol, sosyalist kadroların tasfiye edilmesi politikaları hep yürürlüğe kondu. Fakat, bu politikalar ancak iki, üç sene uygulanabildi. Yine öyle olacaktır. AKP iktidarının ihraç ettiği kadroların önemli bir bölümü geri dönecek, özlük haklarını ve tazminatlarını da alacaktır. Devletin makbul kadrolarının yaptığı yolsuzluk, hukuksuzluk vb. de birer birer ortaya çıkarılacaktır.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...