03 Ocak 2020 04:05

Hayatı anlamlı kılmak

Paylaş

İnsanlar, yüz yıllar boyunca hayata anlam katmak için bilim ve sanat denilen alanlar yaratmışlar. Bilim çok mu gerekliydi? Evet.

Bilimsel gelişmelerle insanın doğa karşısında güçlenmesi, hayatı kolaylaştırıcı icatlar yapması ne güzel, ne faydalı... Hastalıklara karşı ilaçlar; makineler, bilgisayarlar, akıllı telefonlar... İnsanlık aleminin somut dünyasıdır.

Peki ya sanat? Çok mu gerekli? Evet.

‘Hayatın bir anlamı olmalı’ deriz. Düşüncelerimizin farklı araç ve gereçlerle ifade edilmelerinin gerekliliği sanat dediğimiz alanı açar. Tasarım, kurgu ve sunuş bir sanattır. İnsanlık aleminin soyut dünyasıdır.

Bilim de sanat da nesnel gerçeklikten yola çıkarak hayatın yeniden uygulama ve yorumlanmasıdır.  Bizden bağımsız, mevcut koşulların olay ve olguların dünyasından bahsederiz. Uygulamak ve yorumlamak; neyi? Nesnel gerçekliği. Nasıl? İşte burada bir yönteme ihtiyaç duyarız.  Bu yöntem bizlerin dünyayı algılayışı ve yorumlayışı olur. Bilim de sanat da ideolojik bir içerik taşır.

Bilim deyince şöyle bir dururuz, ‘insanlık için faydalı bir alan’ deriz. Sanat mı? ‘Parası olanın işi’ deriz. Oysa sanat olmasa bilimin de olamayacağını pek düşünmeyiz. Bir tahterevalli düşünün bir ucu bilim diğer ucu sanat. Biri olmadan diğeri olmaz. Felsefe doğru düşünme, yol ve yöntem araştırma alanıdır. Yüz yıllardır felsefe insanlığın ilerlemesinde önemli olmuştur.

‘’Düşünce mi, madde mi önemlidir ya da önce gelir?’’ sorusu uzun yıllar tartışılmıştır. Dünyayı yönetenler bu iki düşünce biçiminden biriyle nesnel gerçekliği yorumlamışlardır. Marx bu iki karşıt düşüncenin birlikteliğini göstermiş ve ‘Diyalektik materyalizm’ olarak tanımlayarak yöntem meselesini çözmüştür. Tarihi anlama ve sınıflandırmayı da ‘Tarihi materyalizm’ olarak bilimselleştirmiştir.

Yani saf bilim, saf sanat, saf siyaset ya da saf diye bir şey yoktur. Belki karşıtlardan biri ortadan kalkarsa ‘o’ saflık o zaman mümkün olabilir. Dünyayı algılamak, yorumlamak ancak diyalektik materyalist yöntemle mümkündür ki bu öğrenilmelidir.

Yöntem bize neyin nasıl olduğu ve bunun nerede aranabileceğini söyler/gösterir. İster bilimde ister sanatta kullanalım. Dünya ideolojik olarak dün olduğu gibi bugün de iki kutupludur. (Gerçeklikte olay ve olgular çalkantılı olsa da.) Orta Çağ yıkılalı çok oldu. Yeni Çağ denilen dönemin büyük bir bölümü geçildi ve ileri bir çağa girildi. Yüz yılları devirip ilerlemek çağ atlamaksa rakamsal olarak atladık. Hoop milenyum çağı. Ne değişti? Hiç. Kimilerine göreyse vahşi kapitalizmden, insani kapitalizme geçildi. Ne değişti? Hiç. Değişmeyen ne? Üretim ilişkileri ve mülkiyet ilişkileri. O halde şimdiki zamanı algı ve sanal gerçeklik çağı olarak nitelemek yanlış sayılmaz. Aşsız, işsiz, açlık ve yoksulluk sınırlarında yaşayan milyonlar sanal gerçeklikle maalesef doymuyor. Ama beyinleri kandırılabiliyor. İşte insani kapitalizm budur.

Tekrar başa sararsak, nesnel gerçekliğin yorumlanması bilimde ve sanatta sınıfsallığa bağlıdır. İhtiyaç duyduğun yöntem, yorumlamada ortaya düşünce koymanda yeniden biçim kazanırken bilim eseri veya sanat eseri olarak çıkar. Sanat akımları bu yüzden vardır. Sanat akımları da bir öncekine karşıt olarak çıkmış ve sonuçta aynı tarafa doğru yönelmişlerdir. Birbirlerinden çok şey öğrenip ilerlemişlerdir.

İki kutuplu dünyanın bir kutbu olan kapitalizm bugün hakim sınıf olarak bilimi de sanatı da elinde bir şirket gibi yönetirken, bilim insanlarını ve sanatçıları bu şirketin birer çalışanı gibi sömürmektedir. Bu sayede dünya sistemini ideolojik olarak yönetmektedir. Sağlık, eğitim, barınma alanları sistemi ayakta tutacak şekilde planlanmaktadır. Sanat ise sistemi algısal ve sanal gerçeklik içinde tahvil senetlerine dönüşmüş alanlar olarak kullanılmaktadır. Peki ne yapacağız?

Diğer kutbun ideolojik mücadele yöntemini kullanacağız. Sınıfa karşı sınıf olacağız. Sosyalist ideolojinin yöntemini kullanarak bilim üreteceğiz. Sanat eserleri üreteceğiz. Varsın yok saysınlar, varsın dışlasınlar, Brecht’in sözünü hatırlayacağız; ‘’Biz, estetiğimizi mücadelemizin gereksinimlerine göre yönlendiririz’’.

Yeni yılın ilk yazısında, dertleri ortak olanların sorunlarını paylaştığı, mücadelelerini birleştirdiği; akıl, bilgi ve birikimle dolu güzelliklerin yaşanmasını diliyorum...

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...