12 Aralık 2019 04:35

"Ulusal istihdam stratejisi" nasıl yenileniyor?

Paylaş

AKP döneminde iş gücü ve istihdamın yapısı, çalışma düzeni ve genel çalışma kuralları açısından önemli değişiklikler yaşandı. Geçtiğimiz yıllarda, özellikle yeni işçi kuşakları açısından, daha esnek, güvencesiz ve düşük ücrete dayanan, tıpkı ülke genelinde olduğu gibi, işyerinde de korku, baskı ve sindirmeye dayalı baskıcı bir emek rejimi inşa edildi.

İktidarın yıllar içinde adım adım hayata geçirdiği istihdam stratejisi, emekçilerin, çalışma süresi, çalışma biçimi, çalışma koşulları, ücreti ve çalışma yetenekleri bakımından, ‘piyasa koşulları’ neyi gerektiriyorsa, o koşullarda çalıştırılmasına dayanırken, ilk kez 2014 yılında yayımlanan ulusal istihdam strateji belgesi ile esnek ve güvencesizliğe dayalı çalışma ilişkilerinin kamu-özel sektör ayırmaksızın hayata geçirilmesi için önemli adımlar atıldı.

Ulusal istihdam strateji belgesi Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından güncellenerek, 2020-2023 yıllarını kapsayan yeni eylem planı taslakları tüm bakanlıklar ve bağlı kamu kurumları, işçi ve memur sendikaları konfederasyonları, meslek örgütleri, odalar vb. kurumlara gönderildi.  

NASIL BİR İSTİHDAM STRATEJİSİ?

Bakanlık tarafından güncellenen ulusal istihdam stratejisinde (UİS) resmi amaç; “İş gücü piyasasının geliştirilmesi, istihdamdaki yapısal sorunların çözülmesi, orta ve uzun vadede büyümenin istihdama katkısının artırılarak işsizlik sorununa kalıcı çözüm sağlanması” olarak ifade ediliyor. Ayrıca eğitim ile istihdam arasındaki ilişkinin güçlendirileceği, iş gücünün ‘güvenceli esneklik’ anlayışı çerçevesinde katılıktan arındırılıp esnekleştirileceği, kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların iş gücüne katılımının artırılacağı iddia ediliyor. UİS ile 2023’e kadar işsizlik oranının yüzde 9.9’a indirilmesi, istihdam oranının yüzde 50.8 düzeyine yükseltilmesi ve kayıt dışı istihdam oranının yüzde 28.5 seviyesine düşürülmesi hedefleniyor.

‘Stratejinin Temel Hedef ve İlkeleri’ başlığı altında; ‘bütüncül yaklaşım’, ‘fırsat eşitliği’, ‘işi değil, insanı korumak’, ‘İşverenlerin üzerine ek yük getirilmemesi’, ‘sosyal diyalog’ ve ‘özendirici yaklaşım’ gibi ilginç ifadeler var. ‘İşverenler üzerine ek yük getirilmemesi’ başlığı altında “Uygulanacak yeni teşvik politikalarının maliyetleri firmalarca değil, genel bütçe ve işsizlik sigortası fon kaynaklarıyla karşılanması, böylelikle işletmelerin rekabet gücü gözetilmesi önemlidir” denilerek işsizlik sigortası fonuna yönelik yağmanın hız kesmeden devam edeceği ilan ediliyor.

‘İşi değil insanı korumak’ başlığı ile “İşin değil, kişilerin istihdam edilebilirliklerinin garanti altına alındığı bir iş gücü piyasasında, kişilerin işsizlik ve işsizliğin neden olduğu risklere karşı korunmalarının sağlandığı bir yapı oluşturulmalıdır” denilse de, işten atmaların önüne geçilmediği, iş gücü ve istihdamın alabildiğine esnekleştirildiği bir ortamda insanı korumanın ne kadar mümkün olduğu sorusu havada kalıyor.

"GÜVENCELİ ESNEKLİK" İDDİASI

Türkiye’de iş gücü piyasasında güvence ve esnekliğin sağlanmasına ilişkin olarak öne sürülen ‘güvenceli esneklik’ kavramı, Yedinci Kalkınma Planından (1996-2000) itibaren “Hem güvenceli hem de esnek bir iş gücü piyasası düzenlemesi gerçekleştirileceği” ifadesi ile kalkınma planlarında yer alıyor. UİS taslak metninde, Türkiye’de 2016 yılında iş gücü piyasasında esneklik ve güvencenin sağlanmasına yönelik önemli düzenleyici adımlar atıldığı, 6715 sayılı Kanun ile esnek çalışma biçimlerinden tele çalışma ve evden çalışmayı kapsayan uzaktan çalışma biçimlerine yer verildiği, özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma yetkisi veren yasal mevzuatın hayata geçirildiğinden övgüyle bahsediliyor.

UİS’te kadınlar ve gençler başta olmak üzere, ‘dezavantajlı gruplar’ olarak ifade edilen kesimlerin istihdamının arttırılmasına yönelik bütün öneriler, esnek çalışmaya dayanan, özellikle kısmi zamanlı istihdam politikalarının temel alındığını gösteriyor. Kısmi süreli çalışma uygulamasında ücret başta olmak üzere, sigorta ve sosyal haklar bakımından daha sınırlı hakların olması, bir taraftan patronların üzerindeki ‘istihdam yükü’nün azalmasını sağlarken, diğer taraftan özellikle kadınlar ve gençlerdeki yüksek işsizlik oranlarını aşağıya çekmek açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor.

Normal koşullarda istihdam güvencesinin olmadığı bir ülkede esnek çalışanlara yönelik ‘güvenceli esneklik’ iddiasının hiçbir anlamı olmasa da, bu kavram üzerinden yoğun bir esnek çalışma propagandası yapılacağı anlaşılıyor.

"BİREYSEL HESABA DAYALI KIDEM TAZMİNATI SİSTEMİ"

UİS taslak metninde kıdem tazminatı fonu oluşturulmasına ve alt işverenlik uygulamasının çalışanlar açısından sosyal ve ekonomik hak kayıplarını önleyecek şekilde iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesinden bahsediliyor. Nitekim UİS 2020-2023 taslak Eylem Planı’nın “İşgücü Piyasasında Güvence ve Esnekliğin Sağlanması” başlığı altında “Bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı sistemine yönelik mevzuat çalışması yapılacaktır.” ifadesi açıkça yer alıyor.  

Eylem planındaki bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı sistemine geçilmesine ilişkin maddenin açıklama kısmında “Kabul edilen 11. kalkınma planında, kıdem tazminatı reformu gerçekleştirilmesi hükmü yer almıştır. Reformda sosyal tarafların mutabakatının dikkate alınacağı; bireysel hesaplara dayalı kurulacak kıdem tazminatı fonunun, sistemde kalış süresi yeniden ele alınarak Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile entegre edileceği belirtilmiştir. Bu doğrultuda mevzuat çalışmaları devam ettirilecektir” ifadesi, iktidarın işçilerin kıdem tazminatı hakkına göz dikmekten vazgeçmediğini gösteriyor.

ÇALIŞMA SÜRELERİNİN DÜŞÜRÜLMESİ GEREKİYOR

Türkiye’de fiili çalışma süreleri OECD ortalamasının çok üstünde. Yasal çalışma süresi haftada 45 saat olmasına rağmen, özellikle fazla mesai uygulamasının yaygınlığı nedeniyle, işçiler yasal sınırın çok üzerinde çalıştırılıyor ya da çalışmak zorunda bırakılıyor.

OECD’nin yaşam endeksi verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında iş-yaşam dengesi alanında sondan üçüncü sırada. OECD’ye göre aşırı mesai yapan işçi oranı Türkiye’de yüzde 32.6 iken, OECD ortalaması yüzde 11. Fazla mesaide birinci sırada olan Türkiye, bu alandaki cinsiyet eşitsizliğinde de liste başı.

İşsizliği azalmanın en gerçekçi yolu, işçilerin ücretlerinde herhangi bir indirime gidilmeden çalışma saatlerinin düşürülmesi. Böylece fazla mesaiye dayanan ağır çalışma koşulları hafifletildiği gibi, işsizlik sorununa somut çözümler üretilebilir. Ancak iktidarın önceliğinin işsizlere iş bulunması değil, esnek çalışmanın merkezinde olduğu bir istihdam politikası oluşturmak olduğu çok açık. Gerçek işsiz sayısı ne kadar çok olursa olsun, iktidarın bütün derdin işsiz sayısını gerçekten azaltmak değil, resmi işsizlik oranlarını düşük göstermek.

YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATI

Ulusal İstihdam Stratejisi, patronlara her açıdan boyun eğen, yıllarca zam almadan, sigorta, sosyal hak, örgütlenme ve sendika kelimeleri hafızasından silinmiş olarak çalışan bir iş gücü yaratmayı hedeflerken, işçi ve emekçiler açısından yeni hak kayıplarının yaşanması kaçınılmaz görünüyor. 

Geçtiğimiz yıllarda farklı iş kollarında hızla yaygınlaşan, özellikle metal, tekstil vb. gibi bazı iş kollarında imzalanan toplu sözleşmelere giren esnek çalışma uygulamaları, iş gücü maliyetlerini belirgin bir şekilde azaltırken, kâr oranlarının arttırılması için kullanıldı. İşçiler açısından son yıllarda ikramiye, prim, sosyal yardımlar ve benzeri ödemeler patronların hedefinde yer alırken, sadece düşük zam dayatmaları değil, en temel iş güvencesi hükümleri bile etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.    

‘Ulusal istihdam stratejisi’ yenilenirken iddia edildiği gibi işsizliğin azaltılması amacıyla yeni istihdam alanları yaratılması, güvenceli istihdam politikalarının benimsenmediği anlaşılıyor. İktidarın istihdam politikalarında bugüne kadar yaptıklarını yapacaklarının teminatı olarak kabul edersek, kıdem tazminatı başta olmak üzere, çalışma yaşamında yeni ve kapsamlı saldırılar için yoğun bir hazırlık yapıldığı anlaşılıyor.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...