10 Aralık 2019 04:29

‘İki tarafın da haklı’ olduğu tartışmada gerçek nerede?

Paylaş

AKP’nin il danışma meclisi toplantısında Erdoğan’ın; Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Mehmet Şimşek, ve Feridun Bilgin’i “Şehir Üniversitesine tahsis edilen araziyi “bağışlama” ve “Halkbank’ı dolandırma” iddiasıyla açtığı tartışma, Davutoğlu’nun “Hodri meydan” demesiyle büyüdü!

Çünkü Davutoğlu, bir yandan, kendi yaptığını savunurken öte yandan da Erdoğan’ın “yumuşak karnı”na vuran ve “adrese teslim” bir yanıt verdi. “...Hiçbir şahsi çıkarımın olmadığı, kızıma, oğluma, damadıma, gelinime bırakmayacağım bir eğitim kurumuna arazi devri olmasından sadece onur duyarım” demekle kalmayan Davutoğlu, bir adım daha atarak; “TBMM’de gerekli komisyonlar oluşturulmalıdır. Ayrıca bu komisyonlarda kamu bankalarının, Şehir Üniversitesi de dahil olmak üzere hangi vakıflara ve şirketlere nasıl kredi verdikleri, hangi şirketlerin borçlarının yapılandırıldığı, kimlerin hangi yöntemlerle kurtarıldığı, kimlerin ise batmasına seyirci kalındığı şeffaf bir şekilde ortaya konmalıdır!” da dedi.

Erdoğan’ın suçlamalarının hedefi olan Babacan ve Babacan ekibinde yer aldığı belirtilen Mehmet Şimşek ve Feridun Bilgin tartışmaya katılmış değil.

‘YOLSUZLUK’ SİLAHI KİMİ VURUR?

Bu tartışmayı izleyen herkesin ilk aklına gelen; “Erdoğan’ın üstünden beş yıl geçmiş olan Şehir Üniversitesi arazisi ile ilgili konuyu neden şimdi gündeme getirdiği”dir!

Nitekim çeşitli muhalefet partileri de bu soruyu soruyor.

Bu sorunun yanıtı çok açıktır: Çünkü, Davutoğlu ve Babacan’ın yeni partiler kurması gündemdedir. Bu yüzden de Erdoğan, “yolsuzluk” tartışmasını, “AKP içinden çıkacak bu iki parti”nin kuruluşunu önlemeye çalışma girişimlerinden birisi olarak gündeme getirmiştir. Ancak Davutoğlu ve Babacan ekiplerine karşı, Erdoğan’ın “yolsuzluk” silahı kullanmasının etkili olup olmaması çok tartışmalıdır. Hata bu silahın geri tepip Erdoğan ve ekibini vurma ihtimali çok daha güçlüdür.  

Davutoğlu’nun meydan okumasının, kendisine yöneltilen suçlamaları aşarak AKP’nin “en yumuşak karnı” olarak gördüğü alana taşımak istemesi de Davutoğlu’nun, AKP ile karşı karşıya gelme konusunun “yolsuzluk” üstünden olmasından hoşnut olduğunu göstermektedir.

Hele de Erdoğan’ın en çekindiği; “çocukların, damatların, gelinlerin...” gelir ve ilişkilerinin de araştırılması konusu yapılmasını isteyerek Davutoğlu, AKP için “en hassas ilişkiler alanının”, “en korktuğu alanın” soruşturma kapsamına alınmasını istemiş olmaktadır.

AKP’Yİ BESLEYEN ÜÇ DAMARDAN BİRİ YOLSUZLUK!

Nitekim;

‘FETÖ’ ile AKP arasında köprülerin atılmasının “17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet skandalı”yla patlak vermesi,Trump’ın Erdoğan’ı mal varlığının araştırılmasıyla tehdit etmesi,Davutoğlu’nun başbakanlığının ilk günlerinde, kendisini gerçek bir başbakan sanarak, “siyasi etik yasası” çıkarmak istemesini, “Bu yasa çıkarsa partiye ilçe başkanı yapacak kişi bulamazsın” diyerek engellenmesi de bu alanın Erdoğan ve partisi için ne kadar “hassas olduğunu göstermektedir.   

Tabii burada iki taraf için de beş yıldan beri bu konunun neden üstüne gidilmediği sorusu açıkta durmaktadır.

Ancak her şeye karşın, “Şehir Üniversitesi” tartışması, 17 yıl önce “yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları (3Y) ortadan kaldırma” iddiasıyla iktidara gelen AKP’de sürecin; “Bizim aramıza kimse fitne sokamaz” demeyi slogan haline getiren “kardeşler”in, “Asıl yolsuzluğu sen yaptın” diyerek birbirinin boğazına sarıldığı bir aşamaya gelindiğini göstermektedir.

Tartışma Şehir Üniversitesinin arazisinin tahsisinin, “tapu verilme”ye çevrilmesi ve “Halkbank’tan usulsüz kredi alınması” olarak ortaya çıksa da, eğer bir biçimde uzlaşarak tartışmayı kapatmazlarsa AKP’nin tüm icraatını kapsayacak bir biçimde genişlemesi mümkün olacaktır.

Çünkü; “Yolsuzluğu, yoksulluğu ve yasakları kaldıracağız” diyerek bir “yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar imparatorluğu” kuran AKP’yi besleyen en hassas damardan birisi olan “yolsuzluk” damarının kimleri nasıl beslediğini gösterebilecektir.

YOLSUZLUĞUN SİYASİ SORUMLULARI VE SİSTEMİN TEŞHİRİ İÇİN ÖNEMLİ

Ancak bu tartışma Erdoğan’la Davutoğlu ya da AKP içindeki ve ondan kopma eğilimindeki kişi ve klikler arasında kaldığında “yolsuzluk” tartışmasının sistemin teşhiri, kamuoyunu aydınlatılması, yolsuzluk yapanların açığa çıkarılması gibi konularda bir ilerleme sağlanmasının beklenemeyeceği apaçıktır.

Çünkü bu tür sermaye klikleri arasındaki tartışmanın gündeme getirilmesi, kliklerin tamamen kendi çıkarıyla bağlantılı olduğu, giderek devlet ve düzenin bekası kaygılarının öne çıkacağı, çoğu durumda da karşı karşıya gelenler suç ortağı olduğu için, bu tartışmalar bir uzlaşmayla sonuçlanmaktadır.

Davutoğlu-Erdoğan’ın “yolsuzluk” tartışması da bu türden, uzlaşmayla sonuçlandırılma ihtimali çok güçlü olan tartışmalardan birisidir.

Bu yüzden de tartışmanın taraflarının birbirinin “açıklarını” iyi bilenler olduğunu dikkate alarak yapılacak bir teşhir faaliyeti; ortalığa dökülen “kirli çamaşırlar”ın kimlerin çamaşırı olduğunun gösterilmesinin yanı sıra kurulu sistemle bağlantılarını da ortaya seren bir faaliyet olduğu ölçüde ülke ve halklar lehine bir sonuç çıkması olanaklı olacaktır.

Dahası, birbirine yönelttiği suçlamalarda “iki tarafın da haklı” olduğu bir tartışmada iki tarafa da destek olmadan yolsuzluğun siyasi sorumlularını ve sistemin teşhir edilmesi, halk indinde inandırıcılığı yükselten bir etken de olacaktır.

 

 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...