09 Aralık 2019 04:58

AKP'nin "dindar nesiller yetiştirme stratejisi"nin çöküş sesleri

Paylaş

En büyük özel okul zincirlerinden olan Doğa Koleji’nin İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere tüm okullarında öğretmeler derslere girmiyor. Çünkü öğretmenler üç aydır maaşlarını alamıyorlar.

Öğrenciler, öğretmenlerine destek olmak için öğretmensiz sınıflarda oturuyor.

Veliler ücretlerini ödedikleri eğitimi alamayan çocukların geleceği için endişeliler; MEB’in ilgisizliğini protesto ediyorlar.

Sorunu çözmek için günlerdir ”üç maymun”u oynayan MEB’in nihayet, Doğa Koleji’nin yöneticileri hakkında soruşturma başlattığı açıklandı. Ama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER’e bir dilekçeyle başvuran velilere CİMER, sorunun “ticari bir sorun” olduğunu belirterek, “ticaret mahkemesi”ne ya da “hakem heyetine” başvurmaları öğüdünü vermiş!

Demek ki, her konuda “tam yetkili” olan “tek adam”ın bir tek bu konuda yetkisi yokmuş!

MEB, ‘PİYASA İŞLESİN’, ‘TİCARET SÜRSÜN’ DEMEKTE ISRARLI

Evet, Doğa Koleji’nde sorun çok büyük. 13 bin 500 eğitimciyi ve 82 bin öğrenciyi ve geleceklerini doğrudan ilgilendiriyor.

Ve Doğa Koleji vakasının aysbergin görünen yanı olduğu da görülüyor. Çünkü sektördeki gelişmeleri izleyenlerin belirttiğine göre, en az 15 okul zincirinin daha benzer bir sonla karşı karşıya.

MEB ise, yukarıda belirtildiği gibi, protestolar sonunda sonra el atıyor görünse de muhtemelen, CİMER’in yaklaşımı doğrultusunda, herhangi bir “anonim şirket” gibi eğitim kurumalarının da piyasada alınıp satılmasından yana bir müdahalede bulunacak.

Kısacası devletin yaklaşımı; “piyasa işlesin”, “ticaret sürsün”, ölen ölür kalan sağlar bizimdir!

Nitekim Doğa Koleji’nin de büyük yandaş sermaye grupları tarafından satın alınmak üzere pazarlıklar yapıldığı belirtiliyor. Hatta Doğa Koleji’nin yabancı bir sermaye kuruluşuna satılacağına dair iddialar da var.

EĞİTİMDE HER ŞEY ‘DİNDAR NESİLLER YETİŞTİRMEK İÇİN

MEB’in sorunu “piyasa kuralları” içinde çözme tutumunun bir nedeni de Doğa Koleji gibi “sektör”ün en büyüklerinden bir özel okullar zincirinin çöküşünün, Erdoğan Hükümeti’nin “eğitim strateji”sinin en önemli iki ayağından birinin çöküşünün habercisi olarak kamuoyunda tartışılacağı korkusudur.

Çünkü Erdoğan Hükümeti’nin, “muhafazakar toplum” amacının en önemli dayanağı olan “dindar nesiller yetiştirme” projesinin iki önemli ayağı vardı.

Ki, bu ayaklar şunlardı:

1-) Eğitimin dinileştirilmesi: Bunun için Erdoğan ve partisi;

- Son iki yüz yıl içinde laik ve bilimsel eğitimin kazanımlarının tasfiye ederek eğitim müfredatının dinileştirilmesi,

- Milli Eğitim Bakanlığının Diyanetin ideolojik yönlendiriciliğini altına sokulması,

- Tarikat ve cemaatlerin, yapılan protokollerle MEB okullarında etkin bir biçimde faaliyet göstermesinin sağlanmasının yanında cemaat ve tarikat vakıflarının yurtları ve okullarının her yolla desteklenmesi için devletin bütün imkanlarının seferber edilmesi,

-İmam Hatip okulları her yolla teşvik edilmesi gibi elindeki bütün olanakları kullanmıştır.   

2-) Eğitimin özelleştirilmesi: Bunu da Hükümet;

- Özel okulların açılmasını çeşitli yollardan teşvik ederek,

- Devlet okullarındaki fiziki yetersizlikleri artırıp eğitimin kalitesini her geçen yıl daha da kötüleştirerek,

- Sıkça değiştirilen “sınav sistemi”, “servis”, “yerleştirme” ve “imam hatiplere yönlendirme” gibi sorunları kullanarak öğrencileri (velileri) özel okullara yönlendirerek,

- Devlet okullarında öğretmen maaşları dışındaki her hizmeti paralı hale getirip (ticarileştirip) onu da velilere yıkarak, eğitimdeki özeleştirmeyi sonuna kadar götürerek yapmaya çalışmaktadır.

EĞİTİMİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİ

Erdoğan ve partisinin, “dindar ve kindar nesiller yetiştirme” stratejisinin, “eğitimin dinileştirme” ayağında; tarikat yurtlarındaki taciz ve tecavüze varan skandallar, imam hatiplerin teşvikinin bir işe yaramaması, müfredatın dinileştirilmesinin beklenenin tersine sonuçlar doğurmaya başlaması, PİSA sonuçları,...etrafındaki gelişmeler eşliğinde ,“eğitimin dinileştirmesi” girişimlerinin başarısızlığı kamuoyunda uzunca bir zamandan beri tartışılıyordu.

Ama devlet okullarındaki eğitimin sorunlarının hükümetin izlediği politikanın gereği olarak giderek büyümesi, özel okulların gürültülü propagandası, boyalı cilalı görünümü, “eğitimin özelleştirilmesi”nde işlerin iyi gittiği gibi bir hava oluşturmuştu.

Ancak Doğa Koleji’ndeki skandala dönüşen çöküşle görüldü ki, “eğitimin özelleştirilmesi” ayağında da uygulanan politika çöküşün eşiğine gelmiştir. Üstelik de özel okullar sisteminde geneldeki sorunların Doğa Koleji’ndeki daha derin olduğunun işaretleri de ortaya çıkmaya başlamıştır.

Böylece eğitimin dinileştirilmesi ve özelleştirilmesine karşı çıkan laik ve demokratik, parasız eğitim yanlısı eğitimcilerin bu konudaki haklılığı açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Ki, bu aynı zamanda AKP Hükümeti’nin “beka”cı “tek adam yönetimi” inşası girişimlerinin eğitimde sürdürülemez hale geldiğinin göstergesidir.

Bu sürdüremezliğin sonuçlarının ortaya çıkması, eğitim gibi halkın çok önem verdiği ve gelecek kuşakları da etkiyecek bir alanda kendisini göstermesi, tepkileri de olağanüstü genişletecek ve derinleştirecek toplumsal iklimin oluşmasını da teşvik edecektir.

Yeter ki, laik ve demokratik Türkiye mücadelesinin güçleri gelişmeleri doğru değerlendirsin!

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...