02 Aralık 2019 04:13

Seçimler ve toplumsal mücadele

Paylaş

Geçtiğimiz Pazar Uruguay’da gerçekleşen başkanlık seçimlerinin ikinci turu, 15 yıllık Geniş Cephe iktidarının sonunu da beraberinde getirdi. İlk turda yüzde 40’tan fazla oy alarak birinci sırada yer alan Geniş Cephe’ye karşı merkez sağ ve yeni aşırı sağ partilerin oluşturacağı ittifakın ikinci turda yaklaşık yüzde 6-7 fark atması beklenirken farkın -kesin sonuçlar olmamakla beraber- yüzde 1.2’de kalması Geniş Cephe açısından acı da olsa bir başarı ifade ediyor. Tabare Vazquez tarafından görevden alınan eski Genelkurmay Başkanı Guido Manini Rios’un başkan adayı olup ilk turda ülkedeki dördüncü siyasi güç haline gelen aşırı sağcı Cabildo Abierto Partisinin yükselişinin ise toplumun birçok kesimi tarafından olumlu karşılanmadığı seçimler sonucunda anlaşılmış bulunuyor. Rios’un ikinci tur seçimlerinden hemen önce bir video yayınlayıp ordu güçlerine seçimlerde Geniş Cephe yerine Louis Lacalle Pou’ya oy vermeleri yönünde çağrı yapmasının özellikle orta sınıflar açısından aşırı-sağa yönelik bir eğilim olarak görüldüğü anlaşılıyor.

Her halükarda 15 senelik iktidarın ardından Geniş Cephenin, ülke yönetimini 29 bin oy farkla barışçıl bir biçimde devrediyor olması önemlidir. Geniş Cephe pekala anketler ile yapılan manipülasyona dikkat çekebilir, "Hiçbir şey olmamış olsa bile kesin bir şey oldu" diyerek seçimin meşruiyetini sorgulayabilirdi.

Bölgedeki toplumsal hareketlilik ise Kolombiya’ya sıçramış bulunuyor. Ülkede geçtiğimiz hafta bir gün olarak ilan edilen genel grev bugün için Ivan Duque hükümetine karşı genel bir protesto dalgasına dönüşmüş bulunuyor. Öncelikle iş kanunu ve emeklilik reformuna karşı sendikaların ve öğrencilerin başını çektiği bu protestolar, kadınların, yerli topluluklarının ve polis şiddetine karşı olan tüm kesimlerin birleştiği bir geniş kitleye ulaşmış durumda. Geçtiğimiz yerel seçimlerde merkez partilerin yaşadığı çöküntünün devamı olarak görebileceğimiz bu kitlesel muhalefete karşı Duque hükümetinin hazırlıksız olduğunu söylemek ise zor. Duque idaresi daha genel grev başlamadan önce bu protestoları kriminalize etmek ve sokağı askerileştirmek niyetinde olduğunu açık etmişti. Grevden hemen sonra ise sokağa çıkma yasakları Kolombiya’nın birçok kentinde ardı ardına ilan edilerek askerin sokağa inmesi sağlandı. Ancak tüm bunların Duque hükümetine ve neoliberal politikalarına karşı olan muhalefeti daha da arttıracağını söyleyebiliriz.

Şili ve Bolivya’da ise kitlesel hareketlilik devam ediyor. Bolivya’da de facto idare, polis içerisinde anti-terörizm birimleri kurarak yerli hareketliliğini baskı altına almayı hedefliyor. Seçimlerden sonra uluslararası gözlem talep eden muhalefet, darbe sonrası iktidarı ele geçirdikten sonra ülkeye gelen bağımsız gözlemcilere saldırarak ölümle tehdit ediyor ve uluslararası çevrelerin müdahaleciliğini kınıyorlar. MAS’ın önde isimleri tutuklanırken, sendika ve yerli gruplarının önderleri kriminalize ederken önümüzdeki seçimlerin nasıl adil bir biçimde gerçekleşeceği sorusu ise cari bir soru. Ordu tam anlamı ile sahaya inmiş durumda ve yerlilerin mobilizasyonunu şiddet yoluyla da olsa bastırmaya çalışıyor. Bu arada Bolivya’da da darbe dinamiği aşırı sağın eline Santa Cruz Sivil Komitesine ve Lusi Fernandez Camacho’nun eline geçmiş görünüyor. Seçimlerde ikinci sırada yer alan merkez-sağ kanadın temsilcisi Carlos Mesa’nın yerine Camacho’nun başkan adayı olacağı kanat oligarşi tarafından yavaş yavaş oluşturulmaya başlandı bile.

Şili’de ise 6 haftayı dolduran eylemler polisin ve askeri polisin şiddet eylemlerini arttırması ile daha da kanlı bir safhaya girmiş durumda. Şili’deki durumun artık Pinera hükümeti istifa etmeden düzelebileceğini tahmin etmek ise güç.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa