02 Aralık 2019 04:17

20. yüzyılın ilk yarısında Yahudiler ve spor -2

Paylaş

İki dünya savaşı arasındaki dönemde Viyana’da bir Yahudi’nin alkışlarla karşılandığı tek yer Hakoah stadyumuydu. Adını İbranice “güç” kelimesinden alan kulüp, 1925 yılında Avusturya şampiyonluğunu elde ederken bu başarısını sadece futbolda değil çim hokeyi, güreş ve yüzmede de tekrarlayarak 30 yıl önce atılan tohumların ne kadar güçlü hale geldiğini kanıtlıyordu.

Hakoah’nın kazandığı başarılar Avusturya dışında da büyük ilgi topluyordu. Londra’da West Ham United’ı 5-0 yenen kulüp, Avrupa’nın her yerindeki Yahudiler için bir gurur kaynağıydı. Sıra, bu başarıları Yeni Dünya’ya taşımaya geldiğinde Hakoah’nın yöneticileri tereddüt etmedi. Hakoah için şampiyonluk sonrası sezon ne kadar sıkıntılı geçtiyse 1926’daki ABD turu da o kadar başarılıydı. New York’ta “Yenilmez Yahudiler” olarak tanıtılan kulübün maçları 50 bine yakın seyirci önünde oynanırken, Viyana ekibi burada çıktığı 13 maçta 8 galibiyet aldı.

Hakoah’nın ABD turu, stadyumları doldurup ABD’deki futbol potansiyelini gösterirken maddi anlamda da büyük bir başarı elde ediyordu ki zaten esas amaç buydu. Hakoah’dan sonra 1927’de bu kez Orta Avrupalılarla Filistin’e göç etmiş Yahudi futbolcuları bir araya getiren Maccabees takımı ABD’ye gitti. Turun Otel Pennsylvania’daki lansmanına aralarında Amerika Siyonist Organizasyonu Başkan Yardımcısı Abe Goldberg’in de bulunduğu önemli isimler katıldı. New York Times, etkinliğe dair haberinde “Turdan elde edilecek paranın yüzde 50’sinin Filistin’de Yahudiler için daha fazla arazi satın alınması adına kullanılacağını” yazıyordu.

Hakoah da Maccabees de asla sadece futbol takımları değildi. 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde toplanan 1. Siyonist Kongre’de Köln delegesi Fabius Schach’ın Siyonist jimnastik dernekleri kurulmasını savunurken söylediği gibi amaç “Yahudileri kitap kurdu olmaktan çıkarıp varlık savaşı verebilecek güce ulaştırmak”tı.

Kuruluşundan itibaren Siyonizmi aynı zamanda “Yahudi benliğini ve imajını dönüştürecek” bir akım olarak kurgulayanların başında “Kaslı Yahudiler”in (Muskeljudentum) fikir babası Max Nordau geliyordu. Nordau’ya göre “Siyonizm, Yahudi imajını değiştirecek… ‘Yeni Yahudi’yi yaratacak… Genç jenerasyonun bedensel eğitimiyle yüz yıllardır kayıp olan kaslı Yahudiliği yeniden canlandıracak”tı. Hatta “Sporcu, kendini Siyonizme adama konusunda en yetkin olabilecek kişi”ydi.

Yahudiler, Avrupa ülkelerinde “Kaslı Hristiyanlar” gibi akımlarla 19. yüzyılın başlarında girişilen bu mücadeleye böylece güçlü bir giriş yaparken Almanya’da kurulan ilk ulusal jimnastik derneği de adını Romalılara karşı isyanın lideri Simon Bar Kohba’dan alıyordu.

Siyonizm bu vurgularıyla Yahudilere yönelik aslında bir gerçekliği olmayan hatta ırkçı temellere dayanan “güçsüz, zayıf, spora yatkın olmayan millet” şeklindeki genelleştirmeyi benimsediğini gösterirken buna karşı başlattığı mücadele seferberliğiyle Yahudilerin 20. yüzyılda özellikle Orta Avrupa’daki spor dünyasında önemli bir etkinlik kazanmasının yolunu açmış oldu. Almanya, Avusturya, Macaristan, Çekoslovakya, Polonya gibi ülkeler bu alanlarda başı çekerken ilk yazıda da belirttiğimiz üzere spor, Yahudiler için yaşadıkları toplumlarda kabullenilmenin ve saygı görmenin önemli bir aracı oldu. Aynı zamanda spor, Siyonizmin hedefleri doğrultusunda “Yahudilerin imajını değiştiren”, Filistin’de sonradan işgale dönüşen “arazi satın alımları” için gerekli paranın kazanılmasında kullanılan etkili bir silahtı. Fakat 1930’lara doğru rüzgar tersine dönmeye başladı.

Hakoah ve Maccabees’in kazandığı başarılar sonrası ABD’de kurulan Hakoah All-Stars gibi Yahudi takımları 1929’da patlak veren Büyük Buhran’ın en büyük kaybedenlerinden oldu. Kriz, kulübün taraftar kitlesini oluşturan Yahudi işçilerin bulunduğu sektörleri en ağır şekilde vururken Hakoah organizasyonu da esas amacını yerine getirmek yani “dava adına para kazanmak” üzere Güney Amerika turlarına çıkmak üzere ülkeyi terk etti. Ancak esas felaket Avrupa’da yaşanacaktı ki ilk yazının temelini oluşturan Jeno Konrad’ın Nürnberg’den uzaklaştırılması bunun en önemli örneklerindendi.

Haftaya devam edeceğiz...

Yazıda yararlanılan kaynaklar:
Emancipation through muscles: Jews and Sports in Europe
Jonathan Wilson, The Names Heard Long Ago

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa