20 Kasım 2019 04:13

Özel hayat meselesi

Paylaş

Son iki gün kırk günlük bebeğe pahalı bir yüzük takıp, gösterişli bir mekanda mevlit okutan kadın konuşuluyor.

Kimisi özel hayat olduğu ve kimsenin söz söylemeye hakkı olmadığını söylüyor.

Kimisi kadının başörtülü olduğu için linç edildiğini ve asıl hedefin AKP iktidarı olduğunu ileri sürüyor. Kimisi, bir kamu görevlisinin nasıl böyle para harcayabildiğini soruyor.

Kimisi de Koçların, Sabancıların kapalı kapılar ardında nasıl yaşadığının da sorgulanması gerektiğini vurguluyor.

Özel hayatın gizliliği elbette savunulabilir. Ama, klasik deyimiyle “Çöp konteynerinde ekmek arayan yaşlı kadın ile Demirörenlerin düğünü gibi konuları konuşmak, tartışmak özel hayatın deşifre edilmesi ve gizliliğin ihlal edilmesi sayılmaz. Burada tartışma “ortak pasta” denilen toplam gelirin nasıl paylaşıldığı meselesidir.

Kırk günlük çocuğa yüzük takan ya da Demirörenlerin düğünü, bunları yapanların nasıl para kazandığı ve kimin parasını harcadığı sorusunu gündeme getirir.

Kamuda çalışırken akrabalarına kurdurdukları şirketlere ihale alanlar, üç-beş yerde idare kurulu üyesi gösterilip ballı maaş alanlar, bütün kamu ihalelerinin 4-5 müteahhitte verilip yandaş zengin yaratılması ve gelirlerin paylaşılması, yandaş müteahhitlere ihtiyaç olmayan mega proje icat edip büyük paraların aktarılması ve devletin soyularak, insanların çöpten yiyecek toplar hale getirilmesi herkesi ilgilendirir.

Proudhon “Mülkiyet hırsızlıktır” demiş.

Yunus Emre ise “Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?” diyerek mülkiyetin Allah’a ait olduğunu söylemiş.

İhsan Eliaçık da Müslüman’ın kendine yetecek malında fazlasını dağıtması gerektiğini söylüyor, Kur’an’a atıf yaparak. Gerçi Müslümanların en önemli liderlerinin malına, mülküne baktığımızda bu kurala kimsenin uymadığı anlaşılıyor ama Sufilerde, Caferilerde, Ebu Zer taraftarlarında mülkiyetle ilgili bu tür vaaz yaygın.

O halde hem Müslüman dininin gerekleri açısından hem de mülkiyet meselesi açısından konu tartışılabilir.

Müslümanlığın gerekleri açısından tartıştığımızda elbette işin ucu AKP’ye gidecektir. Çünkü, onlar bütün insanları Müslüman yapma ve Müslümanlığın en eşitçi en adaletli din olduğu iddiasındadır. Pastanın paylaşılması ve malın-mülkün kaynağının sorgulanması açısından tartışıldığında işin ucu yine AKP’ye gidecektir; çünkü pastayı paylaştıran, ihaleleri veren, ballı maaşlara bağlayan da AKP’dir.

Bir zamanlar “Bir yüzüğüm var” diyenler şimdi görgüsüz zamane zenginlerinin yaşadığı debdebeli hayatı konuşanlara “özel hayat” diyorlar.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa