12 Kasım 2019 04:49

'Erdoğan-Trump dostluğu'nun sorunlarla imtihanı!

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibine ABD’ye gitme konusunda bir sorun kalmamış olmasının sevinci yetmiş görünüyor.

Bu rahatlıkla Erdoğan yönetimi, 10 Kasım törenlerini bile iç politika konusuna dönüştürdü, “Eski Osmanlı toprakları da Cumhuriyet de Osmanlı mirasıdır” türünden tarih çarpıtmasına gidildi. Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu eleştirisiyle birlikte törenlerin geçiştirilmesi tercih edildi. ABD ziyaretiyle ilgili olarak ise, iç politikaya seslenerek “10 bin kilometre ötedeki ABD’nin Suriye’de ne işi var?” denmesinin ötesine geçilemedi. Gel gör ki “Suriye’de ne işi var” denen ABD ile Suriye toprakları üzerindeki operasyonlar için anlaşma yapan (Ankara Mutabakatı) tek ülke de Türkiye’dir!

Bu ziyaret daha gündemde yokken; Cumhuriyetçi ve Demokrat Temsilciler meclis üyelerinin ezici çoğunluğu ile çıkardıkları ve Senato’ya gönderdikleri “Ermeni Soykırım Yasası” ve “Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı”yla Erdoğan karşısında Trump’ın elini olağanüstü güçlendirilmişti. Bu kararlara Halkbank davasının ikincisi de eklenerek, Türkiye’nin çok yönlü zorlanacağı bir ortam oluşturuldu.

Erdoğan’ın ABD’ye gideceğinin açıklanmasının hemen arkasından ise, Cumhuriyetçi ve Demokrat bir grup senatör; Erdoğan’ı ÖSO’nun işlediği savaş suçlarının sorumlusu da göstererek ABD’de ağırlanmasına (Erdoğan’ın ABD’ye gelmesine) karşı çıkmışlardı.

S-400’LER YENİDEN GÜNDEMDE!

Erdoğan’ın Trump’ı ziyaretinin iyice yakınlaştığı şu günlerde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert C. O’Brien, CBS televizyonuna şunları söyledi: “Eğer Türkiye S-400’lerden kurtulmazsa muhtemelen CAATSA yasasına uygun yaptırımlar, her iki tarafın da ezici çoğunluğunun desteği ile Kongre’den geçecek ve Türkiye bu yaptırımların sonuçlarını hissedecek. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açıkça söylemiştik. NATO’da S-400’lere, önemli miktarda Rus silah alımına yer yok. Bunu Başkan (Trump), Washington’a geldiği zaman ona (Erdoğan’a) çok açık bir şekilde söyleyecek.”

Bu sözler aynı zamanda Erdoğan’dan isteneceklerin çıtasını da ortaya koydu. Çünkü O’Brian’ın sözlerinden de anılıyoruz ki; Erdoğan-Trump görüşmesi Türkiye’nin “S-400’lerden kurtulması”nı da içeren ABD isteklerinin gölgesinde geçecek. Muhtemeldir ki Trump (Eğer Erdoğan ABD’nin isteklerini yerine getirmek için gerekli çabayı göstermezse) yaptırımların hayata geçirilmesini imzalamaktan başka seçeneğinin kalmayacağını söyleyecektir. Hem de Erdoğan’ın yüzüne karşı!

Bu süreçte ve verili ortamda, Trump’la görüşmeye gitmesi için Erdoğan neler söyledi ve Trump’la görüşmeye nasıl karar verdi, bunu bilmiyoruz ama;

Erdoğan’ın, Mazlum Kobani’nin mektubunu iade etmesi ve “Trump’ın yüzüne karşı” sitemlerini ifade etmesi,Yanı sıra Tel Abyat ve Resulayn’dan kaç YPG’li çıkarıldı, kaçı kaldı; çıkarılamayanlar neden çıkarılmadı, Ankara Mutabakatı’nda verilen sözler neden tutulmadı gibi tartışmaların gündeme getirilmesi de pek kolay olmayacak. Ya da en azından bu soruların görüşmede ne kadar yer tutacağı da çok tartışmalı olacak.

YAPTIRIM TEHDİDİNİN GÖLGESİNDE 

Kısacası Erdoğan’ın Trump’la yapacağı görüşme etrafında yapılan tartışmalar başladığından beri ABD’den gelen haberler, ziyarette Türkiye’nin isteklerinden çok ABD’nin isteklerinin, hatta dayatmalarının öne çıkacağına işarettir.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Başdanışmanı O’Brian’ın; S-400 gibi “olmuş bitmiş”, dolayısıyla artık gündemde olmasının bir anlamı kalmamış gibi görünen bir konuyu tekrar gündeme getireceğini ABD kamuoyuna ilan etmesi de aynı eksendedir. Yani Türkiye’nin S-400 alımı ve Türkiye’nin silahlanmasında Rusya’yı ABD’nin alternatifi yapmaya çalışması gibi sorunlar Erdoğan’ın Trump’la yapacağı görüşmenin merkezine oturacak görünmektedir. Ki, bu durum “Ne var bunda ABD’den de Patriot alır dengeleriz” denilerek geçiştirilecek bir şey değildir. Çünkü, O’Brian, “Eğer Türkiye S-400’lerden kurtulmazsa” diyerek, “alınmış”, “olmuş bitmiş” gibi sözlerle lanse edilen bir sorunu tekrar gündeme taşımıştır. S-400’lerin böyle dile getirilmesi, yanına yaptırımlar ve CAATSA’dan söz edilmesi ise Türkiye açısında geri adım atmanın çok zor olacağı bir dayatmanın göstergesidir.

TRUMP İÇİN EN KOLAY ERDOĞAN İÇİN EN ZOR GÖRÜŞME

Bugüne kadar ABD’yi Türkiye karşısında zorlayan en önemli sorun, Türkiye-Rusya ilişkilerinde Rusya’nın Türkiye için bir dayanak sağlamasıydı.

Ama Suriye krizinin geldiği noktada Türkiye’nin Rusya ile de karşı karşıya gelmesinin işaretlerinin çoğalması, Tel Abyad ve Resulayn arasında (“güvenli bölge” de dahil) Rusya-Suriye güçleriyle Türkiye’nin karşı karşıya gelme ihtimalinin artması ve Trump ziyareti sonrasında Erdoğan’ın “Soçi Mutabakatı”na uymadığı için Erdoğan’ın Putin’le de görüşmeye gidecek olması, ABD’nin elini rahatlatmıştır.

Çünkü ABD böylece bütün Suriye sınırı boyunca Türkiye ile Rusya-Suriye ittifakıyla (sahada da Rusya ile) karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.

İdlib’te ise durum; özellikle Bağdadi, Muhaciri ve Bağdadi ailesine yönelik operasyonlardan sonra kredinin tükendiği bir döneme girmektedir. Rusya ve Suriye rejiminin, varlığına tahammüllerinin iyice azaldığı İdlib’te ise Türkiye ‘nin mevcut durumu savunabileceği dayanaklar da iyice tükenmiştir.   

Bu yüzdende 13 Kasım görüşmesinde Trump’ın eli bugüne kadar hiç olmadığı kadar rahattır. Çünkü bu ziyaret, ABD’nin “Türkiye S-400’lerden kurtulmalıdır” diye başladığı, bu olmazsa devreye sokulacak yaptırımların konuşulacağı bir ziyaret olmaya adaydır. Kaldı ki Türkiye’nin istekleri, Trump’ın “Bunları artık Rusya’yla görüşmelisiniz” diyeceği sorunlar düzeyinde kalmaktadır.

Bu yüzden, “Bu ziyaret Trump açısından Erdoğan’la yaptığı en rahat görüşme olacaktır” ya da “Erdoğan’ın Trump’la yapacağı en zor görüşme olacaktır” demek yanlış olmaz.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa