12 Kasım 2019 04:11

Yakın geçmişle hesaplaşılır mı?

Paylaş

Ülkemizde genel manada, siyasette de sporda da hakim belli bir anlayış vardır. Ağırlıklı olarak, yakın geçmişle hesaplaşmayı sevmeyiz. En uzağa taş atabiliyorsak, o taşa gücümüzü harcayıp; ardından da günümüzde etkisinin olmasını bekleriz. Alternatif tarih saplantılı son yıllarda türemiş bir yığın zatın derdi de temel olarak budur. Yakın geçmişe güçleri pek de yetmediği için, özellikle bilinçsiz nesilleri yeniden şekillendirebilecekleri bir yol seçmişlerdir. Futbolda da bu böyledir, ağırlıklı olarak hep onlarca yıl önceye bakılır; geçmiş dönem rüyaları üzerinden gelecek şekillendirilmeye çalışılır. Oysa bu kadar eskiye gitmeye ne gerek var ki?

Temelde, bu yaklaşıma dışarıdan bakınca insanda şöyle bir hissiyat uyanıyor: Yakın döneme ilişildiği takdirde, ilişenlere dek uzanan bir çirkin ilişkiler sarmalı açığa çıkacak olsa gerek. Hani şu eski şarkıda olduğu gibi: “Ortada kuyu var, yandan geç!”

Nitekim, günü kurtarmak ulusal sporumuz ya bizim; bugünü atlatabiliyorsak düne değil bir hayli evvele bakmamız icap eder. Çünkü bugünün kurtarılmasına giden yolda belki bizim de parmağımız vardır ve özeleştiri, bu topraklarda en az eleştiri kadar nefret edilen ender kavramlar arasındadır.

Fakat bazıları bunu yapmıyor artık. Yakın geçmişin kirini ve pasını akıtacak girişimlerini esirgemiyor. Örneğin Ankara Büyükşehir Belediyesi. Birkaç ay evvel hafriyat gelirlerinden para aktarımının önünü kestiği Osmanlıspor’a yeni bir girişimde bulunan Ankara Büyükşehir Belediyesi, 25 yıllığına bedelsiz olarak Osmanlıspor’a tahsis edilen Yenikent Stadı’nı devraldı; polis ve zabıta eşliğinde kulüp stadyumdan çıkarıldı. Bu yaklaşım bana bir şeyi anımsatıyor… Fakat belirgin bir farkla.

Bundan yıllar yıllar evvel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de İstanbulspor’u idman yaptığı sahadan ayırmıştı. Ancak sahaya beton dökerek. Üstelik sözleşme vesaire şartlarında da hiçbir sorun yoktu, en azından bildiğim kadarıyla. Şimdi sırada Başakşehir ve Başakşehir’e akıtıldığı iddia edilen paraların hesabını sormak varsa; gözler İstanbul’a dönecektir elbet.

Sahi, öyle ya… Osmanlıspor ve Başakşehir yıllar boyunca bu kadar lüks transferleri, Türkiye spor piyasasına göre oldukça yüksek ölçekli sayılan bu giderleri nasıl göz göre göre gerçekleştirdi? Kimse açığa çıkarmayacak mı sandınız?

Yıllardır pek çoğumuz oturduk, yazdık. Bu konulara eğilmek gerektiğini zaman zaman ima yoluyla zaman zaman ise doğrudan belirttik. Şimdi günü geldi, zira artık yakın geçmişle de hesaplaşılabilen bir döneme doğru yaklaşıyoruz. Bu hesaplaşma da şart; şart ki zaten paçasına kadar dökülen futbol ortamımızda en azından merceği biraz olsun gücümüzün yetebileceği ve hesabını sorabileceğimiz yerlere tutalım. Nasıl ki Gaziantepspor’un eski başkanı, kulübün elektrik borçları nedeniyle hapse girerken yapay Gaziantep takımı Süper Lig’de koşar adım ilerliyorsa ve bu ‘orijinal’ Gaziantepspor’u batıranlar da bir gün, gün yüzüne çıkacaksa… Biz bu tarz hesaplaşmalara odaklanalım.

Zalad’ın yediği gollerin hesabını sormak da hobi olarak kalsın!

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa