22 Ekim 2019 04:00

Erdoğan Putin’den Soçi’de ne isteyecek?

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün, Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşecek.

Görüşmenin gündemi belli: Türkiye’nin “Fırat’ın doğusu”na yaptığı operasyon ve bölgede Fırat’tan Irak sınırına kadar olan bölgede 32 kilometre derinliğinde bir “güvenli bölge” oluşturmak için Putin’den “destek” almak!

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Putin’le şimdi Suriye ordusunun kontrolünde olan Menbic ve Kobani’nin durumunun da konuşulacağı belirtiyor.

Suriye’de son birkaç hafta içinde sahadaki güç ilişkilerinin önemli ölçüde değişmesi ve ”güvenli bölge” konusunda Türkiye’nin ABD ile vardığı anlaşma dikkate alındığında, bu görüşmenin, her yıl üç-beş kez yapılan alışılageldik Erdoğan-Putin görüşmelerinden farklı bir öneme sahip olduğu açıkça görülmektedir.

Erdoğan-Putin’in görüşmesi ihtiyacı, geçtiğimiz hafta ABD ve Türkiye arasında Ankara’da yapılan, “güvenli bölge” ile ilgili anlaşmadan sonra ortaya çıktı. Çünkü ABD tarafı, Türkiye’nin askeri harekat başlattığı Tel Abyad ve Resulayn (Serekaniye) arasındaki bölge dışındaki girişimleri için “Bu bölgeler için Rusya ile görüşmelisiniz” diyerek, topu Putin’e atmıştı.

ERDOĞAN, PUTİN’DEN BAŞLICA İKİ İSTEĞİ

Çünkü, Ankara’da görüşmeler başlarken, Rusya’nın arabuluculuğu ile SDG ve Suriye yetkilileri arasında varılan bir anlaşmaya uygun olarak, Rusya’nın desteğindeki Suriye ordusu, “Barış Pınarı” harekatının hedeflerinden olan Menbic, Kobani, Kamışlı gibi önemli merkezlerde kontrolü ele almış; ABD’nin boşalttığı üslere de yerleşmişti.

Dahası Tel Abyad ve Serekaniye arasındaki bölge için ABD ile Türkiye anlaşmışlardı ama bu topraklar resmen Suriye toprağı olduğu için, Suriye’nin ve onun en yakın ortağı Rusya’nın ne diyeceği belli olmadan sorun çözülmüş olamazdı!

Putin ve Erdoğan bugün Suriye sahasındaki bu önemli gelişmelerin gölgesinde görüşecekler.

Bu görüşmede Erdoğan, Putin’den başlıca iki şey isteyecek:

1) Erdoğan en başta, Suriye ordusunun, Suriye-Türkiye sınırı boyunca yerleşmeye başladığı Menbic, Kobani, Kamışlı gibi sınır bölgelerinden çekilerek bu bölgeleri ÖSO ve TSK’ya devretmesini; bu istek kabul edilmezse, Suriye ordusunun bu bölgedeki SDG güçlerini silahsızlandırıp “güvenli bölgenin sınırı” olarak öne sürülen 32 kilometre daha güneye çekilmelerini sağlanmasını isteyecek.

2) ABD ile yapılan anlaşmaya Rusya tarafından da “olur” verilmesini, dolayısıyla “Barış Pınarı” harekatının Rusya tarafından da meşru kabul edilmesini sağlamaya çalışacak.

PUTİN, TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ GİRİŞİMLERİNE GÖZ YUMAR MI?

Putin’in, Suriye politikasında Türkiye’ye karşı bugüne kadarki ana tutumu, Türkiye’nin ABD ile çelişkilerini artırarak batı bloğundan koparılması, en azından kavgalı hale gelmesi için adımlar atmak biçimindeydi. Kuşkusuz bugün de Putin bu tutumunda ısrar etmektedir ve daha da edecektir. Ancak öte yandan Putin, Suriye krizine siyasi bir çözümün baş aktörü olarak, Türkiye’nin Suriye topraklarına yerleşip, yeni bir sorun kaynağı olmasını da istememektedir.

Gelinen aşamada Türkiye’nin Suriye topraklarındaki pozisyonuna ilişkin olarak Putin, “Barış Pınarı” harekatından kısa süre önce, “Suriye topraklarında yasa dışı olarak bulunan bütün güçlerin çekilmesini” istemişti. “Barış Pınarı” harekatına ise Putin ve Rusya, ABD ile Türkiye’nin arasındaki gerilimleri artırdığı sürece ses çıkarmadı. Ama sonrasında Türkiye’nin tutumuna onay vermediği gibi SDG ile Suriye Hükümetini anlaştırarak, “Barış Pınarı” harekatının batısından, doğusundan ve güneyinden kuşatılması için elinden geleni yaptı.

Şimdi; hele de Suriye ordusunun denetimindeki bölgelere TSK ve ÖSO’nun yerleştirilmesine Putin’in onay vermesi beklenemez. SDG’lilerin sınırın 32 kilometre güneyine çekilmesini, bu konuda Suriye ordusu ve Rusya’ya sorumluluk verilmesini kabul etmesi beklenir bir şey olmaz.

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİNİN GİRDİĞİ MECRAYI DA GÖRECEĞİZ

Türkiye Rusya ilişkilerinde gelinen yeri kimi yorumcular, “dananın kuyruğunun kopacağı yer” olarak tarif etmektedir.

Suriye sahasında gelinen yere bakıldığında bu yorumun çok da yanlış olmadığı söylenebilir. Ancak Putin’in siyaset tarzı ve Erdoğan hükümetlerinin gayretlerine karşın Türkiye’nin bölgedeki önemi, bölgede ABD ile karşı karşıya gelme potansiyeli taşıyan tutumu sürdüğü sürece, Türkiye ile ipleri koparacak bir adım atmayacağını söylemek yanlış olmaz. Ama bunu Erdoğan ve Hükümeti’nin Suriye sahasındaki amaçlarını gerçekleştirmesine göz yummaya kadar götürmesi de beklenemez.

Çünkü Suriye krizinde bir çözüme varmasında, sözcüğün popülerleştirilen biçimiyle, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması”nda en önemli engel olarak Türkiye’nin Suriye topraklarının bir bölümünün üstündeki askeri kontrolü kalmış görünmektedir.

Hele de ABD’nin Suriye’den çekilmesi ve Suriye yönetimiyle SDG arasında yapılan anlaşmadan sonra!

Bu yüzden Putin’in Türkiye’nin, Suriye topraklarında yerleşerek uzun yıllar boyunca burada kalma amacının önünü açacak girişimlerine “evet” demesi beklenmemektedir.

Bugünün sonunda, Putin-Erdoğan görüşmesinin sonrasında, Putin’in nasıl bir tutum alacağını göreceğiz.

Tabii, Türkiye-Rusya ilişkilerinin bundan sonraki seyrini de!

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa