17 Ekim 2019 04:30

Erdoğan’ın Suriye politikasının orta direği çöktü!

Paylaş

Suriye sahasındaki güç dengeleri ve güçlerin mevzilenmesi hali son iki-üç gün içinde hızla değişti.

Rusya’nın Suriye’deki hava üssünde bir araya getirdiği, SDG ve Suriye rejimi temsilcilerini anlaştırdığı kesinleşirken, Suriye Ordusu’nun kuzey sınırına doğru harekete geçtiği ve Menbic’in Suriye Ordusu’nun kontrolüne geçtiği ortaya çıktı.

Oysa daha Azerbaycan’da giderken Cumhurbaşkanı Erdoğan, SGD ile Suriye rejiminin anlaştığını, Suriye Ordusu’nun Menbic’e ve Kobane’ye gireceği haberlerini soran gazetecilere, “Bunlar dedikodu” diyerek geçiştirmişti.

Nitekim Erdoğan, dün partisinin grubunda yaptığı konuşmada, “Ey batı”, “Ey Arap ligi” diyerek, Suriye politikasını savundu. Ama birkaç gün öncesindeki gibi o zafer kazanmış komutan edasıyla değil, ama gadre uğramış bir siyaset insanı gibi konuştu.  

DEDİKODU BİR GÜN SONRA GERÇEK OLDU!

Bakü’deki Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat'ın doğusuna düzenlenen operasyona ilişkin "Menbic'den Irak sınırına kadar olan bölgeyi güvenli hale getireceğiz. Operasyon hedefine ulaşıncaya kadar devam edecek” dediği sırada Suriye Ordusu Türkiye sınırında konuşlanmaya başlamıştı bile.

Ancak bu konuşmadan sonra Türkiye’ye dönüşünde, “Dedikodu” dediği şeyin iki gün içinde gerçek olması karşısında Erdoğan; Menbic’in Suriye Ordusu’nun denetimine geçmesini, “Çok çok da kötü değil. Yeter ki teröristlerden temizlenmiş olsun!” diyerek yanıtlamadı.

Böylece Erdoğan, Rusya’nın desteğindeki Suriye Ordusu ile çatışmaya niyeti olmadığı gibi, Suriye ve SDG arasındaki anlaşmayı da tanıyacağını da belli etmiş oldu.

Öte yandan Trump, rutin hale getirdiği Türkiye’yi tehdit etmeye devam ettiği gibi, ABD Savunma Bakanı Mark Esper de "Türkiye'nin tek taraflı eylemi sorumsuz ve düşüncesizce. IŞİD'in potansiyel dirilişi, olası savaş suçları ve büyüyen insani kriz dahil sonuçlarının tüm sorumluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a aittir" diyerek, Türkiye’ye baskısını sürdürüyor. Ancak Esper, Trump’ın SDG ile ateşkes çağrısına Erdoğan’ın, “Biz teröristlerle asla ateşkes yapamayız” dediğini de belirtiyor.

SON BİRKAÇ GÜNDE ORTAYA ÇIKANLAR

Gelinen yerde şunlar açıkça ortaya çıkmıştır:

1-) SDG kendisini feshedip Suriye ordusuna katılacak.

2-) Türkiye-Suriye sınırının Suriye Ordusu’na devredilecektir ve Afrin de anlaşmanın kapsamındadır.

3-) SDG ve Suriye rejimini anlaşması Rusya’nın arabuluculuğu ile gerçekleşmiştir.

4-) Türkiye ile Suriye arasında Milli Savunma, Dışişleri bakanlıklar ve istihbarat örgütleri arasında sürekli görüşmeler yapılmaktadır. Savunma Bakanı Akar da görüşmeleri doğruladı. Öyle görünmektedir ki, yakında Türkiye Esad rejimiyle diplomatik ilişkileri yeniden kuracaktır!

5-) ABD’nin Suriye denkleminden çıktığı söylenemez. Tersine ABD, Ortadoğu’daki varlığı ve çok yönlü etkisiyle, Cenevre toplantılarıyla Suriye krizinin içinde olacağı da tartışılmazdır.

BAŞLICA ÜLKELERİN DEĞİŞEN MEVZİLERİ

Son birkaç gündeki gelişmeler şunları açıkça gösterdi:

Rusya, Suriye’deki baş aktör: Rusya Suriye sorunda başlıca aktör olarak öne çıkmıştır. Gerek Suriye gerekse Türkiye, Rusya ne derse ona boyun eğmek zorunda kalan iki ülkedir. Rusya Türkiye’nin askeri harekatına göz yumarak, SDG’yi rejimle anlaşmaya zorlamanın dayanağı olarak kullanmıştır. Suriye krizinde yaptığı girişimlerle Rusya sadece Suriye krizinde değil Ortadoğu’da, hatta dünyada da itibarını ve gücünü artırmıştır.

ABD Türkiye’yi Rusya’dan koparacak bir noktaya çekti: ABD, Suriye krizinde Rusya’nın bu dominant durumunu kabul ederken, Türkiye’nin NATO çizgisine dönmesi, batının desteği olmadan ne Rusya ile ne de ekonomik olarak ayakta kalamayacağını görmesini sağlayan girişimlerle, orta vadede Türkiye ile ilişkileri kendi lehine döndüreceği bir pozisyon edinmiş görünmektedir. “Yaptırımlar” ve "tehditler" Erdoğan yönetimi terbiye etmenin aracı olarak kullanılmaktadır.

Suriye rejimi Türkiye karşısında önemli bir adım attı: Suriye rejimi SDG ile anlaşma ile onun kontrolündeki bölgeyi kendi kontrolüne alabileceği bir adım atarak, bundan sonraki gelişmelerde daha da aktif olacağı bir konuma gelmiştir. Bunun devamını Afrin ve İdlib’te de göreceğiz.

Türkiye’nin Suriye stratejisinin ipliği pazara çıktı: Suriye’deki paylaşım savaşından Rusya ve ABD arasında salınma üstüne kurulan Suriye stratejisinin, arasında salınan “kutuplar”dan birisinin (ABD’nin), “Ben aradan çekiliyorum” demesiyle orta direği kırılmıştır. Türkiye, bu gelişmeler içinde stratejisi çöken ülke konumuna düşmüştür. Bu yüzden de gürültülü zafer naralarıyla başlatılan süren askeri harekatın ayağını altındaki halının, Rusya ve Suriye tarafından çekilmesiyle yürütülen askeri harekat pratikte de amaçsız hale gelmiştir. Dahası bu son gelişmeler, Putin’in bu son harekatın hemen öncesinde, “Yasadışı olarak Suriye’de olan bütün askerlerin çekilmesi”ni isteyen açıklamasıyla da birleştiğinde, Türkiye’nin sadece “Barış Pınarı” ile ele geçirildiği söylenen bölgeden değil Afrin’den de çekilmesinin de gündeme geldiğini göstermektedir. Kuşkusuz bu durum, operasyonun kendi partisinin içinde muhalefeti dizayn etmenin aracı olarak kullanan Erdoğan’ın bütün hesaplarını bozduğu gibi, zaten büyük itibar yitiren, halk indinde de artık destek bulmadığı da açıkça görülen “beka” torbasına konan “şoven milliyetçilik” ve “cihadist dinciliğe” de darbe olacak gelişmelerin önünü açacağını söylemek yanlış olmaz.

Önümüzdeki günlerde bu gelişmelerin dış ve iç politikadaki, ekonomideki yansımalarını daha da açıkça göreceğiz. Demokrasi güçleri bu gelişmeleri dikkatle izlemek ve görevlerini de yenilemek durumundadırlar.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa